• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Samsun 29 °C
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Samsunspor'dan kadın taraftarlara "55" liradan kombine satışı
  • Samsun Haberler.Tv
  • ALO HABER: 0541 950 50 00
  • Samsunspor'dan kadın taraftarlara "55" liradan kombine satışı
  • Samsun Haberler.Tv
  • ALO HABER: 0541 950 50 00

MÜNKER VE NEKİR MELEKLERİ….

Sami Kesmen

Hiç gereği yokken zaman zaman bir takım tartışmaların gündem oluşturduğu ve insanların kafasının karıştırıldığı görülmektedir. Böylesi zamanlarda ilahiyatçıların ve kanaat önderlerinin konuyu sakinleştirecek ve kadim bilgiyi paylaşarak ortamı rahatlatacak bilgiler paylaşma yerine, günün akışına uyarak söylem geliştirdikleri, toplumun bir kısmını da manipüle ettikleri bilinmektedir. Konu İslami kabullerle ilgili olunca da herkes de bir şeyler söylemektedir. Bir kısmı Kur’anın mealini okuyarak konuya açıklık getirmeye çalışmakta, kimisi de akli değerlere göre izahlar yaparak konu hakkında görüşlerini sunmaktadır. Meleklerin görevleri ve kabir hayatının muhtevasıyla ilgili konu da bu kapsamda belki en çok gündem oluşturulan başlıklardandır. İtikadi bir değeri olmayan bu başlıkların tartışma konusu yapılması insanların birbirine karşı tepki oluşturmasına kadar ilerleyen bir sonuca varmaktadır. Meleklerin varlığına inanmak itikadi değer açıdan yeterlidir. Ancak Kur’an ve sünnet değerlerinden hareketle meleklerin görevleri konusunda bir sonuç ortaya koymak da yanlış bir durum değildir. Yeni oluşan bilgi ortamında konunun yeniden değerlendirilip izahının, elde edelin bilgi muhtevasına göre yapılması da sorun değildir. Ancak, kadim bilgiyi ve bin beş yüz yıllık kaynaklara dayalı kabullerin tamamının yok olduğunu söylemek bu kadar yüz yıllık zaman içinde yaşamış ve akıl yürütüp mürekkep yalamış alimlerle alay etmek olur.

İmanın şartlarından bir tanesi Meleklere inanmaktır. Meleklerle ilgili Kur’anda ve Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinde geniş ve detaylı bilgiler vardır. Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail büyük melekler olarak bilinir. İnsanların günah ve sevaplarını yazan Kiramen Katibin melekleri vardır ve bu meleklerin varlığı Kur’an ayetleri ile sabittir. Ölümden sonra sorgu melekleri olarak bilinen Münker ve Nekir melekleri de mevcuttur. Ehli Sünnet itikadına göre Münker Nekir melekleri ölen kişiye Rabbını, Peygamberini, Dinini, Kitabını sorarlar.

Bazı İlahiyatçılar söz konusu meleklerin varlığı ile ilgili Kur’ani bilgi olmadığından bahisle itiraz etseler bile, ehli Sünnet alimlerine göre Münker ve Nekir melekleri vardır. Ebu Hureyreden rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ölü defnedildiğinde, iki melek gelir. Bunlardan birisine Münker diğerine Nekir denir. Tirmizide geçen bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz; “Eğer ölen kişi münafıksa, sorulan sorulara “herkes ne söylüyorsa ben de onu söylüyordum” der. Sonra onu toprak sıkıştırır, kaburga kemikleri birbirine geçer. Tekrar diriltilinceye kadar azap edilir” buyurmuştur. Ehli Sünnet Alimlerine göre bazı ayetlerin Münker ve Nekir melekleri ile onların yaptıkları sorgulamaya işaret ettiği belirtilir ve Münker Nekir’in sorgulaması Kitap ve Sünnetle sabittir denir. İbni Mace’de geçen bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz; “Ölü mezara konulur. Salih kişi kabrinde endişesiz ve korkusuz oturtulur. Ahmet B. Anbelden rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz; "Bu ümmet kabirlerinde imtihan edilecek. İnsan defnedilip arkadaşları ondan ayrılınca, bir melek gelerek onu oturtur ve ona sorular sorar, kişi mü'min ise; "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in, Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet ederim" diye cevap verir. Ehl-i Sünnet'e göre Münker ve Nekir'in kabirde ölüyü sorguya çekmeleri haktır. Kabrin sıkması ve azabı haktır. Bu, bütün kâfirler ve asi bazı mü'minler için geçerlidir.

Kabir azabının olup olmaması, kabir hayatının dünyada iken bilinip bilinmemesi eğer Müslümanın yaşam şeklinde güzellikler sağlayacaksa bunların üzerinde durulması faydalıdır. Ama, Müslümanlar arasında fitne ve fesadın oluşmasına neden olacaksa böylesi tartışmalar çok yersiz ve gereksizdir. Kulak misafiri olduğum bir ortamda yazımıza başlık yaptığımız bu konunun taraflar arasında gereksiz bir tartışmaya döndüğüne şahit olduğumda çok üzüldüm. Bilgi olmadan duyumlara ve akli izahlara dayanarak yapılan tartışmadan, dostların bir birine küserek ayrıldıklarını gördüm. Biz ilahiyatçıların böyle konularda çok hassas olmalarının ve gerekli izahları yaparak toplumun kamplaşmasına engel olmalarının gereğine daha fazla inandım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim