• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

MEĞER EMİR “BÜYÜK YERDEN(!) VERİLMİŞ…

Ali Kayıkçı

*    “Kişi, kavmini sevmekle suçlanamaz”,  “Arab’ın Acem’e, Acem’in Arab’a da bir üstünlüğünün bulunmadığı, üstünlüğün ancak takvâ ile olduğu…” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)              *     Hazret-i Ömer “radiyallahü anh”ın deyişiyle, “İzzet ve fâzilet üstünlüğü”nü kişi zaten “Müslüman olmakla” elde etmiştir. Kalan fark, ancak “takvâ”dan ibarettir.                                                                                                                             *     “Bu topraklar üstünde bir tek millet vardır: Muhtelif soy unsurlarının uzun bir tarih vukuatı ve istihaleleri içinde ve birçok ruhî ve içtimaî faktörlerin yumruğu altında yuğrulup Türk ekseriyetinin kanı, inanı ve kültürile kaynaşmasından hâsıl olan ve ülke hudutları Lausanne muahedesiyle çizilen bugünkü Türk milleti.”  (Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil; Türkçe Meselesi)                                                                         *   “1930’lar milliyetçiliğinin ırkçılığa yaklaştığı, ilmî temellerden uzaklaştığı iddia edilebilir. Ancak daha ağır hata, din unsurunu bertaraf eden bir milliyetçilik anlayışıdır ki, bu Türk milliyetçiliğinde mümkün değildir. Zira İslâm olmaksızın Türk milliyeti düşünülemez.” (Yılmaz Öztuna-Türkiye Gazetesi, 23.10.1994)                                                                         *    “Dünyanın neresinde olursa olsun, bir ABD vatandaşına yapılan haksızlığı, bütün ABD milletine yapılmış kabul ederim.”  (Kennedy-ABD Devlet Başkanı)                                                                                                                            *   “Dünyanın neresinde bir Fransız vatandaşı yaşıyorsa, bilinmelidir ki, bütün Fransız milletinin kalbi, o Fransız vatandaşının kalbiyle birlikte atmaktadır.”  (General de Gaulle- Fransa Cumhurbaşkanı)                                                      *    “Biz, her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına almış bir iktidarız.”  (R. Tayyip Erdoğan-Başbakan: Kızıltepe/Mardin)                                                                                                                                                                            *     “Bazı yazar ve –maalesef- devlet adamlarımızın düşüncesizce sarf ettikleri, iç ve dış düşmanlarımızı sevindirecek ve onların bâtıl dâvâlarına dayanak olabilecek kelime ve tabirler var. Bunlardan biri de ‘Anadolu Mozaiği’  ifâdesidir” (Muhsin Bozkurt-Erciyes Dergisi; Ağustos 2001, S. 405, s. 9)                                                                                                                 *     “Anadolu insanı”na, “mozaik” diyen kişiler/Ben ne kum’um, ne de çakıl; “taş kafa”da sende akıl;                                    Soy-sopum olsa da ayrı, yüce “dîn”im “etnik” siler/“Beton”laştık “arme” olduk, olduk aynı Allah’a kul;                         “Kitap” ve “Peygamber” aynı, duâlar hep “birlik” diler…/“Türk yurdu”mun insanına, “mozaik” diyen yanılır;  Bunu duyan şer odaklar, bölük-pörçük şeyler sanır/“Şeref-şan” Müslümanlıkta, bunu ona Rabbim tanır… “Beton”laştık “arme” olduk, olduk aynı Allah’a kul/“Câmi” hem bir “secde yeri”, hem de “din-i bütün” okul… “Güzel ülkem insanı”na, “mozaik” diyen bilsin ki/“Vatan”ımız birdir bizim, ayrılık fikrin silsin ki;                   “Devleti” bir, “bayrağı” bir; “bayramlar”da irkilsin ki/“Beton”laştık “arme” olduk, olduk aynı Allah’a kul;     “Şehîd” bizim, “gâzi” bizim, ana-baba, yetimle dul…/“Son toprağım insanı”na, “mozaik” diyen her kimse;                              Altı-üstü ay-yıldızdır, düşülmez asla yeise/Rabbim “mü’min kardeş” demiş, Hucûrat-10 kaynak bize…                      “Beton”laştık “arme” olduk, olduk aynı Allah’a kul/KAYIKÇ’Ali Hamsiköy’lü, Beşikdüzü’nden de Kukul… (Âşık Derebahçeli-Hem Okudum Hem de Yazdım/3, s. 384 )                                                                                                                            *    “Türk Milletinin kadim vatanı Anadolu, yakın tarihinin en ağır sancılı dönemlerinden birini yaşıyor. Birkaç yıl öncesine kadar aklımızdan geçmeyecek olaylar, eylemler ve sözlere muhatap oluyoruz. En az 1000 yıldır Batılıların da Türkiye diye adlandırdığı bu topraklarda Türk’ün varlığı tartışılır hâle getirilmiştir. Yeni Anayasa tartışmaları ‘sivilleşme’ adı altında halkın kabulünü artırmaya dönük bir metotla Türksüzleştirme operasyonuna dönüşmüştür. İdeolojisiz devlet, demokratikleşme gibi kavramlar istismar edilmektedir. Hâlbuki ideolojisi olmayan devlet dünyada yoktur. Bu ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyanlar, Türkiye’de yaşayan halkın yüzde 90’ını Türklerin oluşturduğunu unutmamalıdır. Bu gerçeğin ışığında Türk milliyetçiliğini ve Türklüğü reddetmek, Türk’e dair ne varsa reddetmek demektir.” (Prof. Dr. Sayın Mehmet Öz-Türk Ocakları Genel Başkanı)                                                                                                                                              *    “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:/Gelmişiz dünyâya milliyet nedir öğretmişiz!..” , “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez/Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”  (M. Âkif Ersoy-Safahat)
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
“Yeniçağ Gazetesi”nin 19 Kasım 2015 günlü nüshası 9. sayfasında “Sn. Arslan Bulut”un makâlesi, 20 yıl öncesinden temelleri atılan bir sinsî faaliyeti hâtıra getirmekte ve iki sene kadar evvelki bir tarihte “Sn. R. Tayyip Erdoğan”ın Başbakan iken yaptığı “talihsiz bir konuşma”da, “kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü” gözler önüne sermektedir… 
Yıl 1995’tir. “Avrupa Birliği”, Hollandalı tarihçi “Eric Zürcher”e “Türkiye’nin Modern Tarihi” adını taşıyan, ısmarlama bir kitap yazdırır. Zürcher bu kitabında, “Tekelci bir şekilde Türk dili ve kültürüne bağlı bir milliyetçilik yerine, vatandaşlığa bağlı yeni bir milliyet kavramı yaratmak gerekir” ifadesini kullanır.
Ardından da bunu âdeta bir “emir” kabul etmişçesine bâzı isimler ve onların “eylem ve söylemleri” bir bir ortaya çıkmaya başlar:
“Doğu Erdil”; “Doğu Raporu” adlı inceleme-araştırmaya dayalı çalışmasında,  “Türk milleti/ulusu” yerine “Türkiye milleti/ulusu” denilmesini ister. Peşinden de  “Tek ortak kimlik, Türkiye vatandaşlığıdır” diyerek “Türklük etnik bir olgudur” iddialarını tekrarlar. 
“APO” denilen “Abdullah Öcalan” da 2004 yılında “Kültürel kimliklere dayalı, bunu tanıyan bir ulus reformu öneriyorum. Vatandaşlık, kültürel kimlikleri kabul eden, kendi kültürel varlıklarına dayalı ulus vatandaşlığıdır. Herkesi zorla Türk saymak yerine, Türkiyeli ya da Türkiye ulusu vatandaşı… Türkiyeli ulus kimliği, üst ulus kimliğidir. Hepimizi bağlayan bir Türkiyeli ulus kimliği ancak böyle yaratılabilir.” şeklinde, onlara “paralel/kopya fikirler”  açıklar.  
Aynı sene Başbakanlığa bağlı “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu”ndan da “Tek kültürlü ulus-devlet modelinin insan haklarını göz ardı eden boyutu yerine, çok kültürlü, çok kimlikli, özgürlükçü ve çoğulcu yeni bir toplum modelinin esas alınması” şeklinde “paralelcilerin paralelinde tavsiye”ler ortaya atılır.
“AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı” da “Anayasayı değiştireceğiz ve vatandaşlıktaki Türklük tanımını kaldıracağız. Yoksa demokratikleşmeyi yapamayız. Vatandaşlık tanımı da değiştirilecek. Herkes kendi etnik kökenini ifade edebilecek ve üst kimlik olarak ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyecek. İşte bu, sorunu çözer” diye “teşhisi(!)”ni koyar.
Ve en nihayetinde de “HDP Milletvekili Leyla Zana” TBMM Kürsüsünden yaptığı “Milletvekilliği yemini” sırasında malûm şekilde “Türk milleti” yerine “Türkiye milleti” ifadesini kullanır. 
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Şimdi bu noktada şöylece bir geriye doğru yaslanalım ve bize bu “zokayı yutmamız tavsiyesi”nde bulunan “AB”nin kendi içindeki bâzı “etnik unsurlara” şöylece bir göz atalım, diyoruz:
 “Üstâd Şâir ve Yazar Yavuz Bülent Bâkiler”; “Türkiye Gazetesi”nin 2 Kasım 1996 günlü nüshası 13. sayfasında şunları dile getirmişti:
“Aptal Fransızlar, Kürdoloji enstitüleri kuruyormuş. Bizim Kürdümüzden Fransızlara ne? Fransa kendi ülkesinde yaşayan Almanlara, İtalyanlara, Brotanlara, Katalanlara, Flamanlara, Basklara… neden enstitüler kurmuyor da onları Fransızca eğitimden geçiriyor? Fransa’da devletin resmi dili neden yalnızca Fransızca?
İngiltere, demokrasinin beşiğiymiş öyle mi? İngilizler bizim içimizi karıştıracaklarına kendi ülkelerindeki Galler, Mansklar, Şetland’lar, Orkneyler, Ersc’ler için enstitüler açsalar ya?”
“AB” ülkelerinin ikisinde durum böyle de değerleri farklı mı sanki? Onların içerisinde de pek çok etnik unsur bir arada, fakat o ülke adıyla anılarak pekalâ hayat sürdürmekte. Peki, Okyanus ötesi ABD’de durum nasıl diye soracak olanlara da yine “Üstâd”ın kaleminden işte cevabı:
“Amerika’da 30 milyon zenci var. 10 milyon İspanyol, 8 milyon İtalyan, 5 milyon Rus yaşıyor. Fransızları, Macarları, Romenleri, Yahudileri, Çekoslovakları, Finleri, Flamanları, Çinlileri, Ermenileri, Türkleri… saymıyorum. Bu Amerika’nın resmi dili İngilizce değil mi? Amerikan vatandaşlığına geçmek isteyen bir yabancıya önce İngilizce ve Amerika tarihini öğretmiyorlar mı?”
 S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Şimdi bu noktada bir şeyi daha mısra mısra hâtırlatmakta fayda var, diyoruz ve ardında da şunlara dikkat çekmek istiyoruz:
    = = =   (1)  = = =             
Birileri bu yurdu “Anatolia” yaptı; 
“Anadolu” diyenler, hep birden toprak mıdır?
Yüksek tahsil önünde, “makam ve kürsü” kaptı; 
“Millet/Milliyet” sözü, kara mıdır ak mıdır?
Direksiyon kıran var, nicesi yoldan saptı…

“Millet/Milliyet” diyen, önderdi-lider oldu; 
Ehl-i salip perîşan, varmadan heder oldu;
Halkımız bütün oldu, peşinden gider oldu…
 “Millet/Milliyet” sözü, kara mıdır ak mıdır?
Başbakan bir konuştu, millete keder oldu…

Fransız ve İngiliz, Rus ile malûm Alman; 
Her biri millet iken, Türk değilmiş anlamam; 
Böyle yanlış fikirden, yanlış sözden el-âman!..
“Millet/Milliyet” sözü, kara mıdır ak mıdır?
“Türk Ocağı”n cevâbı, satır satır pek yaman…

“Kavmini sevmek” başka, “kavmiyetçilik” başka; 
“Kafatasçı zihniyet”, “Ce’Pe”yle çıktı Ârş’a; 
“50 öncesi” yıllar, “İnönü” bastı marşa…
“Millet/Milliyet” sözü, kara mıdır ak mıdır?
“Ulusal düttürü”ler, güfte olmuştu marşa…

Tarih bana “Türk” diyor, ben “Türk milliyetçisi”;
“Ay-yıldız”ın âşığı, sınırların bekçisi; 
Ne “AB” hayranıyım, “ABD” destekçisi…
“Millet/Milliyet” sözü, kara mıdır ak mıdır?
“Mozaik” ol dediler, Obama niyetçisi…

Söyle DEREBAHÇELİ, yüzde 90 dinliyor; 
Sade “Türkiye” değil, kıt’alar “Türk” inliyor; 
“Millet” için “milliyet”, halkım seni anlıyor…
“Millet/Milliyet” sözü, kara değil ak imiş; 
“Müslüman Türk Milleti”, “tarihte” berrak  imiş…                                                                                                 = = =   (2)  = = =                                                                                                                                           Elin gâvuruna bak, “millet/milliyetim” der; 
“Erdoğan”ın dediği, “40 kalıp sabun”luktur; 
Onlarda başucunda, bizde ayakaltı yer;  
Bu nasıl hitâbettir, nasıl sorumluluktur?..
Dedem Korkud divanda, Göktürklere  hesap ver!..

Elin gâvuruna bak, “milliyetçi” sevgiye; 
Öven elbet övülür, mazhar olur övgüye; 
Bizde “şakşakçı grup”, alkış tutar ne diye?..
Bu nasıl hitâbettir, nasıl sorumluluktur?..
İsrail mi kim verir, takar yeni hediye?..

Elin gâvuruna bak, “milletin kalbi” diyor; 
“Millî rûh ve heyecan”, aşılayıveriyor; 
“Erdoğan”ın lisanı, yerden yere vuruyor…
Bu nasıl hitâbettir, nasıl sorumluluktur?..
Tekzip edilir sandık, aynı yerde duruyor…

Elin gâvuruna bak, alkış neye ve kime; 
Şubat 2013, notlar düştü takvime:
Dil uzattı Başbakan, milliyetçiliğime…
Bu nasıl hitâbettir, nasıl sorumluluktur?..
Ceza kesmek istedi, kalbi yucâ sevgime…
    = = =   (3)  = = =     
“50 yıllık” bir “aşkımız” var hani;
“AB” derler, “serap” gibi tutulmaz;
“Türk Milleti, olsun” diyor “bir fani…”
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“PKK’lı kalem” gibi bir cani…

“Dil ve kültür, milliyetçi olmasın;
Vatandaşlık bağı boşta kalmasın;
Anayasa, böyle aynı kalmasın!..”
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“Emre uyan, Allah’ından bulmasın!..”

“Amerika”; “Zenci”si var, “İtalyan”;
“İspanyol”u, “Rus”ları var, “Flaman”;
“Fransız”ı, “Macar”, “Romen” bitamam…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“Ermeni”yi, kovalasan tutaman…

“Fransa”nın; “Alman”ı var, “İtalyan”;
“Baskları” var, “Brotan” var, “Katalan”;
“Flamanlar”, aynı etnik(!) hep yalan…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“Türk’ü Kürde”, kırdırmak son plân…

“İngiliz”in; “Galler”i var, “Manskı” var;
“Şetlandı” var, “Orkneyi” var, kim duyar?
“Ersc” derler, “dili” ayrı bir miyar…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“İyi” olsa, kendi alır da uyar…

“36 etnik köke-dile” sen;
“Özgürlük”müş, “resmî dil”sin, der isen;
 “Doğu Erdil” gibi sen de bölersen…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“AB” yonttu, sen de tutup da yersen…

“Ayşenur”a, biri “zehir” yutturmuş;
“Türk” yerine, “vatandaş”ı tutturmuş;
“APO” ile “şaman” gibi “kut”tur muş…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
 “Leyla Zana”, aynı “nas’ra” pir vurmuş…

KAYIKÇ’Ali, “oyun içre” oyun var;
Kimi domuz, “sürü aklı” koyun var;
Dimi doğru, kimi “sinsi” yayın var…
“Erik Zürcher”, “nokta” koydu atılmaz;
“Türk Dünyâsı”, “300 milyon” dayın var…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim