• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

“LEYL” ROMANI ÜSTÜNE BİR EDEBÎ İNCELEME/3

Ali Kayıkçı

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI
  “LEYL” ROMANI  ÜSTÜNE BİR EDEBÎ İNCELEME/3      * “Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:             Ötelerden habersiz nizâma lânet olsun!..”
     Necip Fâzıl Kısakürek


Saygıdeğer Okuyucularımız!..                Bir önceki yazılarımız ile sizlere;  “Dünden Bugüne Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi (375 İsim/Üçbinyüz 55 Eser/Binyüz 55 Resim)” adını taşıyan eserimizin  (nasip olursa 6. baskısında yer vereceğimiz bir hemşehrimizi tanıtmak istiyoruz, demiş ve O'nun adının da “Fatma Paksoy” olduğunu; kendisinin, “Görsel Sanatlar Öğretmeni” olarak hayatını kazanırken bir taraftan da “Yazarlık” yaptığını belirtmiş, ardından da özgeçmişini sunmuş, sonra da “Leyl” adını verdiği ilk romanının konusu ve muhtevasından bahsetmiştik. Bugün de incelemelerimize devam ediyoruz:
 Genel Değerlendirme:         Görsel Sanatlar Öğretmeni-Yazar Fatma Paksoy;  Leyl'in kurgu ve anlatımında, yaşından beklenilmeyecek kadar başarılı, ancak eserin bir “demlenme” süresini bekleyemeyecek kadar da aceleci ve heyecanlı.  Bu “acelecilik”; dizgi/baskı safhasında, oldukça fazla sayıda dilbilgisi ve kelime/cümle hatâsının gözden kaçmasına sebebiyet verdiği gibi, eserin edebî değerinin düşmesine de yol açmış bulunmaktadır.   Bunları şöylece bir sıralayacak olursak, karşımıza aşağıdaki tablo çıkar:     
 Noktalama işaretlerindeki hatâlar:        -  “ ve ” (aç ve kapa tırnak ile (!) ünlem ,  (.) nokta ve (;) noktalı virgül işaretlerinin yanlış (arada boşluklar bırakılarak veya bırakılması gerektiği hâlde içiçe) yazılması: (Sy: 12, 13, 16, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25… gibi, hemen her sayfada oldukça fazla hatalı yazılım var.              -  (,) virgül konması gereken yerlere bu işaretin konulmamış olması:  Bilindiği üzere virgül, cümlede kısa durmaları gösterdiği gibi birbirinden farklı olan kelime ve isimleri de ayırmaya yarayan bir noktalama işaretidir. Buna göre de 12. sayfadaki; “Gece biliyordu ki… Pamir elinde tuttuğu…  Gece gün ağarmadan… ve Gece çocuklar gibi…”nde olduğu gibi, onlarca sayfadaki yüzlerce yerde (,) virgül işareti mutlaka isimlerden (Gece ve Pamir)den sonra konulmalı, diğer taraftan da; “Pamir Gece'nin…” (sy: 14), “Zümrüt Hanım Gece'yi…” (sy: 25), “Pamir Gece'den…” (sy: 31), “Kumru Hanım Ateş'i…” (sy: 39), “Işıl Ninni halanın…” (sy: 57), “Gece Pamir'in…” (sy: 68), “Işıl Bilal amcanın…” (sy: 77), “Gece Maryland'e geleli…” (sy: 100), “Klein Işıl'a…” (sy: 117), “Hemşire Gece'nin yanından…” (sy: 126), “Bayan Kanel doktor kendisini…” (sy: 127), “Gece Klein'in karşısında…”, (sy: 129), “Klein Gece'nin karşısındaki…” (sy: 129), “Patrik Gece'nin bu haline…” (sy: 136), “Gece Klein'i pür dikkat…” (sy: 139), “Kumru Hanım Işıl'ı…” (sy: 141), “Ateş Çınar Bey'in…” (sy: 144), “Çınar Bey Ateş'in ağzından…” (sy: 145), “Lara Gece'nin çığlıklarıyla…” (sy: 161), “Işıl Kumru'ya bakıp…” (sy: 169), “Ron Gece'nin ilgisini…” (sy: 172), “Klein Gece'nin heyecanını…” (sy: 176), “Klein Işıl'ın yatağının…” (sy: 187), “Bayan Kanel Işıl Hanım'ın…” (sy: 190), “Gece Işıl'ın…” (sy: 195), “Gece Lara'ya yaklaşıp…” (sy: 204), “Işıl Klein'in arzu…” (sy: 205), “Klein Işıl'ın gözlerinin…” (sy: 208), “Işıl Gece'nin varlığıyla…” (sy: 208), “Işıl Gece'nin yorgun…”  (sy: 209), “Işıl Gece'nin uykuya…” (sy: 210), “Ateş Mine'yi omuzlarından…” (sy: 217), “Kumru Hanım Zümrüt'ten yalnızca…” (sy: 219), “Steve Luctor Ateş'i kazanmış…” (sy: 226), “Ateş Işıl'ın kendisini…” (sy: 227), “Babası Gece'nin nerede…” (sy: 233), “Işıl Klein'in yanından…” (sy: 242), “Ateş Mine'nin yanından…” (sy: 251), “Klein Gece'yi…” (sy: 254), “Pamir Gece'yi elbette…” (sy: 258), “Gece Pamir'e son söz…” (sy: 262), “Klein Patrik'ten paketi…” (sy: 281), “Güller Ateş'ten gelmişti…” (sy: 281) ve “Klein Gece'nin de…” (sy: 288) şeklindeki isimler de aynı şekilde (,) virgül ile birbirlerinden ayrılmalıdır…            Uzatma (^) işaretlerinin konmayışı sebebiyle hatâlar: Bilindiği üzere Türkçemiz; yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi de yazılan bir dil olması bakımından dünyanın en güzel dillerinden biridir. Bu bakımdan (^) uzatma/inceltme işareti veya şapka dediğimiz bu işaretin ilgili kelimelerin üzerine mutlaka konulması, dil “belâgat ve fesâhat”ı (Bkz: Tercüman Gazetesi Temel Türkçe Sözlük: Kâmûs-ı Türkî; İst. 1985, c. 1, s. 106 ve 372) ve fonetik hassasiyeti bakımından önemli olduğu kadar,  aynı zamanda da bir dilbilgisi kuralıdır. Çünkü uzatma/inceltme  (^) işareti dediğimiz; “Hecelerin, uzatılarak söylenmesi için kullanılan; a, i ve u sesli harfleri üzerine konulan, (Arapça ve Farsça) dillerinden alınmış kelimelerden geldikleri için de uzatılarak okunmaları, inceltme işaretiyle yazılmaları icap ettiği” (Bkz: Tahir Nejat Gencan-Dilbilgisi; Kanaat Yy. İst. 1991, s. 22-23) hâlde “şapka”sız yazılan, dolayısıyla da “konuşulduğu gibi” yazılmayan şu kelimeler de vardır.            Bunlar;  benzer kelimelerin mânâ bakımından birbirinden ayrılmasını da sağlar. Meselâ, bir sebze-meyve pazarı olan, yer ismi “hal” ile durum-vaziyeti bildiren ve bir sıfat olan “hâl” kelimesi, ancak bu işaret sayesinde birbirlerinden ayrılabilirler. Aynı şekilde; bir mevsim/tabiat hadisesi olan “kar” ile ekonomik/malî bir netice olan “kâr” da onun sayesinde zihinlerimize kazınabilir. Diğer taraftan; babanın kız kardeşi olan “hala” ile yine bir durum-vaziyet bildiren  “hâl┠kelimesi de olaya süreklilik kazandırması ve doğru kelime ile yazılması bakımından mutlaka şapkası konulmalıdır.       Hal:  (sY: 12, 33, 35, 52, 66, 67, 72, 73, 74, 78, 79, 89, 93, 96, 105, 115, 119, 121, 125, 134, 136, 140, 144, 150, 152, 161, 162, 163, 164, 167, 168, 172, 174, 181, 183, 184, 187, 188, 190, 203, 204, 206, 209, 212, 215, 218, 223, 235, 237, 239, 251, 253, 259, 260, 265, 269 ve 276).            Hala: (sy: 19 ve 160).         Plan:  (sy: 20, 46, 48, 55, 156, 157, 184, 195, 197, 223, 224, 238, 250/, 263, 274 ve 275).             Selam: (sy: 34, 82, 136, 138 ve 236).       İmkan: (sy: 38, 45, 53, 94, 124 ve 178).       Evlat: (sy: 44, 47, 75, 141, 151, 167, 168, 179, 219, 224 ve 272).    Kabus: (sy: 55, 161, 164 ve 170).         Mana: (sy: 57).           Hikaye: (sy: 66 ve 68).         Şikayet: (sy: 66).          Lazım: (sy: 74, 141, 185, 202, 207, 221, 263 ve 275).     Bilal: (sy: 75, 76, 77 ve 125).        Rüzgar: (sy: 80, 135, 264 ve 277).         Helal: (sy: 123).          İlaç: (sy: 124, 202 ve 273).         Lamba: (sy: 125).          Bela: (sy: 125).          Laf: (sy: 133, 160, 179, 189, 197 ve 230).       Hayal: (sy: 136, 142, 149, 171 ve 184).       Layık: (sy: 153).          Mekan: (sy: 163 ve 283).          Kar: (sy: 168).          Meşgul: (sy: 170, 183, 223 ve 264).        Sılah: (sy: 178).          Ziyaret: (sy: 179, 183, 262 ve 263).         Dükkan: (sy: 185 ve 186).          Mücadele: (sy: 186).          Telaş: (sy: 187).          İhtimal: (sy: 207).          İnkar: (sy: 236). 
       (Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim