• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR
  • KÖKTAŞ'TAN SAMSUNSPOR'A ZİYARET
  • SAMSUNSPOR'DA DURMAK YOK
  • SAMSUNSPOR'UN RAKİBİ GİRESUNSPOR

“LEYL” ROMANI ÜSTÜNE BİR EDEBÎ İNCELEME/1

Ali Kayıkçı

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI
  “LEYL” ROMANI  ÜSTÜNE BİR EDEBÎ İNCELEME/1      * “Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:             Ötelerden habersiz nizâma lânet olsun!..”           Necip Fâzıl Kısakürek
  
 S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bugün sizlere;  “Dünden Bugüne Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi (375 İsim/Üçbinyüz 55 Eser/Binyüz 55 Resim)” adını taşıyan eserimizin  (nasip olursa 6. baskısında yer vereceğimiz bir hemşehrimizi tanıtmak istiyoruz. Adı “Fatma Paksoy”; kendisi, “Görsel Sanatlar Öğretmeni” olarak hayatını kazanırken bir taraftan da “Yazarlık” yapıyor ve Kasım 2013 tarihinden beri de “Leyl (Gül kokulu inci taneleri)” adını verdiği ilk romanı ile kültür-sanat çevrelerinde isminden bahsettirmeyi başarıyor.
        Fatma Paksoy,  1969 yılında Ordu'ya bağlı Ünye ilçesinde dünyaya geldi. Bir yaşını bitirdiğinde ailesi Samsun'a göç ederek buraya yerleşti. İlköğretim, lise ve üniversite öğrenimini burada tamamladı.          Eğitim yaşantısının her döneminde yazmaktan büyük zevk almış olan Fatma Paksoy,  meslek seçiminde “görsel betimlemeler”i birinci sıraya yerleştirdi. En başta ilkokul öğretmeni tarafından keşfedilmiş olan çizim yeteneğini zaman geçtikçe daha da geliştirerek üniversitede “sanat” okumayı tercih etti. Bunun neticesinde de 1992 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi “Resim-İş Bölümü” sınavlarını kazanarak dört yıllık eğitime başladı.1996 da “Resim-İş Öğretmeni” olarak mezun oldu.
 İlk görev yeri olan Malatya Doğanşehir ilçesinde,  iki yıl öğretmenlik yaptı. Burada tanışıp evlendi; 1998'de bu evlilikten bir kız çocuğu dünyaya geldi.     Aynı sene Samsun'a dönerek öğretmenlik mesleğine burada devam eden Fatma Paksoy; meslek yaşantısında çeşitli sergiler açmış, farklı mesleklerde birçok kişiyi resim yapmanın güzellikleriyle tanıştırmış, pastel boyayı yağlı boya tekniğinde kullanmış ve bu teknikte resim yapıp sergilemiş, sanat çevrelerinin takdirlerini kazanmıştır.
     “Görsel betimlemeler”i kelimelere dökerek kaleme aldığı ilk romanı olan "Leyl" 2013 yılında yayımlandı. Arapça bir isim olan"Leyl" gece anlamını taşımakta, Paksoy kitabında;  “indigo ve parlak zekâlı çocuklar”ın aile ilişkilerinden, eğitim yaşantılarından, hayata atıldıktan sonraki duygu ve düşüncelerinden bahisle yazdığı bu romanı ile “edebiyat dünyasına merhaba” derken eleştirmenlerin dikkatlerini de çekmeyi başarmıştır.
 Samsun Yazarlar Derneği (SAY-DER) Yönetim Kurulu Üyesi ve Roman Yazarı Doğan Kan, onun bu eseri ile ilgili olarak yazmış olduğu bir tanıtma yazısında aynen şöyle demektedir:
 “Fatma Paksoy, 'Leyl' adlı eserindeki anlatım tarzı ile zihinlerde merak uyandırmakta, damaklarda hoş bir lezzet bırakarak edebiyatımıza yeni bir ses, yeni bir nefes getirerek, ileride nice güzel eserlere imza atacağının sinyallerini vermektedir. Paksoy; romanın konusu ve ilginç karakterleri ile kitabın ta başında okuyucuyu etkisi altına alarak iyi bir yazar olduğunu ispatlamakta, edebiyat dünyasına yeni bir eser kazandırmanın haklı gururunu yaşamaktadır.  Onu, böylesine başarılı ve özgün bir esere imza attığı için can-ı gönülden kutluyorum.” “Eğitimci Ressam ve Yazar Fatma Paksoy”un hâlen bitmiş ve yayımlanmayı bekleyen iki romanı daha bulunmaktadır.         * - * - * - * - * -         “Leyl (Gül kokulu inci taneleri) Üstüne Düşünceler/Bir Edebî İnceleme:  “Papillon Yayınları” arasında, Kasım 2013'de, İstanbul'da 296 sayfa olarak yayımlanmış olan bu roman;  4 Bölüm hâlinde, onlarca kısım şeklinde kaleme alınmıştır.  “Onlarca kısım” derken, bu ifâdeyi; gerek Yazar tarafından, gerekse de Yayınevi tarafından dizgi/baskı safhasında “kısımlar arası”nın (***)larla ayrılmamasından, diğer bir söyleyiş ile bırakılan satır boşluklarının da düzensiz olmasını belirtmek zarureti sebebiyle seçtik. Çünkü sayfa 12, 15, 25, 27, 31, 33… gibi, kısımlar arasında boşluklar bırakılırken; sayfa 17'de ilk, sayfa 64 ve 162'de son paragraf,  sayfa 225'te 1, sayfa 241 ve 296'da 4,  242'de 3, 247, 249 ve 287'de sondan 1,  253'te baştan 1. paragraf öncesinde  (***)lama yapılmadığı gibi herhangi bir boşluk da bırakılmamış, dolayısıyla da okuyucuya yeni bir kısmın başladığına dair bir uyarıda bulunulmamıştır.       Bu durum ise okuyucuyu yanlış olarak, bir önceki kısmın devamıymış gibi anlatılanı kavramaya sevk etmekte, olaylar arasında bağlantı kurmasını zorlaştırmaktadır.  Bu bakımdan yeni bir baskıda; Bölüm başlıkları sayfa 11'de olduğu gibi başlatılmalı, sayfa 86'daki Bölüm 2, sayfa 87'ye alınmalı, sayfa 211'deki 3. ve sayfa 262'deki 4. Bölüm de müstakil sayfalara kavuşturulmalı, kısımlar arasındaki boşluklar standart hâle getirilmeli (veya mutlaka yıldızlanmalı)dır…            Eserin baş tarafı; 6, 7, 8, 9 ve 10 sayfalarındaki 1-5 satırlık ifâdelerin ortaya çıkardığı sayfa isrâfı (diğer bir söyleyiş ile eserin şişirilmesi) önlenmeli, bunlar ille de olsun deniyor ve gerekli görülüyorsa, bir yere (bir sayfaya, farklı karakterdeki harfler ve süsleme çerçevelerle ayrılarak) toplanmalıdır…             Diğer önemli bir husus da okuyucu;  daha önceden tanıdığı bir isim değil de yeni bir isimle karşılaşıyor ve o kişiyi tanımak istiyorsa, yayınevi  o Yazarı tanıtmalı, diğer bir söyleyiş ile Yazarın biyografi/özgeçmiş'ini, eline aldığı kitabın baş veya son sayfalarında görebilmelidir…           Diyoruz ve bundan sonra da eserin konusu ile eskilerin “muhteva” dediği “içeriği”ne geçiyoruz:        (Devam edecek)

================================================================
 DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI
  “LEYL” ROMANI  ÜSTÜNE BİR EDEBÎ İNCELEME/2      * “Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:             Ötelerden habersiz nizâma lânet olsun!..”          Necip Fâzıl Kısakürek    
 S
  
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bir önceki yazımız ile sizlere;  “Dünden Bugüne Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi (375 İsim/Üçbinyüz 55 Eser/Binyüz 55 Resim)” adını taşıyan eserimizin  (nasip olursa 6. baskısında yer vereceğimiz bir hemşehrimizi tanıtmak istiyoruz, demiş ve O'nun adının da “Fatma Paksoy” olduğunu; kendisinin, “Görsel Sanatlar Öğretmeni” olarak hayatını kazanırken bir taraftan da “Yazarlık” yaptığını belirtmiş, özgeçmişini sunmuştuk.
 Bugün de yine Ondan ve ilk eseri olan “Leyl” isimli romanından bahsetmek istiyoruz:
 “Leyl”in Konusu,  “Muhteva/İçerik”te Neler Var:      Roman; 22 ve 25 yaşlarındaki Gece ile Pamir'in, evlerinin yakınındaki bir bahçede, “siyah papatya doğuşu” gecesinde buluşmaları ile başlıyor ve Çınar Bey ile karısı Kumru Hanım'ın biricik kızları Işıl'ın, anne-baba evine dönüş sabahı ile devam ediyor...  Sonra da bir başka yere,  Zümrüt Hanım'ın Gece'yi yıllar önce dünyaya getirdiği eve dönüyor, ardından da Ateş Bey'in onlara yaptığı kahvaltı ziyareti ile meraklı serüvenler başlamış oluyor…             Nebiye-Arif çiftinin çocukları olan Kumru Hanım ile Zümrüt Hanım, iki kız kardeştir. Bir de Gülüm adında bacıları var.  Kumru Hanım, Çınar Bey ile evli. Biricik kızları Işıl, büyük teyzesi Zümrüt Hanım'ın kızı Gece (diğer bir söyleyişle, roman kahramanı  “Leyl”)  ile çok iyi arkadaştan da öte, aralarında sâdece üç yaş bulunan, âdeta bir abla-kardeştir.  Gece'nin hayatında Pamir, “Moleküler Biyolog” Işıl'ın hayatında da Ateş Bey vardır.             Kızların gönül bağları bu hâlde iken, üniversite sonrasında staj yapmak üzere ABD'ye, Marylan şehrine giderler. Burada Işıl;  NASA'da görevli, araştırmacı bir uzman olan Dr. Klein'e âşık olur; Türkiye'deki anne-babasının, hatta zaman zaman kardeşim dediği can-ciğer arkadaşı olan, teyzekızı Gece'nin ve diğer aile fertlerinden hiç birinin haberi olmaksızın gizlice evlenir. Bu evlilikten Nisan adını verdikleri bir kızı olur.        Gece, Dr. Klein'in yanında “Araştırma Görevlisi”dir ve NASA Uzay Merkezi'nde, O'nun emrinde “pratik” yapmaktadır.  Aynı şehirde, yurt dışına eğitiminde uzmanlaşmak için gelen üniversite mezunları için ayrılmış olan bir pansiyonda, Lara adındaki Hintli bir bayan ile kalmaktadır.  Gece, bu arada Işıl ile karşılaşır, sonrasında da onun Dr. Klein ile evlendiğini öğrenir.            Gece, abla dediği Işıl'ın bu gizli evliliğini tasvip edip benimsediği gibi, O'nun Türkiye'deki anne-babasını (teyze ve eniştesini) ve diğer akrabalarını da ikna eder. Hatta onlara, 4 yıllık bir evliliğin ardından Türkiye'de “düğün” yapmayı da benimsetir.  Öyle ki Işıl, artık “Klein'i gururla herkese tanıştıracağım. Ayrıca o beyaz elbiseyi giymeyi çok istiyorum. Tabii… o kucağında tuttuğun prensesi de umarım hemen arkamızdan sen getirirsin” diyebilmekte ve Gece'den de “Elbette büyük bir zevkle” (sy. 287) cevabını alabilmektedir.  Diğer taraftan; Işıl ve Gece'nin Amerika'ya gidişlerinden sonra gönül fırtınalarına tutulan Pamir (hasta olarak), Ateş ise doktor (uzman hekim)  olarak, aynı şehirde onlarla karşılaşırlar…            Düğün, Çınar Bey'in Ege'deki yazlıklarının bulunduğu sahile kurulmuş büyük bir çadırda gerçekleşir.  Başta Dr. Klein, Işıl ve Gece ile anne ve babaları olmak üzere,  herkes mutludur.  Gece;  bir ara, gecenin ilerlemiş bir saatinde, çadırdan uzak bir yerde, üzerindeki elbiseyi çıkarıp denize girer; çıkar, tekrar girer. Bu ikinci girişinde artık orada yalnız değildir. Birisi daha vardır. Bu ise Dr. Ateş'in ta kendisidir.  “Gece, onu ablasının yılsonu partisinde görüp, ondan çaldığını düşünürken, Ateş uzanıp Gece'nin yüzünü avuçlarının içine aldı.   “Ben iki kardeş arasında gelip gitmeler mi yaşadım? Hayır… Aşk bu. Ben hep seni sevdim… Sen benim ruhuma değdin…” dedi ve dudakları Gece'nin dudaklarını buldu. Adı gibi değdi o dudaklara. Ateş gibi yaktı geçti. Gece'nin adı bile kendisine yasak olan aşkı… Ateş'i…” (sy: 295) cümleleriyle merakların nihayete erdiği, Işıl'ın bu görüntü karşısında kalbi titremesine rağmen gönülden “İkinizi de affettim” dediği,  Lara ile de Pamir'in ellerini birleştirdiği (sy: 296) ve istikbale doğru birlikte yürüdükleri bir yolla son bulduğu bir roman Leyl. Diğer bir ifâde ile eser; Gece ile Pamir'in, evlerinin yakınındaki bahçede yaşadıkları bir “kaçamak” ile bir gecede başladı, Ege'nin tuzlu sularıyla karışır bir şekilde Gece ile Dr. Ateş'in “kaçamak” öpüşmelerine sahne olan bir gecede sona erdi. 
        (Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim