• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun -1 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

KUR’AN’DA GEÇEN HÂRÛT ve MÂRÛT ANLATISININ

Ali Kayıkçı

“DERİN MİTOLOJİ” ÜSTÜNE “MÂNEVÎ DÜŞÜNCELER/4 

  “KUR'AN'DA GEÇEN HÂRÛT ve MÂRÛT ANLATISININ             ANADOLU HALK HİKÂYELERİ ve EDEBİYATINDAKİ YERİ”    

 “O öyle Allah ki, Hâlıkdır, Bâridir (yaratan, var edendir), Musavvirdir       (bütün varlıklara şekil verendir), Esmâ-i hüsnâ (en güzel isimler) O'nundur.”                      

(Kur'ân-ı Kerîm-Haşr Sûresi; âyet 24)        

“O'ndan başka ilâh yoktur. Her şeyin hâlıkı ancak O'dur.”                                      

 (Kur'ân-ı Kerîm-En'âm Sûresi; âyet 102)        

“Müslüman sihir (büyü) yapamaz. Allah saklasın, îmânı gittikten sonra sihri   (büyüsü) tesir eder.”, “…Kâhinlik yapan ve kâhine giden ve sihir, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan, bizden değildir. Kur'ân-ı kerîme inanmamıştır.”,      

“Cebrâil bana geldi. Kalk, namâz kıl ve duâ et! Bu gece Şâban'ın on beşinci  gecesidir, dedi. Bu geceyi ihyâ edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız müşrikleri, büyücüleri, falcıları,     hasisleri, alkollü içki içenleri, fâiz yiyenleri ve zinâ yapanları affetmez.”                     

(Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)   
 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere, önceki son üç köşe yazımızda “Eğitimci ve Araştırmacı Yazar, E. Daire Başkanı, Yazı İşleri Müdürü ve Nâşir Vezirköprülü Hemşehri Ağabeyimiz Sn. Hayrettin İvgin”in, 57. kitâbı olan “Derin Mitoloji (İnançlarda-Söylencelerde-Folklorda-Geleneklerde)” isimli eserinin ilk bölümlerinin tanıtımını yapmıştık. Bugün de bu eserin “Kur'an'da Geçen Hârut ve Mârût Anlatısının Anadolu Halk Hikâyeleri ve Edebiyatındaki Yeri” başlıklı bölümü üzerinde durmak istiyoruz:      
 Eserin 60. sayfasındaki 'Sihr' başlıklı dipnot'taki, “İnsanın aklını başından almak, aşık etmek, uykusuz bırakmak, insanı değişik kılığa sokmak, istenilen her şeyi yaptırabilmek vs. hususlar hep büyü eseridir.” şeklindeki cümle, bizim yukarıya “serlevha” hâlinde aldığımız âyet-i kerîmelerin hükmüne aykırı olduğu gibi aynı eserin bir sonraki sayfasında yer alan, “Ama onlar, Allah'ın izni olmadan büyü ile hiç kimseye zarar veremezler”  şeklindeki doğru izahatına da aykırıdır.     Aynı sayfanın son paragrafında, “Meselâ; Ahmed bin Hanbel'in 'El-Müsned'inde Abdullah bin Ömer'den nakledildiğini söylediği bir hadis vardır ki, hadis ilmiyle uğraşanlar, bu hadisin uyduruk olduğunu söylerler.” şeklindeki ifâde; “Ahmed bin Hanbel” (hakkında fazla bilgi için bkz: Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi; İstanbul 1994, c. 1, s. 257-259) gibi bir mübârek “Mezhep ve Hadîs İmâmı”nı tanımamaktan, “Ehl-i Sünnet” ile onun iç düşmanlarından olan “Mezhepsizleri, Dinde Reformcuları” ve “Vehhâbî, Râfizî” gibi bazı kimseleri “İslâm âlimi” sanmaktan kaynaklanmaktadır…  Eserin 67. sayfasında geçen “Hârût ve Mârût adlı meleklerin hikâyesi, farklı anlatmalarla İslam öncesi dinlerde (mesela; Yahudilerlde ve Zerdüşt dininde vb) hatta Akkadlarda ve Sümerlerde de görülür.” şeklindeki ifâde de hem dîni ve hem de târihî yönlerden yanlıştır: 'Dîni yönden yanlışlık'; ilk insan ve ilk Peygamber olan Hz. Âdem aleyhisselâm ile başlayan 'dînî hayatın adı' buradan tâ günümüze kadar hep 'İslâmiyet'tir. 'Târihî yönden' olan yanlışlık ise, ortaokul ve lise kitaplarında Ermeni ve gayr-Müslim târihçilerin yazdığı gibi 'Hz. Muhammed ve İslâmiyet'in Doğuşu' şeklinde değil, 'Hz. Muhammed ve İslâmiyet'in Tekâmülü' şeklinde olmalı idi. Diyoruz ve bu duygu ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısraları Siz Saygıdeğer Okuyucularımız ile paylaşmak istiyoruz: Kalbî sevgi ve saygılarımızla…           * - * - * - * - * -          

 “Her şeyi yapan Hâlık, yaptıran” yine Allah!..       

“Kün!” emriyle olur iş, “Ol!” demek yeter ona!..
 Hem “dilerse oldurur”, “yaratan O”dur vallah!..
  “Sihir” kat'i değildir, “sâhir” uzaktır sona;
  “Cadı” olup uçsa da, bir düşer tepe-taklak!..

 “Ahmed bin Hanbel” için, bu ne densiz bir lâftır;
 “Müsned uyduruk” diyen, “Mezhepsiz” gibi saftır;
 O “Şafî” talebesi, “hadîs”te bir sarraftır…
  “700 bin hadîs”ten, “30 bin” aldı ona;
  “Dinde reformcu” kişi, sanma ki bîtaraftır!..

 “İmâm Ebû Yûsuf”dan, “Hadîs ilmi”ni aldı;
 “900 talebe”yi, “âlim” eyleyip saldı;
 Tam “13 eser” yazdı, sanma raflarda kaldı!..
  “Okundu” ilhâm verdi, “doğru”yu arayana;
  “Abduh-İbni Teymiyye”, elbet sınıfta kaldı…

 “Abduh-İbni Teymiyye”, sonrasında “Ateş” var;
 “İslâm'ın iç düşmanı”, “Ehl-i Sünnet”e zarar;
 O “mübârek zât”larda, “uyduruk hadîs” arar…
  Böyle “kıytırık hoca”, nâr-ı câhîm'de yana;
  Olmuş “şeytan uşağı”; o çalar, bunlar oynar…

 İsmi “meçhûl kişi”ler, “ilme kaynak” hiç olmaz;
 “Yamuk-yumuk tahsil”le, “âlim”in yeri dolmaz;
 KAYIKÇ'Ali yaz bunu, bu mürekkep hiç solmaz!..
  Onların “nasibi” yok, kapalıdır bu “vana”;
  Anlayan “bi' düşünüp”, saçını niçin yolmaz?!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim