• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 10 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

“KOSKOCA ADAM”LAR, “ÇOCUK” KALMIŞLAR!..

Ali Kayıkçı

*  “Ey Rabbimiz!.. Eşlerimizden, gözümüzün nûru olacak kimseleri  (genç nesli) bizlere ihsân eyle!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Furkân Sûresi, âyet 74)
*   “Yemin olsun ki asra, insan mutlak bir hüsranda; ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve      sabrı tavsiye edenler müstesna!”    (Kur’ân-ı Kerîm-Asr Sûresi;  âyet: 1-3)
*   “Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır.”     (Kur’ân-ı Kerîm-Âl-i İmrân Sûresi;  âyet: 185)   
*  “Hayâ îmândandır. Îmânı olan cennettedir. Hakiki mânâda Allahü teâlâdan hayâ etmek, kötü düşüncelerden uzak durmak, helâl lokma yemek ve ölümü hatırlamaktır. Âhireti isteyenler, dünyânın süsünden, ziynetinden uzaklaşır. İşte bunları yapmak, Allahü teâlâdan hakkıyla korkmak demektir.”, “Hayâ ile îmân, beraberdirler. Biri gidince, diğeri onu takip eder.”, “Fuhuş insanın lekesi, hayâ ziynetidir.”, “Bir kadın, güzel koku sürünüp, göz alıcı güzel elbiseler giyerek bir toplumun önünden geçerse, zinâ işlemiş gibi günâha girer.”, “Âhir zamanda ümmetimin kadınları vücutlarını gösterecek elbiseler giyecekler, saçlarını da deve görgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar lânetliktir.”, “Herkes baksın diye (süslü) elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allah’ın rahmetinden uzak olur.”, “Örtülü olan çıplaklara… lânet edildi.”,  “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.”, “İnsanlara vâiz olarak (öğüt ve ibret verici nasîhat edici olarak) ölüm yetişir.”, “Ölümü çok hâtırlayınız. Onu hâtırlamak, insanı günâh işlemekten korur ve âhirete zararlı olan şeylerden sakınmağa sebep olur.”, “Günâhından tevbe eden kimse, hiç günâh işlememiş gibidir.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)                                                                                                   
 *  “Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir.” (Hz. Ebû Bekir “r. anh”)                                                           
 *  “Âdem “aleyhisselâm” cenâb-ı Hakka, (Yâ Rabbî! Ehl-i nârın ameli nedir?)  diye suâl eyledi. Cenâb-ı Hakk dahi (Bana şirk etmek ve gönderdiğim Resûl-i kirâmı tekzîb etmek ve kütüb-i ilâhiyyemde olan emr-ü nehyimi tutmayıp âsî olmaktır) buyurdu.”
*   “… Diğer bir fırka ise, avret yerleri gâyet büyümüş, cerâhat ve irin akar. Onların fenâ kokusundan etrafta bulunanlar gâyet rahatsız olur. Bunlar, zinâ yapanlar ve başları, saçları, kolları, bacakları açık sokağa çıkan kadınlardır.”  (Kıyâmet ve Âhiret-Îmâm-ı Gazâlî; İhlâs A. Şti Yy, İst. 1985, s. 7, 43)  
*   “Kul hayâ sâhibi olduğu zaman, hayırlı ve iyi işlere yapışır. Hayâ kalbe yerleştiği zaman, nefsin arzu ve istekleri ondan uzaklaşır.”  (Ebû Süleymân-ı Dârânî) 
*   “Bu zamanda zındıka dalâleti, İslâmiyet’e karşı muharebesinde, nefs-i emmarenin plânıyla, Şeytân kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i îmâna taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamağa, fuhuşhâne yolunu genişlettirmeye çalışarak, çoklarının nefislerini birden esir edip, kalb ve rûhlarını kebair ile yaralıyorlar. Belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar. Birkaç sene nâmahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak, o bıçaklı bacaklar Cehennem’in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyâda emniyet ve sadakati kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münasip kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına belâ bulur.” (Bediüzzaman Said Nursî “k. sirruh”-Gençlik Rehberi; İst. 1958, s. 23-24) 
*  “Bir ülkenin en büyük gücü; tankı, topu, tüfeği değil, îmânlı evlâtlarıdır.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-54. Hükûmet Başbakanı) 
* ”Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren/Bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren!..”,  “Oyuncak sanmayın! Ahlâk-ı millî, rûh-i millîdir/Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.” (M. Âkif Ersoy)  
* “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı.                                                                        Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı.                                                                                                  Çözdük her müşkülü derlerse, de ki:/Sonunda var olma müşkülü kaldı.”  (Necip Fâzıl Kısakürek)
*  Devlet, gençler (…) kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” (TC Anayasası, madde 58)

 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; “Batılı Ülkeler”in cadde-sokaklarında ve turistik sahillerinde olduğu gibi “son birkaç yıldır ülkemizde” de “çocuk kalmış” koskoca adamlar ve “tıfıllaşmış” nice kadın-kızların, şehirlerimizde “sabi”ler gibi gezip-dolaştıklarını görmek âdeta normal karşılanır bir hâl aldı… 
Bu insanların; spor sahalarından ve salonlarından çıkmışçasına veya deniz kenarlarında volta atarcasına cadde ve sokaklarda gezinmesi, çarşı-pazarda ve iş yerlerinde dolaşması, eskiden olduğu gibi pek yadırganmamaktadır… 
Ancak unutulmamalıdır ki bu vaziyet; ne dînimiz, örf ve âdetlerimiz ve ne de millî gelenek ve göreneklerimiz ile asla bağdaşmamakta ve başta ilâhiyatçılarımız ile sosyal bilimcilerimizi kara kara düşündürmektedir…
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = =
“Koskoca adam”lar, “çocuk” kalmışlar;
Nice “kadın-kız” var, “tıfıl” mı “tıfıl”;
“Yaş” gitmiş “beyin”ler, uzamamışlar;
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Boy-bos” var ammâ, sazlık-kamışlar!..

“Çocukça” giyinmek, “sabice” tavır; 
Hangisi Müslüman, hangisi “gâvur?”;
“Şıp-şıp terlikleri”, yürürken savur!..
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
Al birini götür, ötekine vur!..

Nineler-dedeler, görse “bu hâli”;
“Biz bitmişiz zahir, başka ahali;
Âhir Zaman” devri, yakın zevâli!..
Sorsan onlar da, var imiş ‘akıl’;
Oğlumun-kızımın, çoktur vebâlı!..

Nineler-dedeler, şaşkın mı şaşkın;
Kızlar-kadınlar, erkekten taşkın;
Hayât “nefsî-nefsî”, şeytânî aşkın!..
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Akıllar şehvetten”, daha da düşkün!..

Nineler-dedeler, “rüyâ” sanırlar;
“Gerçektir” anlasa, bi utanırlar;
Kız-erkek karışmış, nasıl tanırlar?..
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Helâl-harâm” vardı, kalkmış sınırlar!..

“Tişört”leri olmuş, “yazı tahtası”;
“Acayip resimler”, yok “ihatası”;
“Kayıp bir nesil” bu, kimin “hatâsı?!..”
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Soyadları” tuttu, etnik “atası!..”

“Koskoca kızlar” var, “nisâ” karası; 
“Markaya-modaya”, gitmiş parası; 
“Dudak arasında”, son cigarası!.. 
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Mili-miligram”, “zekâ” sarası!..

“Koskoca kadınlar”, sanırsın “sabi”;
“Davranışlar” bozuk, “erkek(!)”miş-abi;
“Garsonî” bir tıraş, normal(!)miş-tabi’!..
Sorsan onlar da, var imiş “akıl”;
“Konuşmak-gülüşmek”, adi mi “adi!..”

KAYIKÇ’Ali der ki; “Dün geçti, şimdi…
Elde olan bugün, kazanan kimdi?
Evlâda nasîhat: Lokmân Hakîm’di!..
Sorsan onlarda da, nefis var imiş;
“Nefs-i mutmainler, murada ermiş!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim