• BIST 89.764
  • Altın 145,477
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 9 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

KIZILAY’IN YENİ YÖNETİMİ

Adnan Bahadır

Konumuza girmeden iki hususa değinmek istiyorum. Bunlardan ilki facebook sayfasında gezinirken sürekli gözüme takılan daha önce de yazdığım Ondokuz Mayıs Lisesi’nden emekli Din Kültürü öğretmeni olan bir arkadaşın sürekli yazdığı konuları takip etmeye çalışıyorum. Neden takip ediyorsun derseniz, toplumun İslami hassasiyetlerini farklı boyutlara çekmek isteyen bazı insanlara dur demek zorunda olduğumu düşündüğümden bu konuyu sürekli gündeminde tutacağım. Arkadaşımız bir paylaşımında demiş ki “Peygamber Efendimizin şefaat ettiği konusu fevkalade yanlıştır, zira bu durumda Allah cezalandırıp Peygamber’in şefaat etmesi adetullaha aykırıdır”. Bu arkadaşımız sanırım şefaat konusunu yanlış anlamış. Peygamberlerin şefaat etmeleri ancak ve ancak Allahın izni ile olur ve şefaat edeceği kimse için Rabbinden talepte bulunacaktır. Ayrıca sürekli bu konuları gündemde tutup peygamber düşmanlığı yapmanın ne anlamı var onu da anlamış değilim. Arkadaşlara ricam, yapıcı konularda eleştirilerde bulunmalarıdır. Sürekli Peygamber Efendimizi eleştirir mahiyette yorumlar yapmalarından fevkalade rahatsız olduğumu bilmelerinde yarar var.

İkinci konumuza gelince. Bazı okulların yılsonu mezuniyet programlarına bakıldığında adeta çıplaklar kampına dönmüş durumdalar. Azıcık eleştirdiğiniz zaman da “Siz ne anlarsınız sanattan” deyip, adeta dalga geçiyorlar. Eğitim öğretim demek öğrencilerin bilgi birikiminin yanında sosyal yaşamda ahlaklı bireyler olmalarına imkân tanıyan sistem demektir. Allah Kur’an-ı Kerim’de Ahzap suresinin 59. ayetinde “ ya eyyühennebiyyü kul liezvacike ve benatike, ve nisailmuminine yüsnine aleyhinne min celabibihinne......”,yani, “ Ey peygamber eşlerinize, kızlarınıza ve müminlerin eşlerine söyle,sokağa çıkarken üzerlerine örtülerini (cilbablarını) alsınlar” buyurmaktadır. Biz inançlı bir toplumuz. Toplumun inancıyla adeta dalga geçercesine yarı çıplak gösterilerde bulunmaları fevkalade yanlış bir durum. Belki bize gerici diyecekler ama batsın onların ilericiliği… İnsanların inançları ile dalga geçenler unutmasınlar ki bu fakir daha ölmedi, burada.

Gelelim asıl konumuza. Bundan yaklaşık dört beş yıl önce Kızılay ile ilgili bir hayli dosyalar yayınladıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı operasyon yapıp bazı yöneticileri tutuklayıp iddianame hazırlamıştı ve yargılama sonunda bazı yöneticilerin cezaları ertelenmiş, bazıları da beraat etmişlerdi. Ancak mahkemenin kararında mevcut yönetimin görevden alınması gerektiği belirtildiği yönünde Genel Merkez’den bir bilgi geldi bana. Eski yönetimi de bu karar doğrultusunda aldıklarını söylediler ama belgesini görmedim. Bana göre çok geç kalınmış bir görevden almaydı ama her ne hikmetse bazı gazeteci arkadaşlar adama sahip çıktılar. Allah mübarek eylesin diyerek orayı geçiyorum. Gelelim yeni atanan arkadaşa… Dr. Habip Demirel yaklaşık yirmi yıldır tanıdığım, sevdiğim bir arkadaş. Gazi Devlet Hastanesi’nde Başhekim iken Kayınçom O’nu pek tutmazdı, ben ise ısrarla orada kalsın derdim. Kayınçom da kırmazdı beni ama Habip Bey’le ilgili O’nun kafasında sürekli soru işaretleri vardı. Habip Bey’in Kızılay Başkanı olduktan sonra atadığı yönetim kulunu görünce Kayınçom’a bir defa daha hak verdim.

Neden hak verdin derseniz, Habip Bey şu veya bu biçimde sürekli benimle istişare eden, benim de sevdiğim bir dostum idi; hatta Kızılay Başkanlığı’na atanmadan önce beni arayıp atanacağını söylediğinde, iyi olur demiştim. Aradan iki veya üç hafta geçince, geçtiğimiz hafta sonu Habip Bey gelip bana yeni atadığı yönetim kurulunu söyleyince şaşırıp kaldım. Adam sanki bir sivil toplum örgütü değil de siyasi partinin il örgütünü kurmuş. Yönetime aldığı arkadaşların bir kısmı iyi insanlar ama siyaseten refüze olmuş insanlar. Onlardan sivil toplum kuruluşuna üye olmaz. Bir de sanki Bafra ekibini getirip oraya koymuş havası verdi. Haluk Bülbül hoş bir arkadaş, kimsenin ona itirazı olamaz ama AK Parti Bafra İlçe Başkanlığı yapmış, siyasi kimliği öne çıkmış, milletvekili aday adayı olmuş bir arkadaş. İbrahim Semiz hakeza aynı şekilde AK Parti Bafra ilçe Başkanlığı yapmış, milletvekili aday adayı olmuş bir kardeşimiz. Bir diğer vatandaş ise ANAP’ta İl Başkanlığı yapmış, bir dönem Adem Yıldız’ın pelinden koşmuş, bir dönem Biltekin Özdemir’in peşinden koşmuş, bir dönem Mehmet Çakar’ın peşinden koşmuş, şimdi de Vezir Hazretleri’nin peşinden koşturmaktan işine zaman ayıramamış bir arkadaş. Bir diğer arkadaş ise daha önce AK Parti il yönetiminde bulunmuş bir arkadaşımız. Başkan yardımcılığına koyduğu arkadaş ise eski Başkanın en yakın arkadaşlarından bir arkadaş. Sizin anlayacağınız eski yönetim kalsaydı bundan biraz daha iyiydi dedirtecek bir liste yapmış. İşin garibi bu listeyi bana tebliğ edip onayımı almak istemesi de fevkalade becerikli bir siyasetçinin yapamayacağı bir iş değil mi sizce? Ha, yemedik belki ama yeseydik veya gargara yapsaydık n’olacaktı? En azından bizim de desteğimizi almış olacaktı, bir basın kuruluşu yanında olacaktı. Olmazsa ne olur derseniz, hiç bir şey olmaz; sadece eskiden dost zannettiğiniz ve birçok siyasetçiyle onun yüzünden kavga ettiğiniz bir kişiden daha kurtulmuş olursunuz. Ulan Kayınço şımarma ama bu konuda da sen haklı çıktın, bu adam senin dediğin gibi bir adammış ben yanıldım, sen haklıymışsın. Bugünlük de bu kadar, hoşça kalınız.

 

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim