1. YAZARLAR

  2. Sami Kesmen

  3.  KİRLİ VE KİBİRLİ TOPLUM...
Sami Kesmen

Sami Kesmen

 KİRLİ VE KİBİRLİ TOPLUM...

A+A-

      Basına yansıyan, ilimizdeki intihar olayı; insanların kendilerini sorgulamalarını gerekli kılmaktadır. İnsanın olduğu her yerde bir takım sorunların olması kaçınılmazdır. Beşer olan insanın istikamet üzere yaşamasını ancak İslâm sağlanmaktadır. Fıtrata uygun kurallarla v'az edilmiş İslâm dini; tüm insanlar için, huzur ve mutluluk adresidir. İslami hassasiyetlerden uzaklaşan insanlar; kirli ve kibirli bir toplum oluşturmaktadır. Arkasında, yazdığı notla; insanlığa ve dünyaya ait düşüncelerini paylaşarak intihar eden Mustafa Coşkun evladımız; insanların durumunu ve sonucunu, "kirli ve kibirli" kavramıyla ifade ettiği görülmektedir.
       Mustafa Coşkun veda yazısında, “Dünyanın kötülüklerle dolu pis bir yer olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu neden bu kadar kötü. Dünyada iyi niyetinizi kullanacak pis insanlarla dolu. İnsanların bu merhametsizliğine, kötülüğüne anlam veremiyorum artık düşünmekte istemiyorum. Menfaatleri için insanlara sahte bir hoşgörü sahte bir dostluk kuracak insanlarla dolu dünya. Onca sahtekarın, onca vicdansızın onca ihanetin içinde duramıyorum. Çocukların vurulduğu, kadınların öldürüldüğü, ağaçların yakıldığı sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği renksiz yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım gürültüsünden uyuyamadığım kirli kibirli kaba bir dünya var.”
      "Çocukluğumdan bu yana çok düşünen bir zihne sahiptim o kadar çok düşünüyorum ki artık bir karara vardım. Bu dünyada yaşamak istemiyorum. Beni en çok yaralayan şey fiziksel acı olmadı. Haksızlığın mantıksızlığın merhametsizliğin verdiği ruhsal ıstıraptı sanırım. İyi insanlar daima kaybediyor çünkü bu hayat dövüşünde adil dövüşüyorlar daima kaybediyorlar. Acaba neden insanlar düşünmüyor mu beyinlerinin içinde onları kontrol eden bir pislik mi var? Yoksa şeytan mı anlam veremiyorum. Nasıl bu kadar kötü olabiliyor insanoğlu. Sizleri daima aşağı çekecek bin doğru yapsanız da tek yanlışınızda sizleri kötüleyecek kötü insanlarla dolu dünya. Mütevaziliğin hoşgörülüğün eziklik olduğunu düşünüp sizi kullanacak insanlar var dünyada en kötüsü de ne biliyor musunuz farkında oluyoruz ama ses çıkarmıyoruz ve bizleri aptal sanıyorlar. İnsanlar parçaları kaybolmuş yap boz gibi artık kiminin ruhu kiminin beyni ve bir çoğunun kalbi yok."
       "Ben böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum. İnsan toplumunun tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olduğunu düşünüyorum. Bu aldığım karar kendi hür irademle aldığım bir karardır. Lütfen bana hasta demeyin. Sanırım ben çoğu insan gibi dünyevi şeylerle kendimi uyuşturmayı başaramadım. Her şeyin farkındayım. Bu dünyadan gittikten sonra kimileri hasta diyecek, kimileri güçsüz diyecek, kimileri dalga geçecek. Ama söylüyorum ya bu dünyada yaşamak istemiyorum. Ailemden az olsa olan beni gerçekten seven insanlardan özür diliyorum lütfen üzülmeyin. Ben çok mutluyum ölümde bu hayatın bir parçası değil mi"
       "Ben sadece erken gideceğim ve gideceğim zamana karar verdim. Buraya daha çok şey yazardım zihnimde o kadar çok şey var ki ama sizleri üzmek istemiyorum. Lütfen kimseyi suçlamayın bu benim hür irademle aldığım bir karar kimse sorumlu değildir. Onurlu Adil Merhametli bir İnsan olmanız dileğiyle… Artık geceleri yalnız başıma ağlamak istemiyorum, öteki dünyayı merak ediyorum. Yaratıcıma gitmek istiyorum bu his beni çok mutlu ediyor.”
      Mektubunda, intiharının nedenini okuduğumuz Mustafa Coşkun evladımızın tüm sitemlerine katılıyorum. Onu ve onun gibi güzel tespitleri olan evlatlarımızı koruyamamanın utancını yaşıyorum. Rabbına gitmeyi mutluluk olarak gören bu güzel düşünceli evladımız; dünyanın kirinden, insanın kibrinden şikâyet etmektedir. Rabbına aşık olduğunu mektubundaki satırlardan öğrendiğimiz bu evladımız; Rabbının yasak kıldığı bir yöntemle Rabbına kavuşmak istemiştir. Özgür iradesiyle aldığı bu yanlış kararın; yaşamaktan daha doğru olduğunu düşünmüştür.
     Bu utanç bize yetmeli, bizi kendimize döndürüp, gereklerini yapmayı sağlamalıdır. Bu konuda en büyük sorumluluk; idarecilere, eğitimcilere, ilahiyatçılara ve siyasilere düşmektedir. Herkes, üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.