• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 15 °C
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • DERBİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • DERBİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR

KİM DEMİŞ “1071”?..

Ali Kayıkçı

KİM DEMİŞ “1071”?..

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“26 Ağustos 1071” tarihi zaferini, yüce sultan Alpaslan Hân’ın “Anadolu’yu fetih günü” olarak öğrenen ve öğreten,  bu doğrultuda yazıp-konuşan çoğu tarihçi kişiler;  bilerek veya bilmeyerek bir “hakîkati” gizlemekte ve “Pir-î Türkistan Şeyh Ahmed-î Yesevî Hazretleri”nin (ölümü; 125 veya 130 yaşlarında iken 1166 yılında Yesi’de) “Müridleri” olan “Alperen gâziler”in, bu tarihten yaklaşık bir asır öncesinden, batıya doğru yaptıkları ve “gönül zaferleri” ile sonuçlanan “fetihleri”ni görmemekte veya görmek istememektedirler… 
Tarih Araştırmacısı ve Akademisyen Yazar “Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu”; “İlkçağdan Osmanlılara Samsun” adlı eserinin “Türkler Yeniden Samsun’da” başlıklı “İkinci Bölümü”nde (Bkz: Sayfa 89-91) aynen şöyle demekte ve bu tespitimizi “görmek istemeyen bâzı gözlere ve gönüllere” âdeta haykırırcasına şunları söylemektedir:
“Selçuklu Devletinin kurucuları Oğuzların Kınık boyu… çeşitli siyasî anlaşmazlıklar yüzünden X. yüzyılın ortalarından itibaren Cend, Horasan, Maveraünnehir gibi farklı yerlere göç ederek kendilerine yurt aramaya çalışmışlar, bu arada Karahanlı ve Gazneli devletleri gibi önemli güçlerin baskısıyla oldukça çileli günler geçirmişlerdir. Kalabalık nüfuslarını barındıracak arayışlarını sürdüren Selçuklu beylerinden birisi olan Çağrı Bey, Malazgirt Savaşı’ndan neredeyse 50 yıl önce Kafkaslar ve Doğu Anadolu’ya gelerek buraların kendileri için elverişli olup olmadığını anlamaya çalışmıştı. 3.000 kişilik bir orduyla Van Gölü civarından Anadolu’ya giren Çağrı Bey, buradan kuzeyde Benci bölgesine kadar ilerlemiş, karşısına çıkan Ermeni ve Gürcü kuvvetlerini fazla bir çaba harcamadan mağlup etmiştir. 1021’de bu keşif seferini tamamlayarak ülkesine döndüğünde, kardeşi Tuğrul’a, yerleşmeleri için çok elverişli bir ülke bulduğunu, keşfetmiş olduğu bu bölgelerde kendilerine karşı gelebilecek bir güç olmadığını söylemekteydi.  (…) Selçuklu emir ve beylerinin komutasındaki birlikler 1045’ten itibaren Bizans İmparatorluğu ve müttefiki olan Ermeni ve Gürcülerle çatışmak suretiyle Anadolu’ya doğru ilerlemeye başladı. 1054’e kadar devam eden ilk savaşlarda önemli başarılar elde edildi ve Çağrı Bey’in gelişinden o zamana kadar fazla bir şeyin değişmediği görüldü. 1054 yılında ise ilk kez bir Selçuklu hükümdarı başında bulunduğu birliklerle Anadolu’ya girmiştir.”  
O Alperen gâziler ki; köy-köy, kasaba-kasaba, şehir-şehir dolaşarak ve kurdukları tekke ve zaviyeler ile halka ulaşarak sağladıkları” mânevî zaferler” ile bölge-bölge, hatta ülke çapında “Tevhîd bayrağı”nı gönül surlarına asmışlar ve böylelikle de “askerî zafer”in âdeta müjdecisi olmuşlardır…
İşte bu “Kutlu Zaferin Mücâhid Gönül Erleri”nden bâzılarını hâtırlatarak anmak için, böylesi bir köşe yazısını kaleme almak ve gelecek nesillere bırakmak istedik. 
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

* - * - * - * - * -*    

Kim demiş “1071, fethi Anadolu’nun”;
Bu tarih Alpaslan’ın, ordu-zafer tarihi”;
“Pir-i Türkistan” eri, kapısı kutlu yolun:
“Pir Dede”, “Horoz Dede”, “Abdal Mûsâ” tavzihi; 
“Sarı Saltuk Baba”lar; senettir, tapu olun!..

Kim demiş “1071, kutlu dönem başı”dır; 
“Akyazılı Baba” var, görmeyenler şaşıdır; 
“Kudümlü Baba Sultan”, sanki sınır taşıdır; 
“Keyifli Baba” var ki, “Avşar”ın bizatihi; 
“Samsunlu Kılıçdede”, bölgenin bir Fâtihi…

Kim demiş “1071, Türk’ün ayak basması”;
“Hürriyet bayrağını, burçtan burca asması”;
“İsa Baba” limanda, “Muhammedî” esmâsı; 
Bir de “Seyyid Kudbiddîn”, bağlar mazi-atiyi; 
“Tekkeköylü Zeynüddîn”, iyilerden bir iyi…
        
Kim demiş “1071, bizim oluş yılı”dır; 
“Bafralı Hızır Dede”, kümbet-kümbet uludur; 
“Şeyhören/Yürek Dede”, alperen bir velîdir; 
“Çarşambalı Semâyıl”, velîlerin bir beyi; 
“Sarılık Dede” ile, aydınlatmış yöreyi…

Kim demiş “1071, İslâm’ın zafer günü”: 
“Şeyh Hâbil-Arap Dede”, yaydılar hep o ünü; 
Çarşamba pazarında, gelin-damat düğünü;
“Cini Bağdat” Terme’de, nûrlandırmış Terme’yi; 
Asırdan asra varıp, hak Tevhîdi sevmeyi…

Kim demiş “1071, hilâl geldi doğudan”;
Onlarca yıl öncesi, vardı bayrağı tutan; 
“Gülabdâl-Karaabdâl”, Lâdik gibi yurdumdan; 
“Şeyhbek” Engiz dedesi, sever “Şahbey” demeyi; 
Üzümü yiyin lâkin, bırakın bağcı dövmeyi!...

Kim demiş “1071, zafer ayı ve sene”; 
Asıl zafer kalplerde,  îmânlı çarpan sine;
“Pir-i Türkistan” mührü, vurulmuştu desene!..
O’nun Alperenleri, kuşattı yer küreyi;
O’nun ektiği tohum, asırlardır üreyi…

Kim demiş “1071, 50 bin asker ile”;
“Kazanılmış zaferdir, destancı şaşmış bile”;
O’nun binlerce eri, hâkimdi ilden il’e; 
KAYIKÇ’Ali’m diyor ki, doğru öğren süreyi;
Kılıç kuvvet unsuru, mâneviyat direği…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim