• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Samsun 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

“KERÂMET”İ İNKÂRCI, “ÖNGÖRÜ” DER, “TAHMİN” DER...

Ali Kayıkçı

*     “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den)
 *     “Sakın yeryüzünde fesâd çıkarma. Doğrusu Allah, fesâd çıkaranları sevmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Kasas Sûresi, âyet 77’den)
*    “…yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyâda onlar için bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azab vardır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 33’den)
  *  “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve      amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.” (Kur’ân-ı Kerîm-Nisâ Sûresi, âyet 104)
* “İçinizden kim irtidâd eder de kâfir olarak ölürse, yaptığı (iyi) işler dünyâda da âhirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin (Cehennem’in) arkadaşlarıdır. Onlar orada (bir daha çıkmamak üzere) ebedî (sonsuz) kalıcıdırlar.”  (Kur’ân-ı Kerîm-Bakara Sûresi, âyet 217)
*   “Ümmetim, kötü din adamlarından çok zarar görecektir.” “Hiçbir mü’min (…) mü’mine karşı kâfire yardım etmeyecektir.”,  “Mü’minler, birbirlerinin Allah yolunda dökülen kanlarının öcünü almakla mükelleftirler.”, “Bir kimsenin, bir mü’mini sebepsiz yere öldürdüğü kat’i delilerle sabit olunca, öldüren hakkında kısâs hükmü tatbik olunacaktır.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “İrtidâd: Müslüman iken, İslâm dînini terk etmek, başka bir dîne geçmek, ateist   (dinsiz) ve mürted olmak” (Sözlük)
*   “Devlete isyân etmemek, kanunlara karşı gelmemek vâcibdir.”  (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; 123. Baskı, İst. 2012, s. 438)
*   “Vâcib: Kur’ân-ı Kerîm’de  açık olmayarak bildirilmiş veya bir sahabenin açıkça bildirmesi ile anlaşılmış olan emirler. Kurban kesmek, fitre vermek, vitir namâzında kunut duâlarını okumak, (erkekler için) bayram namâzlarını kılmak… gibi.” (Dînî Terimler Sözlüğü; c. 2, s. 280)  
*     “Kerâmet: Velîlerden âdet dışı yani fizik, kimya ve fizyoloji kanunları dışında meydana gelen şeyler, hâdiseler, üstünlükler. Allahü teâlâ, sevdiği kullarına kerâmetler ihsân eder. Kerâmet haktır.” (a.g.e.: c. 1,  s. 288)
*   “IŞİD adlı organize İsrail-Anglo Sakson çetesi saldırıyor; onların güdümündeki uluslar arası medya, PKK, HDP, Cemaat, Doğan Medyası hep bir ağızdan ‘Türkiye yaptırdı yaygarası’ koparıyor.” (Fuat Uğur-Türkiye Gazetesi)
*    “MHP’li (Tarihçi) Halacoğlu’na göre; PKK’lıların yüzde 80’i Ermeni. PKK terör örgütlerinde; Ermenileri ve Süryanileri kullanırlar. Özgür Gündem Gazetesinin; dağdaki 300 eşkıya arasında yaptığı ankette, ‘dinî önder’ olarak yüzde 34’ünün Zerdüşt, yüzde 34’ünün İsâ, yüzde 11’inin Mani, yüzde 10’unun Muhammed, yüzde 7’sinin Mûsâ ve yüzde 4’ünün İbrahim dedikleri ortaya çıkmıştır. Bundan da anlaşıldığı gibi, eşkıyanın ancak yüzde 10’u Müslüman’dır.” (Salih Parlak-Denge Gazetesi; 09.11.2015, s. 9) 
*   “Vur pençe-i Ali’deki şemşir aşkına/Gülbangı, âsmânı tutan pir aşkına!..” (Y. Kemâl Beyatlı) 
*  “Hak uğruna vermez bir mangır, hiç uğruna gider tangır tungur (Hayırlı işlere para vermeyenin, yatırım yapmayanın parası öyle bir gün gelir ki işe yaramayan yollarda çarçur olur, boşu boşuna harcanır gider.),  “Yalanın vergisi olmaz.”  (Gemerek’ten atasözleri-Erciyes Dergisi; Şubat 2015, s. 31’den)
*    “Bir siyâsetçi, gelecek seçimi; bir devlet adamı gelecek nesili düşünür.” (James F. Clarke)
*  “Yolcu için yol, kurnaz politikacı için söz tükenmez.” (Alan Milne)
*  “Siyaset, güzel bir kadına benzer; onu bir kez kollarının arasına alırsan, bir daha bırakamazsın.” (Robert Wilder)
*   “…Özing asgı bolma budun asgı bol/Budun asgı içre özing asgı bol!..”  “…(Kendi çıkarını kollama, halkın çıkarını gözet/Kendi çıkarını, milletin çıkarı içinde gör!”  (Kutadgu Bilig-Yusuf Hâs Hâcib’den)    

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bilindiği üzere önceki günkü; “Üstâd Der ki ‘Yapmayın!’, FETÖ Der ki ‘Yaparız!..” başlıklı yazımızda;  “Türkiye Gazetesi Köşe Yazarı Sn. Fuat Uğur” 19, 21 Ocak 2016 günlü yazılarında, çok enteresan bilgiler verilmekte ve “Bediüzzaman’ın Fethullah Gülen Öngörüsü” başlığı altında  “Tahşiye davası Gülen örgütünün en acımasız kumpaslarından biriydi.” denilmekte ve sonrasında da şöyle devam edilmektedir, diye de vurgulamıştık:
 “Tahşiyeciler Bediüzzaman’ın gizemli tanımlarını haşiye yani dip not olarak açıklıyorlardı. Tuhaftı ama Bediüzzaman’ın on yıllar öncesinden kaleme aldığı öngörüleri âdeta Fethullah Gülen’i tarif ediyordu. Gülen, aşırı derecede tedirgin oldu ve dikkatlerin üzerine toplanacağını, Bediüzzaman’ın kendisini işaret ettiğinin anlaşılacağını fark etti. Bu durum Fethullah Gülen açısından çok tehlikeliydi. Cemaat tabanında zor duruma düşebilir, itibarını kaybedebilirdi. 
İşte o haşiyelerden birinde Bediüzzaman Said Nursi’nin, Nur talebelerinin siyasetten uzak durmasını istediği Şualar Risalesi’nden bir bölüm yer alıyordu ve (orada) şöyle deniyordu:
 “Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmaması bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara her şeye bedel, kâfi geliyor.” 
Makâlenin devamında ise “Dehşetli Cemaatlerin Tokat Yiyeceği Yıllar” ara başlığı altında çok daha dikkat çekici bilgiler verilmektedir:
“…Emirdağ Lahikası sayfa 208’de aynen şöyle demişti: ‘Büyük daire onun gibi dehşetli cemaatler siyasi islamiyeye darbe vurduklarından, 12-13-14- ve 16 tarihlerinde tokatlar yiyecekleri ihtar edildi.’
Gülen’i çıldırtan tam da buydu. Bediüzzaman Said Nursi’nin on yıllar öncesinden yazdığı risalelerinde O’nu anlattığı gibi aşikârdı. Gülen risalelerde kendini bulmuştu. Niye bulmasın ki, siyasete karışan ve darbe yapan oydu, fitne fesat sokan oydu, şakirtlerin himmetini ve hizmetini istismar eden oydu. Tezgâh, kumpas onlardaydı; yalan dolan, para transferleri, rüşvet ve daha niceleri. Nitekim 2012 yılından itibaren tam da Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle tokat yemeye başladılar.”

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Yazının devamında ise, bu makâlede geçen uydurukça/sözümona arı dilde kullanılan “öngörüsü” sözcüğünün “tahmini” demek olduğunu, “Bediüzzaman’ın on yıllar öncesinden kaleme aldığı öngörüleri…”  şeklindeki ifadenin en doğrusunun ise, “Bediüzzaman’ın… kaleme aldığı kerâmetleri” diye anlaşılması gerektiğini belirttikten sonra biz de (yukarıdaki “serlevha” yazılardan aldığımız ilhâmla düşüncelerimizi mısralaştırmıştık. 
Bu gün de kaldığımız yerden devam eyliyor ve bir başka hususa dikkat çekmek istiyoruz:
Efendim; bilindiği üzere “kerâmet”, “Cenâb-ı Allah’ın evliyâ kullarından sâdır olan olağanüstü hâller” olup “Ehl-i Sünnet” inancına göre bunlar “câiz”dir. “Mutezile” ve “Vehhâbî” fıkraları/bozuk yol mensupları ise bunlara inanmamaktadır. (Fazla bilgi için bkz: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye)
“Öngörü” kelimesi “Tercüman Gazetesi Temel Türkçe Sözlük”te “Önceden tahmin edilen bir duruma karşı gerekli tedbirleri almak ve ona göre davranmak”, “Tahmin” ise “Zan ve kıyasla hükmetme, kesin olmadan aşağı yukarı bir miktar ve yaklaşık bir durum söylemek” şeklinde açıklanmakta. 
Demek ki, “Sn. Fuat Uğur”un yazısında bahsettiği “Bediüzzaman’ın Emirdağ Lahikası”ndaki “kerâmet bilgileri” ile “öngörü/tahmin”in bir alâkası bulunmamakta…
Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile de kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = = 
“Kerâmet”i inkârcı; “öngörü” der, “tahmin” der;
“Hava tahmini” olur, “at yarışı” ve “toto”;
“Loto”, şu-bu anlarım; “tecrübe”n neyse göster!..
Başka çeşit yer “yarış”, “ralli” de yahut “oto”;
“Tahmin” demek “deneyim”, sonra da “fikir” ister…

Nice “inkârcı” insan, “Allah” demez “Tanrı” der;
“99 isim”den, bulmaz “inkâr”ına yer;
“Îsâ üçün üçü”ymüş, bu inanç daha beter!..
“Kerâmet”i inkârcı; “öngörü” der, “tahmin” der;
“Tasavvuf”tan bîhaber, “akl”ı eyler seferber…

“Kerâmet” evliyânın, “gizli ilmi’dir-sırrı”;
“Olağanüstü hâl”i, “huy’un hilm’idir-sırrı”;
“Tay-i zaman ve mekân”, “göz’ün film’idir-sırrı”…
“Kerâmet”i inkârcı; “öngörü” der, “tahmin” der;
“Arvâsî” zincirinden, “Hüseyn Hilmi’dir sırrı”…

“Emirdağ Lahikası”, “kerâmet”in tokadı;
“12-16”ya, “Gülen”in geçer adı;
“Tahşiye” sıraladı, bir-bir gizli maksadı…
“Kerâmet”i inkârcı; “öngörü” der, “tahmin” der;
“FETÖ”nün günden-güne, yıkılır saltanatı…

“Mutezîle-Vehhâbî”, “inanmaz kerâmet”e;
“Ehl-i Sünnet” “câiz” der, “gizli sır-alâmet”e;
KAYIKÇ’Ali inandı,  “Ahiret-Kıyâmet”e…
“Kerâmet”i inkârcı; “öngörü” der, “tahmin” der;
“FETÖ” duymuş-köpürmüş, başlamış bin “lânet”e…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim