KENDİNİ İMHA ETMEK

Doktor Daniel J. Fox (2022) Sınırda Kişilik Bozukluğuna sahip olan kişilerin oldukça özgün bir yapıya sahip olduklarının tartışılamaz olduğunu düşündüğünü belirtmiştir. Özellikle bu bozukluğa sahip olan sanatçılar, yaratıcılar, iş düşünürleri ve uygulayıcıları, yazarlar, profesörlerle tanıştığını ve ‘’Sınırda Kişilik Bozukluğunun’’ özellikleri tarafından engellenen muazzam yeteneklere sahip olduklarını fark ettiğini bildirmiştir.
Sınırda Kişilik Bozukluğu doğası gereği, sahip olduğu kişinin başarılarını engellemek için bir zincir görevi gören kendi kendini yok etme dürtüsü barındırır. Bunun harici bir kaynaktan mı öğrenildiği yoksa uyumsuz bir koruyucu mekanizma olarak mı kendini gösterdiği ise devam eden bir tartışma konusudur.
Doktor Fox bu yazısında insanları geride tutan, onlara yeterince acı çektikten sonra huzur ve zevk yaşadığını düşündüren sahte bir ideolojiye bağlı kalmış olan ‘’Sınırda Kişilik Bozukluğunu’’ kendi çalışmalarına dayanarak detaylandırmıştır.


‘’Birey Kendine Karşı Olduğunda Başarılı Olamaz ’’
Bu bireysel ve terapötik çalışmaların amacı yalnızca SKB’nin temel bileşenlerinden biri olan kendi kendini yok etmeye yönelik temel dürtüyü belirlemek değil aynı zamanda bunu önlemek için farkındalığı artırmaya çalışmaktır. Doktor Fox bu süreci bir halat çekme oyununa benzetmektedir. Bazen acı ve ızdırap gibi olumsuz duyguların sevgi, şefkat ve güven duygusuyla içselleştirilerek kişilere gerçekliğe uygun, uyarlanabilir stratejiler öğretmeyi hedeflemiştir.
SKB’nin başarılı bir şekilde tedavi edilmesinin belki de yıllarca sürmesinin sebebi budur. Doktor Fox sanıyorum bu noktada halatın bir ucuna kendini diğer ucuna bireyi karşıya yerleştirip çekiştirmekten bahsetmiyor. Ona göre bu süreç SKB'ye karşı bir olmaktan, kişileri kök salmış inançlarının, davranışlarının ve kalıplarının istediklerini veya ihtiyaç duyduklarını hissettireceklerine ikna etmeye çalışmanın çok ötesinde olmaktan geçiyor.
Bilişsel, duygusal veya davranışsal olsun, SKB’nin ötesine geçme direnci kişiyi korumak için vardır. Bu durum kendi hayatlarına kasıtlı olarak zarar vermek için gerçekleşmez. Kendi kendini yok etmenin onlara istediklerini vereceği ve onlara yardım etmeye çalışan kişinin sadece onları inciteceği, terk edeceği ve kırıklıklarını teyit edeceği gibi yanlış bir inanca sahiptirler. Bunlar akıllarındaki fısıltılar değil, görmezden gelinmesi neredeyse imkansız olan yüksek sesli mesajlardır.


‘’Sırtınızda Ağırlık Yapan Bir Çanta ile Maraton Kazanmak Zordur !’’
SKB ile yaşamak, ilişkiler kurmaya ve bu ilişkileri sürdürmeye çalışmak sırtınızda sırt çantasıyla birlikte maraton koşmaya çalışmaya benzer. Ve bu sırt çantasının içine koşarken bir yandan da taşlar eklersiniz. Sizler bu yarışı koşarken, herkese ayak uydurmayı ve aynı sonuçlara ve deneyimlere sahip olmayı umarsınız ancak SKB ile daha fazla koşmanız gerekir bu durum daha uzun koşuyormuşsunuz ve kaybetmeye mahkummuşsunuz gibi hissettirir. Arkadaşlar, iş arkadaşları, özel ilişkiler ve terapistlerle ilişki kurmaya ve sürdürmeye çalışan SKB’li kişiler için durum tam olarak böyledir.


Sırt çantanıza koyduğunuz taşlar kendi kendinize zarar vermenize sebep olan bileşenlerdir. Bu, kendinizle ve başkalarıyla kurduğunuz ilişkileri zorlaştırır. Kimsenin sizi sevmediğine ve kazanmayı hak etmediğinize dair içselleştirilmiş olan inancı ne için yok etmeyesiniz? Her iki seçenek de kaderinde kendi kendini yok etmeye yönelik bir yaşamı hak ettiğinize dair güdüyü ve yanlış inancı güçlendirir. Olumsuz şekilde beslenen döngü zamanla oluşur ve sırt çantanızdaki tüm ağır taşlar tarafından ne kadar çok pekiştirilirse o kadar inatçı hale gelir.
Ruh sağlığı sağaltıcıları olarak danışanlarımıza bu taşları çıkarmaları için yardım etmeliyiz ancak zaman, enerji, özveri ve bu taşlar bireyleri daha da ağırlaştırmadan bitiş çizgisine ulaşmalarına yardımcı olabilmek için kişinin bu desteğe güvenmesi ve işbirlikçi olmaya istekli olması gerekir.


‘’Kendini İmha Düğmesi Olmayan Bir Hayat Hayal Edin’’
Geçmiş deneyimler, destek eksikliği ve içselleştirilmiş kendi kendini suçlama, SKB’ye sahip olan birçok bireyin içinde ‘’kendi kendini yok etme’’ düğmesini yaratmıştır. Terapötik süreç, önce kendi kendini yok etme düğmesine bastıklarını anlamalarına yardımcı olacak bir iç görü oluşturmalıdır ve basmaya devam ettikleri sürece bu döngünün devam edeceğini fark etmelerini sağlamalıdır. Bu bilgi kişilerin geçmiş acılarının ve travmalarının ana kaynağı olduğu ya da ana kaynağa ulaşabildikleri anlamına gelmez. Ancak yetişkin birey gibi seçim yapma yetkisine sahip olduklarını fark edebilmeleri oldukça kıymetlidir. SKB’li birçok kişi, özellikle yaşadıkları sorunlar ve semptomlarından ötürü başka seçeneklerinin olmadığını düşünürler.


Bu nedenle iç görü ilk adımdır, ardından kendi kendini yok etme düğmeniz olmayan bir hayatın nasıl olacağını hayal etmek ve farklılıkları yakalayabilmek gereklidir. Bunu yapmak ve başarmak için zihninizde bu durumu imajı edebilmelisiniz. Alternatif senaryoda, düğme olmadan, birey sevdiği, sevmek istediği birini görür ve güvenle konuşabilir, gerçek benliğini ve şefkatini, sevgisini, zekasını ve iç görüsünü kucaklarken kurmuş olduğu bağlantıyı güçlendirir. Bu sağaltım uyumsuz SKB inançlarının, davranışlarının ve kalıplarının ötesine geçmeyi başarabilmiş, Doktor Fox’un danışanlarında gördüğü bileşenler olmayı sağlamıştır.


Bu sorunları yumuşatarak daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir yaşam bulabilir ve hak ettiğini düşündüğü sağlıklı geleceği inşa edebilirler. Bazı bireyler değişimden çok korkar ve kendi kendini yok etme düğmelerine bağlı kalmayı tercih eder. Yine de bu değişime adım atan bireyler her gün, kendi kendini yok etme dürtülerini zayıflatmak için uyarlanabilir stratejiler oluşturmak için çok, daha çok çalışır. Çünkü gerçek benliklerinin, kendi kendini yok etme dürtüsü olmadan farklı bir hayata açılan kapı olduğunu artık fark etmişlerdir. Yazının orijinaline ‘’Psychology Today, Borderline Personality Disorder and the Drive Toward Self-Destruction ‘’başlığı ile ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Berra ALKAN Arşivi
SON YAZILAR