• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • Samsun 8 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

KENDİ ALTINA DİNAMİT KOYMAK

Bayram Ocak

1791 yılında Fransız ulusal meclisinde kralı destekleyenler meclis başkanına göre meclisin sağına, yenileşmeyi ve halkın haklarının artırılmasını savunanlar da soluna oturmuşlardı.

Zamanla dünyada sol görüş şu manaya gelmeye başladı.  Yeniliklerin yapılmasını , yaşam standartlarının iyileştirilmesi gerektiğini savunanlar sol görüşe mensup oldu. Sağ görüş ise mevcut düzenden memnun olup, sistemin değiştirilmesine karşı olanlar ve sermaye sahiplerinin haklarını çalışanların haklarından önce korumak gerektiğine inananları kapsadı. Sağ ve sol  kralın düzen anlayışından doğmuştur.  Dünyanın her yerinde sağ ve sol ekonomi anlayışını ifade eder. Parti sağcı ise sermaye sahiplerinin istekleri doğrultusunda gelişim kararı alır. Sermaye sahibi  büyük şirketler bu şekilde oluşurlar. Parti solcu ise halkın gelir seviyesi ekonomi politikasının asıl amacıdır. Bu modelde sermaye sahiplerinin istekleri yine dikkate alınabilir ama bütün ekonomi buna göre şekillendirilmez. Bu dünyada kabul gören iki sistemin işleyişi hakkında kabaca bir yaklaşım. Seksen öncesi başlayan bir kutuplaşma, ülkemizde  silahlarla, kavgayla fikrini kabul ettirme yolunu seçti.Akan kan ve ülkenin gelişmemesi,yada gelişiminin önüne geçilmesi.Sonuç, kimin fikri daha doğruydu belli oldumu.Aksine ihtilal oldu, dönüp bakıldığında sermaye sahipleri bir şekilde korunmanın dışında, ellerini daha çok güçlenmişti. Olaya sol açısından bakıldığında,  ne kadar fraksiyon çeşitliliği varsa, davanın aslında kendi kendini nötürize ettiği, görülmekte idi. Çünkü sol bir sistem ülke için kabul görseydi,fraksiyonların birbirleriyle mücadelesi başlayacaktı ki , buda hedeflenen amacın sadece yüzeysel bir araç olduğunun göstergesinden başka bir şey olmayacaktı. Yeri gelmişken neden pkk aynı sistemle çökertilmesin.Sonuçta yine sermayenin istediği olacaktı. Bu sefer sağ elle sağ kulak tutulmayıp sol elle sağ kulak tutulacaktı. Laiklik söylem ve uygulama olarak din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarakta görülsede aslında,siyasete alet edildiğinde sadece çıkar amaçlı kullanılan bir argüman olduğu ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyet elden gidiyor, ülkeye şeriat geliyor. Araç olarak kullanılmıştır laiklik, hatta amacınında dışına çıkartılmıştır. Ülkemizde oluşan yeni kutuplaşmanın tutunduğu dal bu olmuştur. Arka planında  kime hizmet ediyordu bu oluşum sizce , yine sermayeye. Laik-şeriatçı  CHP-AKP kutuplaşması ortamı oluşturmak.Gelişime bakıldığında böylesi bir korkunun yersiz olduğu aşikardır. Önemli olan olayın arka planını görmektir. Oraya bakıldığında siyasi rakibi zayıflatma çalışmalarının izine rastlanılacaktır. Ben siyasette rakibimi zayıflatmak isterken bilerek veya bilmeyerek ki bilmemek yada görmemek günümüzde mümkün değil. Rakibi zayıflatırken asıl olan devlet,millet anlayışının temellerini sallamaktasın. Çünkü hangi sistem, birbiriyle kavganın dozunu kaçırıp, vatandaşını belli  bir grup içine çekerse, yarın sistem değiştiğinde karşında grubun dışında kalanları bulursun. Bu siyasi kısır döngü  uzun yıllar ülkenin kaderini teşkil eder. Ülke içinde kutuplaşma oluşunca ortay çıkan sonuç ne olur, tıpkı seksenli yılların öncesinde olduğu gibi, insanlar birbirlerini ötekileştirilmesi sağlanıyor. Buda zincirin halkalarının zayıflaması anlamına geliyor. Bir nevi kendi altımıza dinamit yerleştirmiş oluyoruz. Halkaları zayıflayan zincirlerinin zamanla taşıdığı gücü kaldıramadığı anda kopmaya başladığı ve bir daha onu toplayıp birleştirmenin nedenli zor olduğu  anlaşılsada, bir kere kopan yerlerin tamirinin ,üzerindeki onarım izlerinin ilerki kuşaklara sorun olarak aktarılacağının farkına varmaları gerekmektedir ,yöneticilerin. Tüm olay benim gibi düşünüp benimle gelenler değil, biz olduğumuzu görmenin altında yatmaktadır. Bu kutuplaşmaya aktarılacak zamanın,bu yöndeki çalışmaların maliyetlerinin,emeğin,eforun ülke meselelerinin düzeltilmesi konusunda harcanması. Kutuplaşmanın etkisinden daha fazla kar sağlayacağını anladıkları zaman,seçime girerken acaba yüzde otuz ikinin kaç puan altında olurumdan ziyade, şu kadar oylarımın artacağını biliyorum, düşüncesinin rahatlığında olmayı öğrendiklerinde, sanırım ülkenin gelişimine destek vermiş olacak herkes.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim