• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Samsun 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

KAYINÇOM TASAVVUF ERBABI...

Adnan Bahadır

KAYINÇOM TASAVVUF ERBABI OLMUŞ DA BENİM HABERİM YOK

Tasavvuf  insanların nefsi  terbiyelerinde terakki, terbiye ve olgunlaşma  yoludur. Tasavvuf tarihçileri sahabe  döneminden itibaren tasavvufun  uygulama alanına girdiğini, bunun şeriat, tarikat,  hakikat ve marifet olarak tedrici olarak uygulandığını ifade ederler. Bu bağlamda İslam alimleri arasında ciddi anlaşmazlıklar olsa da Abdülkadiri geylani, Şahi nakşibendi, İmam Gazali, İmamı Rabbani bu yolun öncülerindendirler. Gerçek anlamdaki tasavvuf insanı ciddi anlamda olgunlaştırır, kemale erdirir ve yaşantı biçimi ciddi anlamda değişir.

            Buraya kadar anlattıklarımız işin ciddi ve samimi boyutu, birde samimiyetten uzak toplumdaki itibarlarını belli noktalara taşıyabilmek için veya kendilerini ciddiye aldırabilmek için bu samimi yolu  kullanmak isteyen sahtekarlar var ki, onlar  kısa sürede kendilerini açığa vururlar. İnsanların konuşmaları, davranışları, hareketleri, eylemleri kişiliklerinin aynası olduğundan  yapmacık hareketler kısa ürede ortaya çıkabilmektedir. Tasavvufun en güzel uygulayıcıları arasında bulunan Mevlana hazretleri yıllar yılı bölgesinde en haşmetli, en itibarlı alim olmasına rağmen Şemsi tebrizi ile buluşmasının ardından asıl Mevlana kimliğine kavuşmuş ve bu sayede vuslata kavuşmuştur.

            Günümüzdeki mutasavvıflarla ilgili yorum yapmak haddime düşmediğinden çok fazla detaya girmek istemiyorum ancak kendisini sufi meşrep olarak tanıtan bazı insanların uygulamalarından bahsettikten sonra asıl  konumuza gireceğim. Hayatının belli bir dönemine kadar İslam'la müşerref olamamış veya sadece Müslüman olduğunu bilmekle yetinip en ufak bir uygulamada bulunmamış insanlar tasavvufa yönelip İslam'ı yaşamaya başladıklarında biraz fanatik olmaları mümkün olabiliyor, bu fanatizmleri bazen de kendilerine sıkıntı verebiliyor.

            Bu anlamda en çok eleştirdiğim konulardan birisi de bu tür insanların önce olayları delikanlılık ayakları ile çözmeye çalışıp, işin içerisinden çıkamadıkları zaman tasavvufu kullanıp Allah razı olsun gurban biz ehli tarik insanlarız olayları tevazu içerisinde çözmeliyiz demeleridir. Mademki erbabı tasavvufuz o zaman işin başında da aynı tavrı göstermemiz gerekmiyor mu? Sıkıştığımızda Tasavvufa sarılmanın anlamı var mı?

            Sevgili kayınçom da son zamanlarda mutasavvıfları örnek almış olacak ki  daha önce adam yerine koymadığı, hatta her mecliste ondan bir şey olmaz dediği kişiler tekrar milletvekili aday listesine  girince sadece kendisi değil, ekibini de toparlayarak karşılama törenlerine katılması tam bir sufilik  uygulaması değil de nedir? Hoca Nasreddin'e demişler ki hocam sizin için Allah dostu diyorlar doğru mudur? Hoca Elhak doğrudur der, bunun üzerine soruyu soranlar hocam o halde şu karşıdaki dağı buraya getirir misin deyince olur, ne demek der ve dağı bir kaç kez çağırdıktan sonra dağ gelmeyince hoca gitmeye başlar. Dağın gelmediğini ve hocanın dağa doğru yürüdüğünü görenler hocam bu ne haldir dağ size geleceğine siz dağa gidiyorsunuz deyince Hoca cevabı yapıştırır dostlar siz bana  Allah dostu demediniz mi, Allah dostları mütevazi olur, dağ bize gelmez ise biz dağa gideriz.

            Sevgili kayınçom da verdiği onca mücadeleden sonra milletvekili  aday listesine giremeyince  kendisini tasavvufa verip, mütevazi olmaya karar vermiş. Bunu nereden anladın derseniz geçtiğimiz hafta Ahmet  Yeni'nin karşılama törenine  bizzat katılması bunun delili değil de nedir?  İl Başkanlığı döneminde ve daha sonraki dönemlerde seçilmiş meclis üyelerine, belediye başkanlarına, hatta milletvekillerine nasıl davrandığını veya onlarla ilgili neler konuştuğunu bilenler ne demek istediğimi çok iyi anlarlar. İnsan yetki kendisinde iken veya kendisine güvendiği zamanlarda nasıl davranıyor ise sıkıntılı zamanlarında veya elindeki gücü kaybettiğinde de aynı davranmalıdır. Hatta elindeki yetki arttıkça veya makamı yükseldikçe mütevazi olmasını bilmez ise Yüce Allah bir şekilde bildirir.

            Yüce Rabbim'den temennim gördüklerimizden geriye bırakmayıp, bizlere verdiği nimetlerin hakkını layıkıyla verebilen kullarının zümresine ilhak eylemesidir. Allah doğruların, dürüstlerin, kibir ve böbürden uzak kullarından eylemesi temennisi ile kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim