• BIST 97.565
  • Altın 145,228
  • Dolar 3,5680
  • Euro 3,9893
  • Samsun 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU

“KATLİÂM ve SÜRGÜN” HA!..

Ali Kayıkçı

*     “Hubb’ül vatan minel îmân”/Vatan sevgisi îmândandır” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*     “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!..” (Şeyh Edebali’nin Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)
*     “Müslüman Doğu’nun bilge düşünürü Muhammed İkbal, Pakistan-Avrupa yolculuklarında, uçağı Türkiye sınırlarına girdiğinde, ayağa kalkar ve uçağı sınırlarımızdan çıkıncaya kadar ayakta yolculuk edermiş. Onun bu hâlini gören uçak görevlisi sormuş: ‘Efendim, niçin Türkiye sınırlarına geldiğimizde ayağa kalkıyorsunuz ve çıkıncaya kadar ayakta duruyorsunuz?’ Allame İkbal şöyle cevap vermiş: ‘Nasıl ayağa kalkmayayım ki,  bu topraklar, Anadolu toprağı, nazargâh-ı ilâhidir, şehitler ve gaziler yurdudur, onun için saygı makamında ayağa kalkıyorum.’” (Prof. Dr. Mustafa Keskin-Erciyes Dergisi; Aralık 2015, S. 456, s. 5) 
*     “Elele verin, birbirinize sımsıkı sarılın. Allah yolunda dünyâda bir tek esir Türk kalsa, O’nu kurtarmak sizin gâyeniz olsun. İnsanlar fanidir. Ben ebedî âleme göçmek üzereyim. Cenâb-ı Hakk, Türkiye’mizi ve Türk-İslâm âlemini dünya durdukça muhafaza etsin. Doğu Türkistan hürriyete kavuşmadığı için gözlerim açık gidiyorum. İnşâ’Allah, sizin gözleriniz açık gitmez. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve unutmayın; birlikten kuvvet doğar.” (İsa Yusuf Alptekin-Eski Doğu Türkistan Cumhuriyeti Genel Sekreteri)  
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*“Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
*     “Anadolu’da on bir bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, târihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînimize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31. Medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, târih çöplüğüne gömerler.” (M. Necati Özfatura-Türkiye Gzt. 24.05.2002, s. 10)  
*     “1100 Akademisyene: Aydın Değil Karanlık Bunlar! Maaş aldıkları devleti ‘katil’ diye suçlayan bu aydın müsveddeleri siz karanlıksınız, karanlık. Ülkesinin bütünlüğüne karşı tavır içinde olan kamu çalışanı olamaz.” (R. Tayyip Erdoğan-Cumhurbaşkanı; Basın, 13.01.2016)  

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 27 Aralık 2015 günlü köşe yazımızda belirttiğimiz gibi; ülkemiz topraklarının yüzde 3’ü “Rûmeli/Trakya”da ve yüzde 97’si de “Anadolu”dadır. Ve bir bütün olarak da bu memleketin tarihi 11 bin yıl öncesine dayanmakta, birçok yerleşime beşik, çok sayıda tarîhî hadiseye ve medeniyete sahne olmuş bulunmakta. Diğer taraftan da “Dünyâda tarıma dayalı üretim yapılan en eski yerleşim yeri” olarak da anılmakta. Bu coğrafyada Hattiler’den bu yana Hititler, Asurlular, Urartular, Frikyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar gibi onlarca devletin kurulduğunu ve beşerî yönden âdeta bir “insanlar ve kavimler bahçesi/tarlası” olduğunu görürüz. Ve bu bahçede/tarlada, bu devirlerden kalma “eserler” yanında “nesiller”in de bulunması akla ve mantığa uygun bir neticedir, demiştik.  
 Bunu söylerken de yazımız başlığını neden  “Şu ‘Temiz Toprakların Çakır Dikeni Bunlar” şekilinde atma ihtiyacını da duyduğumuzu da “Türkiye Gazetesi”nden aktardığımız bir araştırma-habere göre; “Kimi milletvekili, kimi gazeteci, kimi bilim adamı. Meslekleri farklı ama görevleri aynı: Türkiye’yi karalamak” olan “İçimizdeki İrlandalılar! Yerli ama millî” olmayan-olamayan, “Her fırsatta Türkiye’yi AB, ABD, BM ve NATO’ya şikâyet eden muhalifler, karalama kampanyasında birbirleriyle yarışıyorlar.” yorumuna ve burada ismi geçen bâzı gazeteci-yazar, milletvekili, eşbaşkan, parlamenter, sivil toplum temsilcisi ve öğretim üyesinin açıklamalarına dayandırmıştık.                                                                                            Bu gelişmeler karşısındaki his ve düşüncelerimizi mısralaştırdığımız bir destan-şiirimizi de o köşe yazımızda Siz Saygıdeğer Okuyucularımızla paylaşmış ve şunları haykırmıştık:           
    = = =   (  1  )   = = = 
Şu “temiz topraklar”ın, “çakır dikeni” bunlar;
Atsanız atılmıyor, satsanız satılmıyor;
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”…
Yeseniz yenilmiyor, “çöpe” de atılmıyor;
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”…

Şu “temiz topraklar”ın, “ayrık otları” gibi; 
“Orda-burda” bitiyor, sökülmüyor hiç dibi;
Mevsim “yaz ortası”yken, sanki “Domuz Gribi”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
Bu bir “salgın hastalık”, sarmış koca “Mağribi”…

Şu “temiz topraklar”ın, “eşek dikeni” sanki;
Ne “ot” ne de “çiçek”tir, ne lâzımsa o ân ki;
Bu ülkeye “yabancı”, sanırsın malûm “Yanki”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Lenin-Stalin” göçtü, sanırsın o zamanki…

Şu “temiz topraklar”ın, “haşarat nesli” nerden?
“Soy”dan mı “sokak”tan mı, “zehir” alırlar ferden;
Kimi “mikrop” kapıyor, malûm “öğretmenler”den…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Nasîhat”lar sonuçsuz, kalır “NATO mermer”den…

Şu “temiz topraklar”ın, “kırk katlı yabancı”sı; 
“Harâm lokma” yiyorlar, ondandır bu “sancı”sı;
İşte “basın” yazıyor, “sansür” de “yalancı”sı…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
Bunlara “dikta” lâzım, “despot el”in kamçısı…

Şu “temiz topraklar”ın, “kötü örnek-eksi”si;
“İttihat” artıkları, “Komünizm’in etki”si;
“Para” var “şan-şöhret” var, “hazımsızlık tepki”si…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Sahibinin sesi”dir, “podyumların seksi”si…

KAYIKÇ’Ali şaşırma, “Tanzimat diken ekti”;
“İttihat ve Terakki”, ikiletti-berkitti;
“CeHaPe devri” geçti, “mâneviyat terk etti”…
Bir şeye benzemiyor, “Ebûcehil kavunlar”;
“Çarkçı Kemal” dün dedi, bugün tuttu “çark etti
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Bilindiği üzere yine, bir süre önceki üç ayrı köşe yazımızda; “Erciyes Dergisi”nin Kasım 2015 tarihli 455. sayısının 1-9. sayfalarında “M.Ş.” isimli bir profesör (ki, siz buna rahmetli Ergun Göze’nin “Profesörler Geçiyor” kitabındaki “Prifisir”lerden biri de diyebilirsiniz, demiştik. 
Sn. “Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan”ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde büyükelçilerle yemekte yaptığı konuşmada, kendilerine “akademisyen unvanı”nı yakıştırmış bir güruhun “Devletin başta Kürt halkı olmak üzere, tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerektiği…” şeklindeki beyanatları üzerine yaptığı sert çıkış, herkesin malûmudur. 
“Ergun Göze” üstâdımızı bir kere daha rahmetle anıyor ve sözde “aydın” denilen (“münevver”lik yani “tenvir edilmiş, aydınlatılmış”lıkla alâkası bulunmayan, bir kısmı “Prifisir”) bu “haşarat güruh”a biz de mısra-mısra sesleniyor ve diyoruz ki:
    = = =  (  2 )   = = = 
“PKK-KCK”ya; “Esad”a, “Sisi”ye sus;
“TC” benim “devlet” ya, ona saldır bahusus; 
“Yediğin” zıkkım olsun, “içtiğini” bir-bir kus!..
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Münevver”lik öldü ya, çehre “mumya”dan menhus…

“Rusya” ve “İsrail”e, “sus-pus” oturan bunlar;
“TC” adı geçince, birden kuduran bunlar;
“Karacuha”  misâli, “karadul” duran bunlar…
 Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Ebûcehil” gününden, zehir-zakkum kavunlar…

“Karasinek”ten kara, “yüz karası” isimler;
“Kara cahil”den kara, “karamuk”ça cisimler;
“Karaçalı” misâli, “akademik” kesimler…
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Kara haber” sırıtır, sayfadaki resimler…

“Karahumma” misâli, çöreklenmiş “kürsü”ye;
“Karakoncolos” sanki cevap vermez “tütsü”ye; 
“Kıçtankara”yla eşlik, “Kürdara”lı “türkü”ye…
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Sevr sofrası” isterler, ziyâfet var: “Türk’ü ye!..”

“Karakarga” misâli, “karavana” özlerler;
“Saray”mış çöksün-gitsin, “Demirtaş”ı gözlerler;
“Karabina” atışla, “Bay Putin”i izlerler…
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Karabulut” misâli, taşıdığın gizlerler…

“Gayri millî” ne varsa, “karavaş”ça tutulmuş;
Kimi “Moskof” uşağı, kimi “Şam”a satılmış;
“İsrail”in aşına, kalemiyle katılmış…
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Münevver” “envâr” idi, bunlar çöpe atılmış…

KAYIKÇ’Ali yaz bunu, “Yüz karası” olayı;
“Karakaçan” hayrı yok, “tenkîd etmek” kolayı;
“100” iken şimdi “1.000”miş, “yüz gramlık” alayı…
Sözde “Aydın”dır bunlar, olamaz bir “Nazilli”;
“Sabır” milletim “sabır”, Rabbim defet belâyı!..


 

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim