• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • MUSTAFA SEVGİ BİLDİĞİNİZ GİBİ !
  • TARAFTAR DAHA NE YAPSIN !
  • YİNE DEPLASMAN HÜSRAN ! 2-0
  • MUSTAFA SEVGİ BİLDİĞİNİZ GİBİ !
  • TARAFTAR DAHA NE YAPSIN !
  • YİNE DEPLASMAN HÜSRAN ! 2-0

KÂĞIT DEDİ “EY KALEM, HASRET KALDIM YAZINA!..”

Ali Kayıkçı

*“Allah, nasıl bir benzetme yaptı; ‘güzel bir söz kökü yerde sabit, dalları semada olan güzel bir ağaç gibidir… Yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir!’ Kötü bir söz de, yerinden sökülmüş kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.”  (Kur’ân-ı Kerîm; İbrahim Sûresi, âyet 24-26)
*“Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla.  Oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1-7’den)
*“Ey îmân edenler!.. Şeytanın adımlarını takip etmeyin!.. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şüphesiz o şeytan çirkin ve kötü şeyler emreder…”  (Kur’ân-ı Kerîm-Nûr Sûresi, âyet 21’den)
*“Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yalnız ve yardımsız bırakır.” (Kur’ân-ı Kerîm- Furkân Sûresi, âyet 29’dan)
*“Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hâllerini değiştirmez.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Ra’d     Sûresi, âyet 11)
*“Zanların çoğundan kaçının, zira bâzı zanlar günâhtır. Casusluk yapmayın, birbirinizde kusur aramayın ve diğerlerinizi gıybet etmeyin.” (Kur’ân-ı Kerîm; Hucurât Sûresi, âyet 12)
*“Her kim Allah’a ve Kıyâmet günene îmân ediyorsa, ya hayır söylesin yahut sussun!”,  “Dînin temeli nasîhattır.”, “Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek, vaadini bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak) ve mahkemede doğruyu söylememek.”,  “Bir mü’minin kalbini kırmak, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan daha şiddetli (büyük günâh)dir , “Müslüman demek, Müslümanlara eli ile dili ile zarar vermeyen kimse demektir.”, “Sözün âfeti, yalandır.”, “Belâ, insanın sözü üzerine gelir.”, “Bir kimse için söylenen kusur, onda varsa, bu söz gıybet olur. Yoksa bühtân (iftirâ) olur.”, “Gizli yapılan günâhın tövbesini gizli yapınız! Âşikâre yapılan günâhın tövbesini âşikâre yapınız! Günâhınızı bilenlere, tövbenizi duyurunuz!..”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)     
*“Söz ilâç gibidir, lüzumu kadar sarf edilirse fayda verir, gereğinden fazlası ise zarara sebep olur.” (Amr bin As “r. anh”)
*“Sözün faydası yoksa, söyleme!” (Mevlânâ)
*“Dinde, din âlimlerinin sözleri muteberdir. Târihcilerin sözü senet olmaz.” (S. Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)                   *     “Dîn hayatın hayatı, hem nûru hem esası/İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..”.  (Bediüzzâman S. Nursî; Bitlis, 1873/Urfa, 1960) 
*“Söylenmediği müddetçe söze sen hâkimsin. Bir kere söylendi mi, o sana hâkim olur.”, “İnsan, dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da, hüneri de gizli kalır.” (Şeyh Sadî Şirâzî) 
“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı/Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz.” (Yûnus Emre)                                                                                                  *“Söz, adamın miyarıdır.” “Söz ebesi, tandır kebesi”, “Söz gümüş ise, sükût altundur.”, “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme, “Cahile lâf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.”, “Lâfla peynir gemisi yürümez.”, “Kokmuş ete tuz neylesin, anlamayana söz neylesin!”  (Türk Atasözü)
*“Sözler, kalpten çıkarsa kalbe kadar ulaşır;  ağızdan çıkarsa,  kulaktan öte gidemez.” (Arap Atasözü)
*“Dilin ateşi, fırının ateşinden bile daha yakıcıdır.” (Marcus Cicero)
*“Tatlı sözler yarayı iyileştiren merheme, acı sözler ise yarayı açan hançere benzer.” (Victor Hugo) 
*“Hatalı düşünmek sahibine, hatalı konuşmak ise herkese zarar verir.” (Montesquieu) 
*“Bilgeye (âlime) karşı çıkma, inatçıyla tartışma, iftiracıyla konuşma!” (Robert Owen)

                                
S aygıdeğer Okuyucularımız!..                                                                                                             
Bilindiği üzere; “Dil ve Millî Kültür” ile  “Okuyup-yazmak” mevzularında o kadar çok şey söylenip yazıldı ki, değil sütunlar, sayfalar; hatta ve hatta kitaplar, raflar dolusu lâflar edildi. Bunlardan biri de bizim geçtiğimiz yılın son ayında kitap hâline getirip “SAMMED (Samsun Medya Mensupları Cemiyeti) ”nce okuyucuların hizmetine sunulan  “HEM OKUDUM HEM DE YAZDIM/3” adlı eserimiz olmuştur.  
Başta “SAMMED Genel Kurulu”, “ÖGDER Samsun Şubesi Uluslararası Konferansı” , “İl Kültür Müdürlüğü Kütüphâneler Haftası” gibi toplantılarda ve “Samsun Kitap Fuarı”nda…  ücretsiz olarak dağıtılan bu eserimizde, nispeten dile getirilmiş olmasına rağmen münhasıran konu edinilmeyen bir husus daha vardı. O da;  insanlarımızın giderek kitap okumaktan kopmaları, vıdı-vıdı, bıdı-bıdı konuşmaları ile Avrupa’da birinciliği elde etmeleri… idi. Diğer bir ifâde ile; kâğıtla kalemin birbirinden uzaklaşması… Bunun neticesi olarak da tarafların birbirine karşı “hasretliği”nin gün yüzüne çıkmış olmasıdır…   
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = = 
Kâğıt dedi, “Ey kalem; hasret kaldım yazına;
‘Söz uçarmış’ diyorlar, yoksa söz mü kalmadı?
Oysa konuşanlar çok, her ne gelse ağzına!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
Âşığın hükmü geçmez, teli kopmuş sazına!..”

Kalem dedi, “Ey kâğıt; özün aktır-yüzün ak;
İstersen hep güzel şey, yarınlara bırakmak;
Sözde ‘Seçilmiş adam’, bakıyorsun bir bunak!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
Mikrofon ‘hırs’tan çatlar, nutuk değil de laklâk!..”

Kâğıt dedi, “Ey kalem; İnternet var-Genel ağ; 
Ağaçlar kesilmesin, yeşil kalsın koca dağ; 
Bana leke sürmeyin, sen ‘selâmet ben de sağ’!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
Yollarımız ayrıldı, koptu artık eski bağ!..”

Kalem dedi, “Ey kâğıt; ‘belge’ idin-‘para’ydın;
Âşıkların aşkına, ‘sevda’ idin-‘çıra’ydın;
Kâh ‘tiryaki’ elinde, ‘tütün’leri saraydın!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
Bâzen ‘Resmî Gazete’, ‘mevzuat-Ankara’ydın!..”

Kâğıt dedi, “Ey kalem; ‘Kur’ân’da Sûre’ oldun;
Bâzen ‘kurşun’ dediler, kâh ‘mürekkep’le doldun;
Güneşi görsen bile, ne ‘sarar’dın-ne soldun!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
Yerin ‘cep’te gezmekti, ne ‘Marksist’tin-ne ‘sol’dun!..”

Kalem dedi, “Ey kâğıt; korkarım ayrı düştük;
‘Plâstik kart’lar çıktı, ‘AVM’ye üşüştük;
‘Yolda-işte’ her yerde, ‘telefon’la öpüştük!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
‘Borsa’lar tepe-taklak, ‘BİST’le de biz görüştük!..”

KAYIKÇI der “Şaşkınım, ‘Kirâmen’den düşkünüm; 
“Okuyup-yazmış’ isem, demek ki var bir ‘gün’üm;
“Kâğıt-kalem nikâhı’, sanki benim ‘düğün’üm!..
Gümüş enflâsyonu var, sarraf altun bulmadı;
‘Ömür’ geldi-geçiyor, ‘zaman’ sonsuz müşkülüm!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim