• BIST 105.026
  • Altın 163,361
  • Dolar 3,9326
  • Euro 4,6599
  • Samsun 5 °C
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 11 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

İSTEMEZ-İSTEMEZLER, “ALLAH” DİYEN İSTENMEZ/2

Ali Kayıkçı

İSTEMEZ-İSTEMEZLER, “ALLAH” DİYEN İSTENMEZ/2
     (“Müftü”lerin nikâh kıyması üstüne bir “Taşlama/CeHaPe’yi Haşlama”)

* “Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir.”, “Muhammed birdenbire Allah’ın Resulümüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O Arapların ahlâk ve âdetlerinin pek fena ve pek iptidaî ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için, tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.”, “Hakikatte Peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kat’i surette malûm değildir.  Muhammed uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.”,  “Muhammed cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştı.”  (“Tarih II-Ortazamanlar”; MEV İstanbul 1931, s. 89, 90 ve 91)
*  “Mevcut dinlerin telkin ettiği itikada göre Allah birdir, kâinatı o yaratmıştır. Fakat fenni terakkiler günden güne bu itikadın boş olduğunu ve Allah denilen varlığın mevcut olmadığını göstermektedir.” (Hayat Ansiklopedisi; İstanbul 1932)
* “Kahrolsun Şeriat Hükûmeti”,“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.” (Moiz Kohen/Tekin Alp-Kemalizm; İstanbul 1936, s. 94, 171)
* “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir. Şimdi yaşamak dini, yarın ahrette nimet bulmak hurâfesini yıkmıştır. Tapılan görünmeyen değil, görünen hakikattir.”, “Kamalizm dininin hiç şaşmayan disiplini altında gençlik böyle olacaktır.”, “İslâm dini, tam Araba yakışan bir dindir.” (CHP’nin Edirne Milletvekili Şeref Aykut: 1874-1939)
*  “İnsanız en şerefli mahlûkuz/Deyip de pek fazla övünmek haksız/Atamız elma çaldı cennetten/Biz o hırsızın çocuklarıyız.” (Orhon Seyfi Orhon-CHP Milletvekili: 1890-1972)
*  “Cehennem var diye/Kurum etme ey Tanrım/Bağrımdaki ateşle/Seni bile yakarım” (Falih Rıfkı Atay-CHP Milletvekili: 1894-1971) 
* “Ne câmi, ne medrese, ne başka bir gençlik kurumu. Bizce: Halkevleri bugünkü neslin gireceği biricik evler, biricik tapınış yerleridir. Gençlik bu evlerde ne bir puta, ne de mevhum bir varlığa tapınmıyor. Gençliğin bu evlerde bir tanrı olarak bulduğu yine kendisidir.” (Ülkü Halkevleri Dergisi; Yıl: 1936, S. 36, s. 459)
*  “Kemalizm; M. Kemalin ölümünden sonra Dönmeler tarafından fabrike edilmiş ideolojimsi bir şeydir. Evrensel insan haklarına, millî kimlik ve kültürümüze, bilgeliğe aykırıdır.” (M. Şevket Eygi-Millî Gazete; 23.09.2017, s. 3)
*   “1930’lar milliyetçiliğinin ırkçılığa yaklaştığı, ilmî temellerden uzaklaştığı iddia edilebilir. Ancak daha ağır hata, din unsurunu bertaraf eden bir milliyetçilik anlayışıdır ki, bu Türk milliyetçiliğinde mümkün değildir. Zira İslâm olmaksızın Türk milliyeti düşünülemez.” (Yılmaz Öztuna-Türkiye Gazetesi, 23.10.1994)
 * “Osmanlı Devleti, Sünni esaslar üzerine kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ise Alevi esaslar üzerine kurulmuştur.” (İdare Hukuku Ordinaryüs Profesörü Sıddık Sami Onar)
* “Üstâd Gazeteci-Yazar M. Şevket Eygi” ise Osmanlı Dönemini en güzel bir şekilde şu cümleler ile tanıtır: “Osmanlı’da din ve devlet birliği vardı. Devlet ile din kavgalı değildi. Devlet; dine hizmet etmekle, dini yüceltmekle yükümlü idi.”
*“CHP iktidarının şairleri, Peygamber diye, bazen Allah diye bahseden şiirler yazdılar. Edip Ayel diye biri, aynı şiir içinde Atatürk’e hem peygamber, hem de Allah diye yaltaklanıyordu. Kemâlettin Kamu’ya göre, ‘Kâbe Arabın olsun/Çankaya bize yeter’di. Behçet Kemal Çağlar, Peygamberimiz için yazılan Mevlîd’i, baştan sona kadar Atatürk’e çevirmişti: ‘Kim dilersiz bulasız oddan necat/Atatürk’e, Atatürk’e esselat’”  (Yavuz Bülent Bâkiler-Türkiye Gazetesi-10.06.2011, s. 17) 
*  “S. Abdülhakîm Efendi hakkında şikâyette bulundular. ‘Şeyhlik yapıyor’ meâlindeki ithamları havi mazbatayı, o zamanlar CHP Eyüp ilçe başkanı olan Şehabeddin ismindeki gence verdiler. Bu da İstanbul Vâlisi Lütfi Kırdar’a gönderdi. Lütfi Kırdar Kerküklü idi ve Abdülhakîm Efendi’yi tanırdı. Bunu fırsat bilerek mazbatayı Ankara’ya, o zamanlar başvekil olan Şükrü Saraçoğlu’na gönderdi. ‘İslâmiyeti neşrediyor. Gençler ve münevver zümre arasında şeriatı yayıyor’ diye tevkif ve tecziyesini Ankara’dan istedi. Hâlbuki Seyyid Abdülhakîm Efendi, ‘Müslüman dine uyar, günâh işlemez; kanunlara uyar, suç işlemez’ fetvasınca gayet dikkat eder; siyasete karışmaz, suç teşkil edecek hiçbir faaliyette bulunmazdı. Vaaz ve sohbetlerinde anlattıkları da, İslâm dininin iman ve ahlâk esaslarına dair bilgiler idi. 1362 Ramazan ayının 18. Gününe rastlayan 1943 Eylül’ünün 18. Cumartesi günü, Seyyid Abdülhakîm Efendi’nin Eyüp’te Gümüşsuyu’ndaki evi, elliye yakın sivil ve resmî polis memuru tarafından sarıldı. Menemen hadisesinden o zamana kadar, birkaç günde bir Kaşgârî Dergâhı polislerce basılır; kitap, mektup, yazı adına ne varsa didik didik aranırdı. Ancak son derece ihtiyatlı olan ve nezdinde el yazılı hiçbir şey bulundurmamaya dikkat eden Abdülhakîm Efendi, kendilerine itham vesilesi olabilecek hiçbir şey vermez; hatta vazifelerini yerine getirmelerinde kolaylık gösterirdi. Şakir Efendi ve o anda tesadüfen tekkede bulunan kayınpederi Cafer Efendi ile Cemiyetler Kanunu’nun aradığı üç kişilik nisap teşkil edilmiş oluyordu. O zamanlar üç kişinin izinsiz bir araya gelmesi, kanuna muhalefet olarak değerlendirilirdi. Dergâh didik didik arandıktan sonra, cürüm âleti olarak birkaç mum ve civardaki bir türbeden çıkarılan sarıklı başlık ve üstadları Seyyid Fehim Efendi’nin yâdigârı olduğundan hürmet ile bir bohçanın içinde saklanan bir entâri ile birlikte, Sirkeci’deki Polis Müdüriyetine götürüldü. Siyasî Şube Müdürü Selman Bey, ‘Efendi Hazretleri! Masum ve makbul olduğunuza eminim. Ne yapayım ki, Heyet-i Vükelâ (Bakanlar Kurulu) Kararı ile yarın İzmir’e teşrif edeceksiniz’ diyerek özür diledi.”, “Şükrü Saraçoğlu’nun din ve dindarlara bakışının çok menfi olduğu, nitekim 1926’da Medenî Kanun’un kabulüne dair müzakerelerde, ‘Biz bu yeni kurduğumuz devletle mütenasip olarak bir kanun-ı medenî vücuda getiriyoruz. Böylece çöl kanunundan kurtulacağız’ demiştir.” (Prof. Dr. Ekinci-A.g.e. s. 145-146)
*  “Şükrü Saraçoğlu, İnönü’nün ilk başbakanıdır ve ‘Bu devletin A’dan Z’ye kadar her şeyi değişmelidir’ demiştir.”, “CHP döneminde dinsizler yönetime hâkimdi.” (Reşat Nuri Erol-Millî Gazete; 16.10.2016, s. 4)   
*  “Emin Garbi Arvas Bey anlattı: ‘Efendi Hazretleri’nin damadı ve dayım Van Mebusu İbrahim Arvas Bey, zamanın başvekili Şükrü Saraçoğlu’nu telefonla aradı. Bu konuşma yanımda cereyan etti. Dayım Başvekile, ‘Kayınpederim yaşlı ve hastadır. İzmir’de yalnızdır. Bizim hanım kızıdır. Ankara’ya gelmesine izin verilirse, bakar. Sizden rica ediyorum, hiç değilse Ankara’ya getirilsin’ dedi. Başvekil, ‘İbrahim Bey, bu senin kayınpederinin kırk bin adamı varmış’ deyince dayım, ‘Bunu size kim söyledi beyefendi?’ diye sordu. Başvekil, ‘Emniyet umum müdürü ile dâhiliye vekili’ dedi. Bunun üzerine dayım, ‘Yazıklar olsun sizin istihbaratınıza! İkisi de yalan söylüyor. Etrafında dört kişi bile yok. Bu yaşta bir adamı sürgüne göndermek zulümdür. Bu muamelelere dayanamaz, ölür’ diye cevap verdi. Şükrü Saraçoğlu, ‘İyi ya; biz de zaten onu bekliyoruz’ dedi.” (Prof. Dr. Ekinci-A.g.e.s. 150) 
* “Mayıs 1944’te, Necip Fâzıl’ın ‘Büyük Doğu Dergisi’, ‘Allah’a itaat etmeyene itaat edilmez’ hadîs-i şerîfini kapak yaptığı için, ‘Halkı yöneticiler aleyhine kışkırttığı’ gerekçesiyle kapatıldı.” (Recep Yazgan-Şehir Manzaraları; s. 298)  
*  “Yıl 1946: Sovyetler Birliği’nden Türkiye’ye iltica eden 146 Azerbaycanlı Mülteci, CHP Yönetimi tarafından iade edilir edilmez, Aras nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü üzerinde kurşuna dizildi.” (R. Yazgan-A.g.e.s. 298)
*  “Biz Yahûdiler, 20. Yüzyılda, Orta-Doğu’da yıkılmaz denen Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp iki devlet kurduk! Onlara, öyle güzel bir sistem inşa ettik ki, Türkler, bize Filistin’i vermeyen Abdülhamid’e 200 sene daha söverler!..”  (C. Weizman: İsrail Cumhurbaşkanı-Türkiye Gzt; 03.11.2014, s. 9)
*  14 Mayıs 1948’de kurulan İsrail Devletini ilk tanıyan ülke, CHP Yönetimindeki TC olmuştur. “Hürriyet Gazetesi; Burla Biraderler ve Mason Simavi ailesi ortaklığıyla aynı yıl kuruldu.” (A. Haydar Haksal-Millî Gazete; 29.09.2017, s. 15)
*  “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.” (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3)
*     “Dinini, dilini ve millî-mânevî değerlerini kaybeden milletler, tarihten silinmeye mahkûmdurlar.” (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı; 24.03.1993) 
*  “Milletler, aynı dili konuşan değil, aynı kültürü paylaşan topluluklardır.” (Gürbüz Azak-Türkiye Gazetesi, 12.12.1997, s. 2)
*     “Anadolu’da on bir bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, târihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînimize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31. Medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, târih çöplüğüne gömerler.”   (M. Necati Özfatura-Türkiye Gazetesi; 24.05.2002, s. 10) 
* “Batı dargın, Doğu dargın, gök dargın/Ön, ard, üst, alt taşla örülü kaldı. Hâsılı, yaktılar baba evini/Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı. Çözdük her müşkülü derlerse, de ki:/Sonunda var olma müşkülü kaldı.”  (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)
*  “Hak uğruna vermez bir mangır, hiç uğruna gider tangır tungur (Hayırlı işlere para vermeyenin, yatırım yapmayanın parası öyle bir gün gelir ki işe yaramayan yollarda çarçur olur, boşu boşuna harcanır gider).”  (Gemerek’ten Atasözleri-Erciyes Dergisi; Şubat 2015, s. 31’den)
*   “…Özing asgı bolma budun asgı bol/Budun asgı içre özing asgı bol!..”,  “…(Kendi çıkarını kollama, halkın çıkarını gözet/Kendi çıkarını, milletin çıkarı içinde gör!”  (Kutadgu Bilig-Yusuf Hâs Hâcib’den)      
*  “Dîn hayatın hayatı, hem nûru hem esası/İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..” (Bediüzzaman Sâid Nursî)
 *  “Bugün İslâm devletleri, eski kudretlerini kaybetmişlerse,  bunun sebebinin Müslümanların dinlerine icap eden riayeti göstermemeleri olduğunu anlattım.” (Prof. Dr. Gyula/ Abdülkerim) Germanus; Macaristan, 1884-1980)
*  “Askerî ve ekonomik güç, moral (ahlâkî) güçle desteklendikçe daha anlamlı hâle gelir.” (Prof. Dr. Çağrı Erhan-Türkiye Gazetesi; 19.06.2016, s. 16)
*  “Türkiye’de laiklik hiç olmadı, laikçilik yapıldı. Din-Devlet münasebetleri konusunda İngiltere’deki sistem uygundur. Orada din devlet birliği var; din ile devlet çatışmıyor, işbirliği yapıyor. Millî Anglikan kilisesinin başı, İngiltere hükümdarıdır. Orada şu anda 85 Şeriât mahkemesi faaliyet gösteriyor. Terör ve şiddete bulaşmamak şartıyla İngiltere Müslümanları son derece hürdür.”, “İstiklâl Mahkemeleri, adâlet değil, zulüm dağıtıyordu. Avukat tutulamıyordu, karardan sonra Yargıtay’a (Temyiz’e) müracaat hakkı yoktu. İdâm cezası veriliyor, bir iki gün sonra vatandaş paldır küldür asılıyordu. Bu yolla nice din âlimini, tarikat şeyhini, gazeteciyi, muhalifi yok ettiler.” (Mehmed Şevket Eygi-Millî Gazete; 23.09.2017, 07.10.2017, s. 3)
*   “Müslüman’a asla dost olmaz şu Batı/Unutmayın; Mayıs’ı, Eylül’ü Şubat’ı!..”, “Doğru aklı, öğüdü nerede bulsan/Al, çağın gereği budur bilesin/Aldatanla dost olma, tek de kalsan/Alçağın gereği budur bilesin!”  (Ekrem Şama-Millî Gzt. 19.08.2013,  02.10.2017, s. 14)
*   “Dünyâmızı sorma: hem yeter, hem yetmez/Alçakları var, tartmaya dirhem yetmez!..” (Â. Nihat Asya-Rubâiyyât/2)
*  “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna/Düzlüğüne yokuşuna ölürüm…” (Dilaver Cebeci)
*  “Şiiri olmayan bir dâvânın, başarı şansı yoktur.” (Suphi Saatçi-Kerkük Güldestesi)
*  “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, s. 9) 

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere;  “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” 19 Ekim 2017 günlü oturumda TBMM’de, “Ak Parti” ve “Milliyetçi Hareket Partisi”nin “kabul”, CHP ile HDP’nin ise “ret” oyları ile kanunlaştı ve yürürlüğe girmek üzere de Resmî Gazete’nin ilgililerine gönderildi. 
Gönderildi ya, “CeHaPe’de hastalık tekrar nüksetti” ve de bu Parti, adı geçen Kanunun 6’ncı maddesi ile “Evlendirme memurları arasına il ve ilçe müftülerinin de eklenmiş olmasını”, laikliğin ihlâli olarak görmek ve göstermek suretiyle “Anayasa Mahkemesi”ne iptal için başvuruda bulunacağını açıkladı.  
Burada; Belediye Memurları yanında köylerde Muhtarların dahi gerçekleştirdiği “evlendirme işlemine Müftülerin de dâhil edilmesi”nden başka bir şey olmayan bir durum söz konusu. Geçtiğimiz Eylül ayında yayınladığımız bir köşe yazımızda mısralar hâlinde belirtmeye çalıştığımız gibi, bu olayda da şaşmaz bir gerçek var ki o da şudur:
    = = = + = = = 
“Dîn karşıtı fikirler”, türlü “eylem-zikirler”;
“Dün” vardı, “bugün” de var; “al birini ona vur”;
“Arşive gir”, “târih bak”; dökülür “nice kirler!..”
“İslâm-îmân düşmanı”, sanırsın “malûm gâvur”;
“Batı alkışlıyorsa”, anla “yanlış-orda dur!..”
(…………………)
KAYIKÇ’Ali yaz-söyle; bilcümle “haşarata”;
“Mohiz Kohen” akıllı, “subayına-erata”;
“Rabbim Allah” var iken, sapan “Uzza-Menât’a!..”
“Arşive gir”, “târih bak”; dökülür “nice kirler!..”
 “Hakk rızâsı” asıldır, “melek yazar berata!..”

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Biz de burada bir defa daha “Arşivlere” giriyor ve bakınız “CeHaPe”nin malûm târihinden, işbu yazımızın önceki bölümlerinde okuduğunuz “serlevha”lık  tespitler  yanında bir yenisiyle daha karşılaşıyoruz: 
“Türkiye Gazetesi” yazarlarından “Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci” tarafından kaleme alınan “Hayatı ve Hâtıralarıyla SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVÂSΔ adlı, “Arı Sanat Yayınları” arasında “İstanbul”da çıkan ve “2’nci Baskısı” da Ocak 2017’de yapılmış bulunan 712 sayfalık biyografik eserin 599’uncu sayfasında bakınız neler yazıyor:
“Nedim Bey: Abdülhakîm Efendi’nin bağlılarındandır. Zâbit idi. Abdülhakîm Efendi’yi Menemen günlerinde tanımış ve bağlanmıştı. Son zamanlarda Trakya’da vazife yapardı. Birliğinin başında bulunur ve her teftişte onun bölüğü takdir alırdı. Bir içtimada kumandana tekmil verirken kendinden geçip ‘Allah’ dediği için ordudan tardedildi.  …Edirnekapı’da bakkallık yaptı.”  
    = = = * = = =
“İttihad”dan gelmişler, “ittihadı kiminle?”;
Bir “laiklik” tutturmuş, uğraşmış hep “dinimle”;
“İnönü Hastası”yla, “savaşırım kinimle!..”
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
Bu “dâvâ büyük dâvâ”, “milyonlar var benimle!..”

Makam-mevki uğruna, “çokları kökten” sapmış;
“Ata”ya “ilâh” diyen, unvandan unvan kapmış;
“Yaratan Rabbim Allah”, kimi putlara tapmış!..
 İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“Kamalizm-6 Okçu”, hepsi aynı hesapmış!..

“Kripto’su”, “Dönmesi”; “…Evler”e taş taşımış; 
 “Saray… Hanedan” demiş, yaramızı kaşımış;
“Ciğerler Orak-Çekiç”, “gözler Haç’tan şaşımış!..”
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“Dîn-i mübin Hakk Yolu”, “yüreğimiz-başımız!..”

“Osmanlı Düşmanlığı”, “dinden kaynaklanmış” hep;
“Ehl-i Sünnet” var iken, aranır oldu mezhep;
“Mânevîyat” kururken, büyüdü-şişti her cep!..
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
Sarık-fes düşmanları, câmilere soktu kep!..

“Lâdîni Kanunlarla”, dîne yıllarca darbe; 
Malûm “Büyük Savaş”ta, sokmamışlarmış harbe; 
“Vaziyet ne/Durum ne?”, insan şöyle bakar be!..
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“Fırsatını bulmuşken”, “2 tane çakar be!..”

“Misâk-ı Millî” nerde, Sen bu gün neredesin?
“Ankara”dan öteye, neden çıkmıyor sesin?
“İncilüs”müş, “Fransız”; varsın dursun söylensin!..
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“Kudüs düştü” denince, “dost(!) Almanya” eğlensin!..

“Osmanlı”da “İmâmlar, nikâhları kıyardı”;
“Doğum-ölüm” kaydında, “mahalleyi sayardı”;
“Güvenilir kaynak”tı, “saat gibi ayardı!..”
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“CeHaPe” başta olsa, “Diyanet’e kıyardı!..”

“Müftü” imiş, “İmâm”mış; “cenâze kılsın yeter”;
“İlk Meclis”ten kurtulduk, artık azaldı keder; 
“AKP” iş açıyor, ağ mı örüyor kader?!..
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“CeHaPe” bunu diyor: “AYM’miz fark eder!..”

“CeHaPe”de bu durum: “Hastalıktır-İrsî”dir;
“İktidar” olamıyor, “Hükûmete Hırsı”dır;
“Laiklikmiş” “fasarya”, “Şeriatın Tersi”dir!.. 
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“AB”nin var desteği, O’na böyle “Mersi!..”dir…

KAYIKÇ’Ali yaz-söyle; “CeHaPe’yi teşhir et!..”;
“Millet maziyi bilsin, kararmasın âhiret!..”;
“Yüzler gülüyor ammâ, kömürleşmiş bak sîret!..”
İstemez-istemezler, “Allah” diyen istenmez;
“Uyan ey Vatandaşım, bağlanmasın basîret!..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim