• BIST 110.248
  • Altın 155,545
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE

“İSRAİL’LE SAVAŞ, CÂİZ DEĞİL”MİŞ!../1

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..


Bilindiği üzere; “İslâm Coğrafyası” da dediğimiz “Orta Doğu” ve “Güney Asya”, “Kuzey Afrika”da son yıllarda yaşanan bütün zulümlerin bir numaralı müsebbibi/faili hiç şüphesiz ki “Amerika Birleşik Devletleri”dir ve O’nu kontrol eden “Siyonizm”dir. 


Bu “Şer İkilisi”nin türlü çeşit düzenbazlık ve oyunları ile “Kâbe-i Muazzama”da, “Mescîd-i Harâm’ın Başimâmı Abdurrahmen es-Südesy” isimli “Vehhabî” zihniyetli şahıs, 17 Eylül 2017 tarihinde “Rabitat’ül Alem’il İslâmî” tarafından düzenlenen “Amerika Birleşik Devletleri ile İslâm Âlemi Arasında Kültür Buluşmaları” konulu bir konferansta; “Suud ve Amerika Birleşik Devletleri, etki bakımınldan dünyânın iki kutbudurlar. Hamd ve minnet Allah’a olsun ki Mekke ve Medine haremi şeriflerine hizmet edenin (Kral Selman) ve Amerika Başkanının yönetiminde dünyâyı ve insanlığı güvene, istikrara ve bolluğa doğru yönetmektedirler” demiş, 
“Suud Veliahdı Prens Selman”da bir İngiliz/Amerikan ortak yapımı olan “Light İslâm/Ilımlı İslâm”ı bütün dünyâya tavsiye eylemiş, 
Ve nihayet 14 Kasım 2017 günlü “TGRT Haber”in geçtiği son bir gelişmeye göre de “Suudi Arabistan Başmüftüsü: İsrail’le savaş, câiz değildir” fetvâsını vermiştir. 
Adı geçen bu şahısları ve bütünüyle de Müslümanların tamamını bağlayan yüce Kitâbımız “Kur’ân-ı Kerîminde Cenâb-ı Allah”ın “İnsanların mü’minlere düşmanlık bakımından en şiddetlisini, her hâlde Yahudilerle müşrikler bulacaksın” (Mâide Sûresi, âyet 81) uyarısını sanki hiç okumamışlar ve hiç duymamışlar gibi âdeta “Başkan Trump’a biât” etmekte “Allahü Teâlâ”nın, “Ey îmân edenler! Kendinize dikkat edin! Siz doğru yolda olduğunuz takdirde, doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler.” İkazını ise kulak ardı eyleyebilmektedirler…
Diyoruz ve bu hususta onlar gibi daha nice bin şaşkının kendisine gelebilmesi ve kıt akıllarını başlarına toplayabilmesi için konu hakkında derlediğimiz bâzı “serlevha” bilgileri aynen sunmak istiyoruz:
            = = = * = = = 
*  “İşte onlardır o kefere-i fecere (kâfirler, fâcirler).” (Kur’ân-ı Kerîm; Abese Sûresi, âyet 42)
*  “Ey îmân edenler! Eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi îmânınızdan çevirirler, kâfir ederler!.” ,  “İçinizden iyi ve yararlı olana dâvet eden,  doğru olanı emreden bir topluluk çıksın. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.”,  “Siz Müslümanlar; insanlığın iyiliği için çıkarılmış bir topluluksunuz, doğru olanı emreder, eğri olandan insanları sakındırırsınız.”, “Ey îmân edenler! Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarlından taşmakta…” , “Onlardan korkmayın, benden korkun; eğer mü’min iseniz!”  (Kur’ân-ı Kerîm; Al-i İmrân Sûresi, âyet 100, 104, 110,  118, 175)
*  “İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı; fakat onlar hâlâ habersiz, gaflet içindeler (bunu düşünmekten) yüz çevirip aldırmıyorlar.” (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 1)
*  “Onlar, Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise nûrunu tamamlayacaktır, isterse kâfirler hoşlanmasınlar.” (Kur’ân-ı Kerîm; Saff Sûresi, âyet 8)
*  “Allah’ın lâneti, zâlimler üstüne olsun!.” (Kur’ân-ı Kerîm; A’râf Sûresi, âyet 44’den)
  *  “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.”,  “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..”, “Kâfirler, Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar. Bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyorlar. Îman ile küfür arasında bir yol açmak istiyorlar. Onların hepsi kâfirdir. Kâfirlerin hepsine Cehennem azâbını, çok acı azâbları hazırladık.”, “Muhakkak Allah, (…) zulmedenleri ne bağışlar, ne de doğru bir yola eriştirir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi,  âyet 104,  105,  150-151, 168)
*   “Ey îmân edenler; Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Kur’ân-ı Kerîm-Mâide Sûresi, âyet: 51)
*   “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahûdîler ve ne de Hıristiyanlar, asla senden râzı olmazlar.”,  “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.”  (Kur’ân-ı Kerîm-Bakara Sûresi, âyet: 120, 251’den)
*   “Zulmedenlere meyletmeyin (yakınlık göstermeyin) ki, size ateş dokunur ve Allah’tan başka dostlarınız da yoktur, sonra kurtulamazsınız”  (Kur’ân-ı Kerîm; Hûd Sûresi, âyet 113)
* “(Yâ Habîbim!. Onlara) de ki: Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza (putlarınıza) tapmam. Siz de, benim ibâdet etmekte olduğuma (Allah’a) ibâdet ediciler değilsiniz. Ben sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim. Siz de benim kulluk etmekte olduğuma (hiçbir vakit) kulluk edicilerden değilsiniz. Sizin dîniniz size, benimki bana.” (Kur’ân-ı Kerîm; Kâfirûn Sûresi, âyet 1-6)
*  “Kâfirlerle beraber olma!” (Kur’ân-ı Kerîm;  Hûd Sûresi,  âyet 42’den)
*  “…sakın kâfirlere yardımcı olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Kasas Sûresi, âyet 86’dan) 
*  “Ancak müminler kardeştir. O hâlde kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, esirgenesiniz. “ (Kur’ân-ı Kerîm; Hücurat Sûresi, âyet 10)
*  “Ey îmân edenler! Eğer küfrü îmâna tercih ediyorlarsa, babalarınızı, kardeşlerinizi (bile) velî (dost) edinmeyin! Sizlerden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.”, “Yahudiler Üzeyr’e, Hıristiyanlar da Îsâ’ya Allah’ın oğlu dediler. Daha önce kâfir olmuş kişilerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin!”  (Kur’ân-ı Kerîm; Tevbe Sûresi, âyet 23, 30)
*  “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kâfir olmuştur. Allah, kendine ortak koşana Cenneti harâm kılar, artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 72)
*  “Allah’a ve Resûlüne inanmayan o kâfirler için, çılgın bir ateş hazırladık.” (Kur’ân-ı Kerîm; Fetih Sûresi, âyet 13) 
*  “Kâfirleri, yüzleri üzerine sürüyerek Cehennem’e göndeririz.” (Kur’ân-ı Kerîm; Meryem Sûresi, âyet 86)
*  “Bütün mülk ve saltanat yed-i kudretinde olan (kudret elinde bulunduran) Allahü teâlâ, her türlü noksanlıktan uzaktır. O, her şeye kâdirdir. (Kur’ân-ı Kerîm; Mülk Sûresi, âyet 1)
*  “Kâdir: Kuvvet, kudret sâhibi olan Allahü teâlânın mübârek sıfatlarından biri; gücü her şeye yeten, hakîkî kudret sâhibi olan Allahü teâlâ.” (Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü)
*  “…O Allahü teâlâ müheymindir (her şeyi gözetip koruyandır), Azîzdir (hükmünde gâlibdir), Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir (kibriyâ ve azamete ancak o müstahaktır) Allah müşriklerin koştukları ortaklardan münezzehtir (uzaktır).”,  “O Allahü teâlâ hak ma’bûd’dur. O’nun ortağı yoktur. O Melik’dir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Haşr Sûresi, âyet 23)
*  “Cebbâr: Allahü teâlânın esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden); dilediğini yaptırmaya muktedir olan, kuvvet-kudret ve büyüklük sâhibi.” (Sözlük)
*  “Melik: Allahü teâlânın esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden); hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sâhibi, yaratıcısı.” (Sözlük)
*  “Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da (kâfirleri, Allahü teâlânın azâbı ile) korkut!. Rabbini tekbîr et!” (Kur’ân-ı Kerîm; Müddesir Sûresi, âyet 1)
*  “Tekbîr: Allahü teâlâyı yüceltmek, noksan sıfatlardan, şirkten (ortağı bulunmaktan), yarattıklarına benzemekten tenzîh etmek, uzak tutmak”. (Sözlük)
*   “İsrâiloğulları kendi yazdıkları din kitabına uydular. Mûsa aleyhisselâmın Tevrât’ını terk ettiler.”, “Bir adam; ‘Yâ Resûlallah! Kıyâmet gününde kâfir yüzüstü nasıl haşr edilecek?’ diye sormuş, Resûlallah Efendimiz; ‘Onu dünyâda iki ayağı üzerinde yürüten, Kıyâmet Gününde yüzüstü yürütmeye kadir değil midir?’ diye buyurmuştur.”, “Cebbar (olan Allahü teâlâ) Kıyâmet Günü mülkü olan gökleri ve yerleri eline (kudretine) alır ve buyurur ki; ‘Cebbâr benim, Melik benim. Hani Cebbârlar, mütekebbirler (kendilerini büyük görenler) nerede?’”,  “Hiçbir mü’min (…) mü’mine karşı kâfire yardım etmeyecektir.”, “Mü’minler, birbirlerinin Allah yolunda dökülen kanlarının öcünü almakla mükelleftirler.”, “Benim ümmetim, bâtılda ittifak etmez.”, “Suçluyu barındıran kimseye Allahü Teâlâ lânet etmiştir.”, “Kötülüklerin en kötüsü, Allahü teâlâya inanmamak, ateist olmaktır.”,  “Kıyâmet günü kibirli olanları, Allahü teâlânın indindeki küçüklük ve hakirlikleri bakımından insanların ayakları altında kalmış karıncalar gibi yaparlar.”, “Cehennem’de Hebheb isminde bir yer vardır. Allahü teâlâ, kibirli ve cebbâr olanları oraya atar.”,  “Hubb’ül vatan minel îmân”/Vatan sevgisi îmândandır.”, “Allahü teâlâya îmândan sonra en faziletli ibâdet, vatan savunmasıdır.” “El vahdetü rahmetün ve’l-fırkatü azabün (Birlikte râhmet, ayrılıkta azâb vardır)”, “Zâlime yardım eden, ondan zarar görür.”, “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder”, “İbâdetlerin efdali, Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri, kâfir oldukları için sevmemektir.”, “Îmân etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek mânâda îmân etmiş olamazsınız!”, “Îmânın temeli ve en kuvvetli alâmeti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir.” , “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır.”, “Zalimlerin yardakçıları, cehennemin köpekleridir”, “Kim kendini bir kavme benzetirse, onlardandır”,  “Allah’ım!.. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Bize acımayanları üzerimize güçlü ve kuvvetli kılma!”,  “Hassan bin Sabit’in beyitleri, düşmana ok ve kılıç darbesinden daha çok tesirlidir.”, “Ey Hassan! Sen müşriklerin yüz karalarını ortaya koydukça Cebrail seninledir. Ashabım silâhla harp ettiği gibi sen de dille harp et!..”   (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”) 
*”Allahü teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de, Mâide Sûresinin seksen ikinci âyetinde, (İslâmiyet’in en büyük düşmanı, Yahûdîler ve müşriklerdir) buyurdu. İslâmiyet’i içerden yıkmak için, ilk fitneyi çıkaran Yahûdî, Yemenli Abdullah bin Sebe’dir. Hakîkî Müslüman olan “Ehl-i Sünnet”e karşı, “Şiî” fırkasını  kurdu. Her asırda, Şiî âlimi olarak ortaya çıkan “Yahûdîler”, bu fırkayı kuvvetlendirdiler. “Îsâ  aleyhisselâm” semâya çıkarıldıktan sonra, “bozuk İncîller” yazılınca, Hıristiyanların çoğu “Müşrik” oldu. Müşrik olmayanlar da, “Muhammed aleyhisselâm”a inanmadıkları için “Kâfir” oldular.”  (İngiliz Câsûsunun İtirâfları ve İngilizlerin İslâm Düşmanlığı-M. Sıddîk Gümüş; Hakîkat  Ltd Şti Yy. İst. 1995, s. 3’den)
*  “Siyonizm’in teorisyenlerinden Theodor Herzl, şöyle diyor: ‘Kuzey sınırlarımız Kapadokya (Orta Anadolu)’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı’na. Sloganımız, David ve Solomon’un Filistin’i olacaktır.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-Davam; sy. 92) 
*  “Theodor Herzl: Yahudi asıllı Macar yazarı (Budapeşte 1860-Edlach, Avusturya, 1904). Bağımsız bir Yahudi devleti kurulmasını gaye edindi. “Yahudi Devleti” (1869) adlı ve 1897’de kurduğu “Die Welt” gazetesinde düşüncelerini sergileyerek Siyonizm’in öncülüğünü yaptı. 1897’de Basel’de Birinci Siyonist Kongresi’ni topladı. (Dünya Siyonist Örgütü’nün kurulmasıyla sonuçlandı). Yahudi Milli Bankası’nı ve Filistin topraklarının satın almak için Ulusal Yahudi Fonu’nu kurdu. Ölümünden sonra kemikleri Kudüs’e taşındı (1949).” (Dictionnaıre La Rousse Ansiklopedik Sözlük-C. 3, s. 1057’den)
*  “Filistin’in bugünkü haritası, İngiliz manda yönetimi tarafından çizilmiştir. Yahudi halkının, gençlerimizin ve yetişkinlerimizin yerine getirmesi gereken bir başka haritası vardır. Bu harita Nil’den Fırat’a kadardır.” (Yıl: 1948; David Ben Gurion-İsrail Devleti Kurucusu ve Başbakanı) 
*  “…Bakınız, bir yandan dış mihraklar Afganistan, Irak, Suriye ve İran’da bütün bu plânlarını adım adım uygulamaya koyarken asıl hedef hakkındaki hazırlıklarını da kesinlikle ihmal etmemektedir. Asıl hedef nedir? Türkiye’dir. Türkiye’nin parçalanması, yumuşak lokma yapılması ve Arz-ı Mev’ud’un bir parçası olması dolayısıyla da İsrail’e katılması hususundaki plânlar harıl harıl yürütülmektedir.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-26.10.2003)
*Tevrât: Mûsâ aleyhisselâma Allahü teâlâ tarafından gönderilen semâvî, ilâhî kitap. 
*Talmûd: Yahûdîlerin Tevrât’tan sonra mukaddes kabul ettikleri, sözlü emirlerin toplandığı Mişnâ ve Gamâra olmak üzere iki kısımdan ibâret olan kitap. 
(*):  Hoşem hamişpat ve Yoreh deah; Talmûd’un bölümleri                        
(**): Karâim Yahûdîleri, Talmûd’u reddetmiş ve bunu uyduruk/bid’ât kabul etmişlerdir. 
*  “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!..” (Şeyh Edebali’nin Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)
* “Kötülere acımak, iyilere zulümdür. Zâlimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir.”  (Şeyh Sâdi Şirazî)
*  “İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır. (Dr. Enver Ören; Sohbetler-14.11.1993)
*   “Müslüman akıllı olmalı, ilm-i siyaseti bilmeli. Duyguları ile değil, aklı ile hareket etmeli. İslâm düşmanlarının kurduğu tuzakları fark etmeli ve o tuzaklara düşmemelidir.”   (Nuri Elibol-Türkiye Gzt. 20.08.2013, s. 12)
*  “Türklere elbette düşmanız. Selçuklu ve Osmanlının İslâmiyet’e hizmeti olmasaydı bugün Anadolu, Orta Doğu, Kuzey Afrika Hıristiyan ülkesi olacaktı. İslâmiyet çöllerde kabile dini olarak kalacaktı. ” (İngiliz Tarihçi Arnold Toynbee-Türkiye Gazetesi; 09.12.2016, s. 10)                             
*  “Amerika bize Apo’yu niye verdi, onu ben de hâlâ bilemiyorum.”  (Bülent Ecevit-Başbakan-Sabah Gazetesi; 13.04.2005) 
*  “Henry Kissinger, ‘Dostumuz olan ülkeler, Washington tarafından çizilen genel çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla, bulundukları bölgedeki çıkarlarını kendileri hararetle takip etmelidir’ demektedir.” (Prof. Dr. Burhanettin Can-Millî Gazete; 06.01.2017, s. 14)  
*  “Türk halkının yüzde 66’sı AB’ne, yüzde 70’i NATO’ya, yüzde 72-73’ü ABD’ye, yüzde 73’ü Rusya’ya, yüzde 86’sı İsrail’e olumsuz bakıyor.”  (Ahmet Sağırlı-Türkiye Gazetesi; 04.11.2014, s. 9)
*  “1947’den beri Türkiye ile ABD arasında pek çok kez siyasî krizler uç verdi. 1960’lardla dönemin Başkanı L. Johnson’un İnönü’ye gönderdiği skandal mektup… 1970’lerin başında Nixon’un, haşhaş ekimi konusunda düpedüz devrin başbakanı Süleyman Demirel’e yönettiği tehditler… Keza 1974 Kıbrıs Harekâtından sonra uygulanan silâh ambargosu… Nihayet 2000’li yılların başında yaşanan ‘Tezkere’ ve çuval krizi… Her biri başlı başına bir derin hikâye… Netice; Başbakanın ifadesiyle, Obama Yönetiminin ajanları (memurları) giderayak zevzeklikler yapıyor. Bakalım iki hafta sonra göreve başlayacak olan Trump döneminde, bunca hasarın telâfisi mümkün olabilecek mi? Yahut Çavuşoğlu’nun dile getirdiği ‘Güven Bunalımı’ devam mı edecek?” (İsmail Kapan-Türkiye Gazetesi; 07.01.2017, s. 13)
*  “10-20 Ağustos 1996: Başbakan Erbakan, ilk yurt dışı gezisini İran’a yaptı. Devamında ikişer gün Pakistan, Singapur, Malezya ve Endonezya’da kalıp döndü. 2-8 Ekim 1996: Başbakan Erbakan bu kez yine ikişer günlük Mısır, Libya, Nijerya gezisine çıktı. Bu geziler; Türkiye’deki siyasî tansiyonu hayli yükseltti. Keza; ABD, Erbakan’ı uyardı:
- ‘Kesinlikle İran’a gitme!.. Sakın doğal gaz anlaşması imzalama!..’
Erbakan geri adım atmadı. Cevap gecikmedi: ABD, 2 bin Peşmerge ile ordu kurduğunu açıkladı. (Erbakan, Kuzey Irak konusunda Saddam ile görüşeceğini ve Hâfız Esat’ı Türkiye’ye dâvet edeceğini de söyledi.)
Bu süreçte… PKK terörü arttı. Canlı bombalar patlatıldı. HADEP Kongresinde Türk Bayrağı indirildi. Mehmet Ağar, Libya gezisini protesto edip İçişleri Bakanlığı’ndan istifa etti. Bu gezi sebebiyle Erbakan hakkında gensoru verildi. Hakkında Yargıtay’a suç duyurusunda bulunuldu. Susurluk skandalı patladı. Aczmendi Tarikatı Şeyhi Müslim Gündüz, Fadime Şahin ile basıldı. Ankara Sincan’da Filistin’e destek için düzenlenen Kudüs Gecesi’ne İran Büyükelçisinin katılması sert tepkilere neden oldu. Sincan’da tanklar yürüdü. ABD, Türkiye ve İran Büyükelçilerini geri çekti. Genelkurmay 2. Başkanı, İran’ın ‘Terörist Devlet’ muamelesi görmesi gerektiğini açıkladı.
Mitinglerde ‘Türkiye İran Olmayacak’ sloganı daha gür atıldı. Dolar 100 lirayı aştı. 28 Şubat 1997’de ‘Post-Modern Darbe’ yapıldı. Erbakan’ın partisi RP hakkında AYM’de dava açıldı. Erbakan, 18 Haziran’da istifa etti. 
Bunda Amerika’nın etkisi var mı?
Tamamında var; 15 Temmuz’un tamamında olduğu gibi. Gezi olaylarında da olduğu gibi.” (Bayram Ocak-Denge Gazetesi; 29.10.2017, s. 7)
*  “Amerikan donanmasının 241’inci yıldönümü dolayısıyla Twitter hesabından paylaştığı tabloda yer alan ‘düşman’ figüründe öne çıkan Türk Bayrağı, Türk-Amerikan ilişkilerinin geldiği noktayı mı temsil ediyor?” (Prof. Dr. Kemal İnat-Türkiye Gazetesi; 15.10.2016, s. 19)  
    (Devam edecek)   

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim