• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 5 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 9 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

İLKESİZLİK KIBLESİZLİKLE EŞ DEĞERDİR

Adnan Bahadır

Hangi işi yaparsanız yapın, hangi Dine mensup olursanız olun mutlak surette yaşadıklarınızla inandıklarınız paralellik arz etmek zorundadır, ilkesiz insan ile kıblesiz insan arasında en ufak bir fark yoktur. Bir insan Müslümanım diyorsa onun gereğini yapacak, Hristiyanım veya Yahudiyim diyorsa inandığı dinlerin gereğini yapacak, yok ben dinsizim veya Müslüman görünümlü münafıkım diyorsa onu da bu toplum bilecek. Öyle Müslüman Mahallesinde salyangoz satma dönemi yok artık, zira artık bundan altı yıl önce bu şehre DENGE gazetesi diye bir gazete geldi ve o güne kadar şehirde olup biten her şeyi kafalarına göre yorumlayıp, istedikleri gibi topluma sunanlar kaçacak delik armaya başladılar. Bu insanlar kendilerini akıllı başkalarını ahmak zanneden zavallı insanlardır. Ancak ellerinde bulundurdukları siyasi, iktisadi ve Basın gücünü yalakalık yaptıkları insanların durumuna göre ayarlayan bu zavallıların bittiklerini görünce ve yeni hedefler, yeni yalayacak insanlar bulmaya yelken açtıklarını görünce şaşırmıyorum. Neden şaşırmıyorsun derseniz herkes kendisine yakışanı ve karakterinin gereğini yapmak zorunda olduğundan bu tür insanlardan bundan başkası beklenemez.

Geçenlerde yazdığım bir köşe yazısından ötürü bazı okurlarım çok haklı olarak beni eleştirmiş olabilirler, zira benim üslubum, aldığım kültür, eğitimim bu tür işlere uygun değil ancak bazı kendini bilmez insanların ellerine su dökemeyecekleri insanları hedef tahtası haline getirmeye çalışıp, toplumun en saygın insanları ile ilgili çok seviyesiz şeyler yazmaları, çizmeleri üzerine onların anlayacağı dilden yazma gereği hasıl oldu. Merhum Ahmet Davutoğlu hoca Belagat sanatını tarif ederken muktezai halin gereğinin yapılması olarak tarif edermiş, bu sözü anlamayn bazı öğrencileri hocam biraz açar mısınız anlamadık deyince rahmetli dermiş ki küfredilmesi gerekene küfretmek belagat sanatıdır. Küfretmeyi hak eden insanlara küfretmez iseniz meydanı onlara bırakmış olusunuz. Allah Resülü yahudilerin yanından geçerken onlara ESSAMÜ ALEYKÜM yani Allahın taşları üzerinize olsun şeklinde selam verirmiş. Biz ahır zaman ümmetiyiz Peygamberin yaptığını yapamıyorsak da muhataplarımızın hak ettiğini onlara vermekte asla geri kalmayız.

Son günlerde bazı insanların ötelerinin berilerinin yandığını görünce içim yağ bağlıyor, zira onlar yıllarca bu toplumun en rezilleri oldukları halde onlara bir Allah kulu çıkıp sesini çıkaramamıştı, yaptıkları tüm rezillikler yanlarında kar kalmıştı. Yanlarında çalıştırdıkları personelleri hamile bırakmaktan tutun, eşlerinden ayrılmak zorunda kalıp yuvalarının dağılmasından tutun da yurt dışlarında her türlü ahlaksızlıklara varıncaya dek her türlü hezayanı işleyen bu yüzsüzler bazı insanlara verdikleri faizli paralarla yaptıkları tefecilik sonucu başlarına gelenleri bu toplumun bilmediğini zannediyorlar. Hayatları boyunca onun bunun sırtından asalak gibi yaşamaya alışmış bu insanların üç beş kuruş alabilmek için patronlarının işyerlerine ziyarete giden büyük iş adamlarından yalvararak aldıklarını o patronların bizzat bize anlattığını hatta paraların makbuzlarının bizlerde olduğunu bilmediklerinden rahatlar ama zamanı gelince her şeyi yayınlayacağımızdan haberleri yok. Bu insanlar o kadar iki yüzlü o kadar riyakar o kadar bukalemundurlar ki güçlü insanlara her türlü yalakalığı yaparlar, o insanlar azıcık sıkıntıya düştüklerinde anında onları satarlar ama ne zaman ki biraz rahatlarlar onlara yağ yağmak için sıraya girerler ve o insanların arkalarından çevirdikleri işleri başkaları yapmış gibi topluma yansıtmaya çalışırlar. Oysa ki o insanlarla ilgili perde arkasında o kadar tezgahlar çevirmişlerdir ki anlatamam, bağlı oldukları siyasetçiler ve ekonomik güçlerin bitirmeye çalıştığı insanları kendileri çok iyi bilir ve onlara her türlü desteği verirler ama bu insanların yüzlerine gelince tam aksi davranış biçimine girip her türlü taklayı atarlar. Bu tür insanlara ne denir siz takdir edin.

İnsan herkesi kendisi gibi zannettiği için muhataplarını da kendisi gibi zanneder, hani iki körün dolma yeme hikayesi var ya bir çoğunuz bilir ancak bilmeyenler için tekrarında yarar var. İki kör dolma yiyormuş körün biri diğerine neden dolmaları ikişer ikişer yiyorsun diye sorunca sen nereden biliyorsun cevabını almış bunun üzerine verdiği cevap ilginç ben ikişer ikişer yiyorum da ondan demiş. Bu insanlar gidip ötelerini berilerini yalayıp her yıl yüklü miktarlarda para aldıkları ağa babalarına başkalarının da gidip aynı talepte bulunduğunu zannederler oysa ki o onurlu insanlar onların değil paralarına pullarına minnet etmek onlardan gelen telefon ricalarına dahi eyvallah etmeyecek kadar ilkeli olduklarını unutmasınlar. Kaldı ki bizim Rabbimizden niyazımız o insanları bizden uzak tutması, kendilerini de yağ yakıp medet umdukları insanlarla hem bu dünyada hem ahrette beraber eylemesidir, bizi de bu dünyada da ahrette de onlardan uzak eylemesidir. Gerek bu toplum gerekse Yüce Mevlamız kimin ne olduğunu çok iyi bildiğinden biz inancımızın gereği ne ise onu yapmaya devam ederiz. Biz dün nerede idiysek bugün de oradayız, yarın da orada olmaya devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim