• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Samsun 5 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 14 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

İL MÜFTÜMÜZ VEYSEL ÇAKI HOCAMIZ

Cemal Özdemir

İslam dininin inkişafı ve Müslümanların sosyal hayatlarını devam ettirmede  ‘MÜFTÜ ve MÜFTÜLÜK’ kavramları çok mühim anlamlar ve görevler ifa etmektedir. Öncelikle bu kavramların lügat ve dini anlamlarını izah edelim.

Müftü, il ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan, fetva verebilen görevli. Sadece ilahiyat mezunları müftü olabilir. Müftünün İslami bilimler yönünden kendini geliştirmiş olması gerekir.

Arapça kökenli müftü sözcüğünün sözlük anlamı fetva veren, şer'i mes'elelere dair sorulan soruları cevaplandıran kişidir. Mastarı iftâ sözcüğüdür. İftâ, şer'i bir mes'ele hakkında cevap vermek demektir

İstilâhta ise müftî, müctehid demektir. Müctehid, Kur'an-ı Kerim'den ve Hadis-i şeriflerden dini hüküm çıkarabilme kudretine hâiz bulunan kimsedir.

Müftü, şeyhülislâm tâbirinin yayılmasından önce ilmiye mesleğinde kullanılan üç tabirden biridir. Diğerleri de kadı ve müderristir.

Halkın ve devlet dairelerinin dini meseleler hakkında sordukları soruları dini kitaplardan ve daha çok Hanefî mezhebine göre fetvâ veren müftüler, kadılar gibi resmî bir sıfata haiz değillerdi. Sorulan dini meseleler için muteber fıkıh kitaplarından araştırıp gerekli cevabı vermekle mükellef idiler. Müftüler tayin edildikleri zaman hanefi imamlarının içtihatları ile fetvâ vermeleri ve verdikleri fetvâları belirli ölçüde tespit edilen bir kâğıda yazıp altına, falanca yerin müftüsü, falan şeklinde imza etmeleri, tayinle alakalı tezkere ve ifadeler de yer alıyordu.

Her ne kadar müftüler Hanefi mezhebine göre fetvâ veriyorlar ise de Osmanlı Devleti sınırlar içinde bulunan diğer üç mezhep mensupları için de müftüler tayin ediliyorlardı. Bunlar da Şafii, Malikî ve Hanbelî mezhebine göre fetvâ verirlerdi.

Günümüzde Türkiye'de, 633 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ve bu yönerge ile verilen görevleri yürütmek ve Diyanet İşleri Başkanlığını temsil etmek amacıyla il ve ilçe müftülükleri kurulmuştur.

Bu genel tanımlamadan sonra gelelim konumuza. Geçen hafta yerel basında bir sendika genel başkanının İl Müftümüz hakkında personeline davranışta kaba davrandığına dair bir basın açıklaması yayınlandı. Bu açıklama da Müftümüzün kendisini ‘yasaların üzerinde gördüğü, astığı astık, kestiği kestik tutum ve davranışlar, görevlilere zulüm yaptığı ve bu hususta Samsun’da görev yapan birçok görevliden şikâyet mektubu aldıklarını basın açıklamasında belirtiyor sendika başkanı.

Görüldüğü gibi ithamlar çok ağır.Aslı yoksa bunlar iftira boyutunda kalacak ve sendikacı müfteri durumuna düşecektir.Bu itham ve iddialarını ispatlamadıkları müddetçe.

Ben öncelikle olaya Müftülük makamının kutsallığı ve vara-yoğa yıpratılmasının Müslümanlara ve Diyanet Personelinin hayrına olmayacağı kanaatindeyim. Ben bu pencereden bakıyorum. Müftü ve Müftülük makamı toplum nezdinde yıpratılmamalı. Hele yaşadığımız hassas süreçte hiç olacak iş değildir. Hiç bir makam layüsel değildir ama zaman ve zemin ümmetin çıkarları gözetilerek yapılmalıdır.

Sayın müftümüz İlçemiz Çarşamba’da 7 seneye yakın müftülük yapmıştır yakinen tanıyoruz. Daha sonra AĞRI, ORDU, TRABZON ve DENİZLİ Müftülük görevlerinden sonra ilimizde görev yapmaktadır. Müftümüz liyakatiyle ve ahlaki yapısıyla ve dahi ilmiyle makamını hakkını veren bir müftüdür.İstisnai durumlar her idarecinin hayatında bulunabilen şeylerdir..Engelli çocuklarını ve bir evlat acısını da yaşamış olmasına rağmen görevine bunları yansıtmamıştır.Görevinin aksamasına neden olmamıştır.

Eğer birileri sendikacılık yapmak istiyorlarsa lütfen müftü üzerinden şov yapma yoluna gitmesinler. Gerçek anlamda üyelerine rehberlik etsinler kolay yoldan değil alınlarını teriyle üye yapsınlar. Yok, iktidarın karşısındaydım yanındaydım yok tarafsızdım falan hikâyelerinin devri dolmuştur.

Haksızlık varsa hak arama mercileri vardır.Kuyuya bir taş atıp su bulandırmaktan medet ummak acizlikten başka nedir.

Gün müftülerimizin etrafında toplanma birlik günüdür tefrika günü değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim