• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun 3 °C
  • Ankara -9 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

İKİ KONUDA İZAHAT...

Adnan Bahadır

 İKİ  KONUDA  İZAHAT  YAPMAM GEREKİYOR

Bugünkü  yazımda  iki konuya açıklık getirmek istiyorum. Birincisi A takımı davası ile ilgili bazı ajansların geçtikleri haberler ve olayın aslının ne olduğudur.  A takımı davası ile ilgili şehrimizde yaşayan ve sosyal duyarlılığı olan herkes  belli ölçüde malumat sahibidir. Kimisi  yaptığımız  haberler ve yazdığım  köşe yazıları  sonucu olayı doğru biliyor, kimisi ise art niyetli olarak kafasına göre yorum yaparak topluma lanse etmeye çalışıyor.

 Olayın yeniden basına yansıması  nedeniyle bir çok arkadaş beni telefonla arayarak olayın ne olduğunu sormaları nedeniyle konuya tekrar girmek zorunda kaldım. Malumunuz  2007 yılının Nisan ayında il jandarma komutanlığının yönetiminde Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik bir operasyon yapılmış, operasyonda  önce  Genel Sekreter Kenan Şara  ve Başkanvekili olarak da ben tutuklanmıştım.

Önümüze ilk konulan suçlama fezlekesinde rüşvet almak, rüşvet vermek, cebri irtikap, ihaleye fesat ve tarihi eser kaçaklığı ile suçlanıyorduk. Sorgulamayı yapan  Ahmet Yüzbaşı kendimize çok iyi bir ceza avukatı bulmamızı isteyince kendisine dedim ki “Benim avukata ihtiyacım yok, yaptığım bir şey varsa hesabını vermeye hazırım.”

 Daha sonra bizim suçlama fezlekesinden  tarihi eser kaçakçılığı kısmı çıkartılmış ama neden çıkartılmış bilmiyorum veya bilsem de şimdilik söylemek istemiyorum.

Ben ve Kenan bey içeri girdiğimizde üzerinde durulan en önemli konu rüşvet ve cebri irtikap konuları  idi. Ancak yapılan soruşturmalar sonunda  bu konulardan sonuç çıkmayınca bu kez döndüler ihale dosyalarına. İhale dosyalarında benimle ilgili en ufak bir yasal sorumluluk olmadığından sıkıntı da yoktu. Soruşturmayı yapan yetkililere belediyeden ihalelerle ilgili evraklar ısrarla verilmeyince  biz önce haber gönderip konuyla ilgili istenen tüm dosyaların verilmesini  söyledik.

 Belediyedeki yetkililer özellikle biz sıkıntıya girelim diye dosyaları yetkililere vermediler. Bunun üzerine biz sorumluluğun bizde olmadığını yasal olarak sorumlu olanın ihale komisyon başkanı olduğunu söyledik . Bunun üzerine Sefer Arlı'da tutuklandı.

Ortada suç teşkil edecek en ufak bir şey yoktu, olay tamamen siyasal bir çekişme sonucunda yaşanan ve bilinen şeylerdi. Zaten ilk mahkemede de tahliye olduk. Ancak o günlerde tüm yerel basın bizleri hırsız ilan ettiler. Sadece tek bir gazete bu konuda doğruları yazmıştı. Gazeteyi  kurmamın tek nedeni de bu olay olduğunu be şehirde yaşayan herkes bilir.

                Bundan sonraki süreçte mahkeme ihale dosyalarını Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndererek bilir kişi incelemesi talep etti. Ankara'dan gelen rapor ihalelerde en ufak bir problem olmadığı  yönünde olunca bu kez  cumhuriyet savcısı  ilk raporla tezat teşkil ettiğini söyleyerek üçüncü kez rapor alınmasını talep etti.

Bu rapor denen şey öyle iki üç günde hazırlanacak bir şey olmadığından yaklaşık 500 sayfa civarında olduğundan çok zaman alıyordu. Nihayet  üçüncü kez gelen raporda müspet olunca bu kez cumhuriyet savcısı daha önce talep ettiği rüşvet, irtikap, ihaleye fesat suçlamalarından vazgeçip sadece görevi kötüye kullanmak suçundan bizlere ceza verilmesini talep etti.

Bizim avukatlarımız bunun yasal açıdan mümkün olamayacağını, zira ortada bir görevi kötüye kullanmanın söz konusu olmadığını söyleyerek itiraz ettiler. Mahkeme 16 Temmuz'a ertendi.  Bazı  ajanslar özellikle benim resmimi servis ederek “Adnan Bahadır'a  şu kadar ceza istendi, bu kadar suç isnat edildi” şeklinde haberler yapmak sureti ile olayı servis etmeleri tamamen hasmane ve düşmanca bir yaklaşımın açık örneğidir.

                Şimdi  soruyorum sizlere bu haberi yapanlar veya servis edenler ne kadar  ahlaklı insanlardır. Siz takdir edin. Olayın başladığı noktada bizler için istenen ceza  rüşvet almak, rüşvet vermek, cebri irtikap, ihaleye fesat karıştırmak gibi en ağır ve yüz kızartıcı suçlar iken,  şimdi cumhuriyet savcısının istediği ceza sadece görevi kötüye kullanma cezasıdır. Savcının talebine mahkeme heyeti ne diyecek onu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Kaldı ki  görevi kötüye kullanmak dedikleri nedir bilir misiniz?  Görevimiz olmadığı halde Samsunspor kulübüne yardım toplamak.

Bu haberi yapan insanlar hiç utanmadan, sıkılmadan bu tür haberleri yapıyorlar ancak hiçbir tanesi neden görevi kötüye kullanma cezası istenildiğini yazmak istemiyor.

Adam gibi habercilik yapacak olan bunu da yazar ve der ki; Belediyede görev yapan Kenan Şara ve Adnan Bahadır , Samsunspor kulübüne yardım toplamak gibi bir görevleri olmadığı halde kulübe yardım topladıkları için görevi kötüye kullanmak suçlaması  ile haklarında ceza isteniliyor. Adamlıkta bunu gerektirir  dürüstlük de…

 Ama o adamlık onlarda ne arar. Onlar alışmışlar “Müftüye keçi çaldırma” haberleri yapmaya.  Artık bu şehirde DENGE Gazetesi ve Adnan Bahadır olduğunu unutmasınlar.

Bugün iki konuyu açıklayacaktım ancak sadece birinin yarısını açıklayabildim, umarım önümüzdeki köşe yazısında kalan kısımları da yazarım. Klaın sağlıcakla

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim