• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Samsun 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU

“İKİ” İDİ “ÜÇ” OLDU, ŞU “BÜYÜK YALANCILAR!..”

Ali Kayıkçı

*“Ey münâfıklar! Allahü teâlâ sizi kendi hâlinize bırakmaz. Hâlis mü’minleri münâfıklardan ayırır.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Suresi;  âyet 179)
*“Onlara, ‘Kâfirlere inanmayınız!’ dediğim hâlde, onlar kâfirlerin sözleri ile hareket ediyorlar. Şeytân onları aldatıyor.” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 59)
*“Sakın (hileye sapmayın Âhiret hesabını unutmayın). Çünkü kötülerin kitâbı muhakkak ki Siccîn’dedir. Siccîn’in ne olduğunu sana hangi şey bildirdi? (O) yazılmış (mühürlenmiş) bir kitaptır.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mutaffifîn Sûresi, â. 7-9)
*“Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek, vâdini bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak)  ve mahkemede doğruyu söylememek.”,  “El vahdetü rahmetün ve’l-fırkatü azabün (Birlikte râhmet, ayrılıkta azâb vardır.)”, “Zâlime yardım eden, ondan zarar görür.”, “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.”, “Paraya tapana lânet olsun!”   (Hazreti Muhammed “sallallahü aleyhi ve selem”) 
*“Hafaza (koruyucu melekler) yani Kirâmen Kâtibîn, bir kişinin amel defteri ile göğe çıkıp, Allahü teâlâya arz makamına vardıklarında; ‘Siz kullarımın üzerine hafazasınız. Kalbini bilen benim. Amelinde ihlâs olmadığından yani Allah rızâsı için yapmadığından, defterini Siccîn’e koyun’ diye Allahü teâlâ bildirir.” (Ebüssü’ûd “r. aleyh”) 
*“İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır.” (Dr. Enver Ören; Sohbetler-14.11.1993)
*“Müslüman akıllı olmalı, ilm-i siyaseti bilmeli. Duyguları ile değil, aklı ile hareket etmeli. İslâm düşmanlarının kurduğu tuzakları fark etmeli ve o tuzaklara düşmemelidir.”   (Nuri Elibol-Türkiye Gzt. 20.08.2013, s. 12)
*“Münâfık: İnanmadığı hâlde, Müslümanları aldatmak için, Müslüman görünen kimse.”, “İslâmiyet’ten bahsedip de onunla amel etmeyen, ona uymayandır.”  (Dînî Terimler Sözlüğü-Türkiye Gzt; c. 2, s. 67)
*“Dünyâmızı sorma: hem yeter, hem yetmez/Alçakları var, tartmaya dirhem yetmez!..” (Â. Nihat Asya-Rubâiyyât/2)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; ilk insan ve ilk Peygamber “Âdem aleyhisselâm”ın  yaratıldığı zamanda karşısına çıkan “ilk ve en büyük yalancı” elbette ki “Şeytân-ı lâine/Lânetlenmiş Şeytân”dır ki bundan sonra da “Hak ve hakîkatları” dile getiren Cenâb-ı Allah’ın elçilerine ve onların yolunda giden zâtlara karşı mutlaka “Şeytân askerleri”nden olan “insan kılıklı kişiler” de hep olmuş ve bundan böyle, Kıyâmet Günü’ne kadar da, hep olmaya devam edecektir…  
Bugün bu köşe yazımızda, bunlardan iki tanesinden bir nebze bahsetmek ve onların verdiği büyük zararlardan kısaca söz ettikten sonra yarım asır kadar öncelerden gelip de “15 Temmuz”da bütünüyle su yüzene çıkan “3’üncüsü”nden bahsetmek istiyoruz:
Bunlardan birincisi; şüphesiz ki, “Müseyleme-Tül Kezzâb” adıyla anılan, “Yemâme”de, Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”in âhir ömründe ortaya çıkmış, Peygamber olduğunu iddiâ eden “büyük bir yalancı”dır…
“Önce îmâna gelmişti. Mürted oldu. Resûlullah Efendimize mektûb gönderip, ona inandığını, kendisinin de Peygamber olduğunu yazdı. Yeryüzünün yarısı senin, yarısı benim olsun, dedi. Ebû Bekr-i Sıddîkın “radıyallahü anh” hilâfetinin ikinci senesinde, Hâlid bin Velîd’in askeri ile Yemâme’de büyük muhârebe yaptı. Mürtedlerden yirmi bin, Müslümanlardan da iki bin kişi öldü. Müseyleme askerî mağlûb ve perîşan oldu. (Kısas-ı Enbiyâ)da diyor ki, Hazret-i Hamza’nın “radiyallahü anh” kâtili olan Vahşî, Hazret-i Hamza’yı şehîd etmiş olduğu kılınc ile Müseyleme’yi öldürdü. Böylece, zafer elde edildi. Hazret-i Ömer’in büyük kardeşi Zeyd bin Hattâb bu muhârebede bayrak taşıyordu. Bu hatîb-i nebevî Sâbit bin Kays Ensârî ve Ebû Dücâne ve Ebû Huzeyfe-tebni Utbe ve üç yüz altmış Muhacir ve o kadar Ensâr ve binden fazla Tâbiîn, şehîd oldu. Yetmişten ziyâdesi kurrâ hâfız idi “radıyallahü anhüm ecma’în.” (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye)
Diğeri ise “Abdullah bin Sebe” denilen ve kurduğu “Şîilik/Şiâ” ile fitnesini bugüne kadar devam ettiren bir “Yahûdî dönmesi”dir.
“Hazret-i Osman zamanında Yemen’den gelip, Müslüman olduğunu söyledi. Halifenin yanına sokulmak istedi. Fitne, fesâd çıkaracağı anlaşılarak, Medîne-i münevvereden dışarı atıldı. Mısır’a giderek, câhiller arasında, halifeyi kötülemeğe, Ashâb-ı kirâmın büyükleri için atıp tutmağa, kardeşi kardeşe düşürmeğe başladı. Küfe’ye de giderek Hazret-i Alî’ye yaltaklandı. Hattâ, (Sen tanrısın) dedi. Alî “radıyallahü anh” da, bunu Medayin şehrine sürdü. 
Hazret-i Alî şehîd olunca, (O ölmedi. Bulutlarda yerleşti. Şimşek, yıldırım onun emri ile olmaktadır) dedi. Daha nice, düzme sözleri ile, câhilleri aldatıp, Ehl-i Sünneti parçalamağa, içeriden yıkmağa koyuldu. Fakat, Ehl-i Sünnet âlimleri, âyet-i kerîmeye ve hadîs-i şerîflere sarılarak ve akla, ilme dayanarak şiîlerin bozuk kitâblarına, çürük sözlerine, çok sağlam cevâblar verdiler. Onları her yerde, rezîl ve parîşan eylediler. Onlar; ancak, kitâb okumayan, va’z, nasîhat dinlemeye gitmeyen câhilleri aldatabildiler.” “Şah İsmâil Safevî” ile “Îmâm Humeynî” de bu bozuk yolun önde gelen isimlerindendir. (Bkz: Eshâb-ı Kirâm; İhlâs A. Şti Yy. İstanbul-1985, s. 35-163, 233-278, 365) 
Diyoruz ve bunları öncelikle bir “hicveyledikten” sonra malûm olan “3.sü/FETÖ’yü” de bir güzel “taşlayalım” istiyoruz…
İki “Büyük Yalancı”, akıttı onca kanı; 
Biri “Müseyleme”dir, öbürü “İbn-i Sebe”;
Biri “Yemâme”deydi, çekti “Nebî”lik canı; 
“Yalanc’oğlu Yalıncık”, bu kadarı demedi; 
“Ben peygamberim” dedi, “tamâh” etti şöhrete…

İki “Büyük Yalancı”, “gerçeği ters-yüz” etti; 
Biri “Dünya bölünsün, gel paylaşalım” dedi; 
Koca “Beşer âlemin”, aklınca pay eyledi…
“Ben peygamberim” dedi, “tamâh” etti şöhrete…
“Hâlid bin Velîd” geldi, son verdi bu niyete…
    ===  (2)  ===
İki “Büyük Yalancı”, “on binlerce şehîd” var; 
“İbn-i Sebe münâfık”, buna nice “şâhid” var; 
O “Yahûdî dönmesi”, tâ “Sâmirî”ye uzar…
O “Hazret-i Alî”ye, (Sen Tanrısın!) diyen O; 
O “Medayin şehri”ne, “sürgün”leri yiyen O…

“Sıffîn”te tam “yetmiş bin”, “Alî-Muâvîye”den; 
“Cemel Vak’ası” malûm, “hilâfet” oldu neden; 
“İctihâd” ayrı fikir, kan aktı istemeden…
O “Hazret-i Alî”yçün, (O ölmedi, yükseldi…”
(Şimşek oldu, yıldırım; yağmurla bize geldi);
Diyen koca “fitnebâz”, onca aklı da çeldi…

KAYIKÇ’Ali târihler, yazıyor satır-satır;
İbret alan akıla, çok şeyi hâtırlatır;
Göz okur, kâlb uyanır; fikirler aydınlatır…
İki “Büyük Yalancı”, akıttı onca kanı; 
Biri “Yemâme”deydi, çekti “Nebî”lik canı; 
“Şiâ fitnesi” çıktı, sarıyor bak cihânı…    
    - * - *  (3)  * - * -  
“İki” idi “üç” oldu, şu “Büyük Yalancılar”;
“Üçüncüsü FETÖ”dür, dünyâ âlem de gördü;
“Vâiz”di “Hoca” oldu, sonra da “Talancılar!..”
“Zekât-fitre-sadaka; akîka-kurban” ördü;
“Işıkçı-Dershaneci”, falancı-filâncılar!..

“Çarşı-pazar” işinden, “ticaret”ten “sanayi”;
“İdarî” ve “askerî”, her sınıftan “enayi”;
“Diyalog”dan “Diyanet”, “îtikâden kanayı!..”
  “Vâiz”di “Hoca” oldu, sonra da “Talancılar”;
“Nûrcu” dedi yutturdu, gördük Hanya-Konya’yı!..

“Takiyye” var “müt’a” var, “bukalemun” çehreler;
Sahte sahte “imam”lar, bir de “Mehdî” demeler;
“ABD Gâvuru”na, “rüşvet-müşvet” vermeler!..
“Vâiz”di “Hoca” oldu, sonra da “Talancılar”;
“Asker-subay” kandırıp, “Millet”e göndermeler!..

“Kolej”di “Dil Okulu”, kandırdı nice kulu;
Kâh “Îsevî-Mûsevî”, çarpıttı “doğru yolu”;
Tam “160 ülke”de, “ahtapotvarî” kolu!..
“Vâiz”di “Hoca” oldu, sonra da “Talancılar”;
“PKK”ya destekte, geçtiler malûm solu!..

KAYIKÇ’Ali şöyle yaz: “İki” idi “üç” oldu;
“Kezzâb”la yola çıkan, “Yalancı”ydı “hiç” oldu;
“Millet” koptu-kopacak, bir silkindi “güç” oldu!..
“FETÖ” kobay anneydi, “Üst akıl-Plâncılar”;
“Tohum” bâtıldan geldi, “Zaman” gördük “Piç” oldu!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim