• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 18 °C
  • PLAY-OFF HAKEMLERİ AÇIKLANDI
  • SAMSUNSPOR'DA OSMAN ÖZKÖYLÜ BİLMECESİ
  • KONGRE TARİHİ BELLİ OLDU
  • PLAY-OFF HAKEMLERİ AÇIKLANDI
  • SAMSUNSPOR'DA OSMAN ÖZKÖYLÜ BİLMECESİ
  • KONGRE TARİHİ BELLİ OLDU

“HOCAM!.. HOCAM!..” DİYORSUN YA!..

Ali Kayıkçı

“HOCAM!.. HOCAM!..” DİYORSUN YA!..
    • “Allahü azîm-üş-şân hâlıktır, yaratıcıdır. Her şeyi yoktan var eden, yaratan O’dur. O’ndan         başka yaratıcı yoktur. O’ndan başkası için yarattı demek küfür olur. İnsan bir şey             yaratamaz.” (Kutbüddîn İznikî)
*  “Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-meydanda Türkçeden başka dil             konuşulmaya!..”             (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)                    *  “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir             milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece             yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak             zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa             kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.”                        (S. Ahmet Arvasî-Size Sesleniyorum)                         *  “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim;
Ya bunlar Türkçe değil, ya ben Türk değilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim…” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile)                 
    
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Yukarıda “serlevha” olarak sunduğumuz sözleri, gazetemizin bize ayrılan bu köşesinde belki de defalarca okudunuz. Bunun için bize, belki de kızıyor ve “Aynı şeyleri niye tekrarlayıp duruyorsunuz?” diye sitem eyliyor olabilirsiniz. 
    Efendim; haklısınız… Biz de inanın ki yazmaktan bıktık. Ancak elimize yeni geçen gazete, dergi ve kitaplarda şu “uydurukça” denen, şu sözümona “arı dil” denilen “Ecerufcalar”ı gördükçe eskilerin; “Et-tekraru hasen, velevkâne yüzseksen!” şeklindeki güzel sözlerini hatırlamadan geçemiyoruz… Ve dahi, gözleri olduğu hâlde görmeyen, kulakları olduğu hâlde duymayan ve inadım inat diyen kalemlere, yazdıkları yanlış kelâmlar (Affederiniz! Sözcükler) sebebiyle “bir defa daha uyarmak” gâyesiyle, büyüklerin güzel hitâbetleri ile sesleniyoruz:
    Rahmetli Erbakan Hocanın izinden gittiği iddiasında bulunan ve sözümona “Millî Görüş Gençliği”ne seslenmeye çalışan  “Anadolu Gençlik Dergisi”nin Şubat 2015 tarihli 181. sayısında yayınlanan makâle ve yazılarda kullanılan şu “sözcükler”e ne buyrulur?
    Küresel: (s. 10, 65); niteliksel: (s. 10); yapısal: (s. 11, 43, 44); nedeni, nedenle:  (sebebi, sebeple yerine; s . 11, 12, 15, 38,54, 62); sorunlar, sorun:  (s. 11, 17, 24, 36, 39, 40, 61, 62, 64, 65); öngörü: (s. 11); amaç: (s. 11, 14, 15, 18, 34, 39, 40, 48, 56, 76); ilişkin, ilişki: (s. 12, 27, 46, 60, 70, 77, 78); ortam: (s. 15, 26, 46, 48, 58, 67); soğurma: (s. 19); aşama: (s. 19); zorunlu, zor: (s. 19, 30, 62); bireysel, birey: (s. 19, 23, 24, 25, 27, 40, 42); işlev: (s. 19, 23, 55); Tanrı: (s. 23, 24, 26, 51); onay: (s. 23); aşama: (s. 23, 33, 51); aygıt: (s. 23); süreç: (s. 24, 27, 33, 37, 41, 49, 61, 62, 65, 66, 68, 69, 70); dışavurum: (s. 25); birincil: (s. 25); sınıfsal: (s. 25); öneri: (s. 25, 60, 62); salt: (s. 26, 57, 62, 67); yasal: (s. 29, 38);eleştiri-eleştirel: (s.30, 32, 64, 65, 66, 67, 78);  
erdem: (s. 31, 41, 50); onur: (s. 31, 34, 42); karşın, karşıt: (s. 32, 51); yaşam: (s. 32, 33, 34, 49, 51, 55,66, 68, 71, 79); algı, algısal: (s. 32, 34, 57); koşul: (s. 33, 37, 52, 53, 58, 60, 62, 70); toplumsal: (s. 34, 49, 52); ötürü: (s. 38, 39); kanı, kanıt: (s. 38, 44, 52); ilkesel: (s. 39); öğe: (s. 39, 65); irdelenmek: (s. 40); parasal: (s. 41); zihinsel: (s. 41); dinsel: (s. 42); sanatsal: (s. 42, 57); bütüncül: (s. 42); yanıt: (s. 42, 56); belirlenimcilik: (s. 42); geleneksel: (s. 43, 44, 46); yaratmak, yaratıcı (İnsanlar için): s. 43, 44, 51, 53, 67); ulusal: (s. 43); yerel: (s. 43,51); kamusal: (s. 43, 54); özgün, özgü: (s. 43, 54); yöntem: (s. 44, 61, 69, 78); varsayım: (s. 44); indirgemek: (s. 44); siyasal: (s. 44); kent: (s. 46, 47, 48, 49, 65); evre: (s. 47, 60); özgür-leşmek: (s. 54, 58, 65, 66, 69, 70); örgüt: (s. 55, 66); kaygı: (s. 55);  yapıt: (s. 57); sanatsal: (s. 57).
    Sabırlar dileyerek biraz daha devam etmek istiyoruz: Oluşmak-turmak: (s. 56, 57, 60, 62, 66, 73, 78, 79); bilinç: (s. 58, 61, 62, 70); algı: (s. 57, 65, 66, 69); birey-ci: (s. 66, 67); biçimsel: (s. 57, 67); içselleştirmek: (s. 73, 74); uygarlık: (s. 62, 65); belirgin: (56, 57); kuramcı-sal: (s. 57, 70, 78, 79); soyutlamak (s. 57); tarihsel: (s. 64, 65); tarımsal: (s. 65, 66); yanıt: (s. 56); kurgu-sal: (s. 56, 57, 58, 62); imgelem: (s. 57); örneğin: (s. 57, 78); evrilmek: (s. 62); yadsımak: (s. 62); yaşamsal: (s. 66); edinim: (s. 68); uzam: (s. 68); gizem-li: (s. 72); bitimsiz: (s. 74), vb…  
    Evet, ve benzerleri diyerek noktaladık. Noktaladık ama, “arı dil” denilen “uydurukça”nın  3 bin 400 “sözcüğü”n yer aldığı kılavuzu kullanmayı tercih eden, 120 bin kelimelik Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nü göz ardı eyleyen zihniyeti kınıyor, velev ki “Erbakan Hocamızı seviyoruz, biz de Millî Görüşçüleriz” desinler; bu tip icraatlarını gördükçe de asla ve asla samimi bulmadığımızı ifâde etmek istiyoruz…
     Sözün özü:
“Hocam!.. Hocam!..” diyorsun ya, “Erbakan’ın diline bak!..”
O ne diyor, sen nerdesin? Bu nasıl bir talebelik?..
Şu yazdığın “sözcük” neci, Dergideki “hâline bak!..”
“Agop” sende, “Ataç” sende, “Moiz Kohen” tam ensende;
“Entel” hava, sözde “aydın”, hepsi birer körebelik…

“Hocam!.. Hocam!..” diyorsun ya, “Millî görüş-millî kelâm”;
“120 bin kelime” var, anlatmaya yeter merâm;
“Necip Fâzıl” üstâdımdan, “Yûnus”uma binler selâm…
“Agop” sende, “Ataç” sende, “Moiz Kohen” tam ensende;
Önce “dil”in başka olsun, yollar ayrılır vesselâm…

“Hocam!.. Hocam!..” diyorsun ya, anlasaydın yamulmazdın;
“Arı dil” bir hastalıktır, uçtan-uca savrulmazdın.
“Hayat” varken, “gâye” varken; arsızlarda yer bulmazdın…
“Agop” sende, “Ataç” sende, “Moiz Kohen” tam ensende;
Her bir “sözcük” kor ateştir, sayfa-sayfa kavrulmazdın…

“Hocam!.. Hocam!..” diyorsun ya, “Davam” oku, “dâvâ”nı bil;
Dünya “kültür savaşı”nda, kalem ile “kavga”nı bil;
Bu “Pazar” çok mal götürür, bağını bil “ravzâ”nı bil!..
“Agop” sende, “Ataç” sende, “Moiz Kohen” tam ensende;
Sele-suya kapılmadan, barajın bil, “havza”nı bil!..

KAYIKÇ’Ali bu bir “dâvet”, cevap hayır yahut “evet”;
Maksatlar çok çeşitlidir, bizimkisi hayra “niyet”;
“Oku kitâbın!” denince, belli olur her “âkîbet”…
“Agop” sende, “Ataç” sende, “Moiz Kohen” tam ensende;
Bu bir nokta, son noktadır; yaşanacak ol “âhîret”…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim