• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 16 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

* “Her nefs (canlı) ölümü tadacaktır.”

Ali Kayıkçı

*  “Her nefs (canlı) ölümü tadacaktır.”
            (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 185)     *   “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.”, “İnsanlara vâiz olarak (öğüt ve ibret verici, nasîhat         edici olarak) ölüm yetişir. “, Ölümü çok hâtırlayınızl Onu hâtırlamak, insanı günâh          işlemekten korur ve âhirete zararlı olan şeylerden sakınmağa sebep olur.”, “Beş şeyden         evvel beş şeyin kıymetini bil. İhtiyârlık gelmeden önce gençliğin, hasta olmadan önce        sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşgûliyetten önce boş vaktin ve ölmeden       önce hayâtın.”         (Hazret-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)    
 S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere önceki günlü köşe yazılarımızda bu başlık altında; “Türkiye Gazetesi Takvimi”nin “Şubat” ayı günlerine ait sayfalarını şöylece bir çevirdiğimizde; 4 Şubat’ta İskilipli Âtıf Hocanın idâmı (1926) ve Prof. Dr. Mahmud Esat Coşan’ın vefâtı (2001),  6 Şubat’ta II. Ahmet Hân’ın (1695), 6 Şubat’ta Ahmet Kabaklı’nın (2001) ve Sultan IV. Murat Hân’ın (1640), 9 Şubat’ta Halife Ömer bin Abdülhaziz’in (720), 10 Şubat’ta Sultan II. Abdülhamîd’in (1918), ), 11 Şubat’ta Kore Kahramanı Gn. Tahsin Yazıcı’nın (1971), 12 Şubat’ta Mahmûd Sâmi Ramâzanoğlu Hocanın (1984), 14 Şubat’ta Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’in (1986), 17 Şubat’ta Kafkas Kartalı Şeyh Şâmil’in (1871), 20 Şubat’ta Sultan Timur Hân’ın (1405), 22 Şubat’ta Târihçi İbni Haldun’un (1406) ve Enver Ören’in (2013), 24 Şubat’ta İbni Battûta’nın (1369), 25 Şubat’ta Şehzâde Cem Sultan’ın (1495), 27 Şubat’ta Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin (1644) ve Oflu Hâcı Dursun Efendi (1977) ile Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın (2011) rahmet-i Rahmân’a yürüdüğüne dair bilgilerle karşılaşıyoruz…
 Hem “ölümü hâtırlatmak” ve hem de “atlara binip o âsûde bahar ülkesine göç eden” bu güzel insanlardan “Enver Ören” ile “Erbakan”ı anmış olmak için “köşe”mizi birkaç gün onlara ayırmak istiyoruz, dedik ve “Enver Ören Abinin” örnek hayat hikâyesini  ve O’nun hakkında söylenenlerden bir kısmını, ardından da yakın dönem Türk siyâsî hayatında en ağır bedeller ödemiş, milletine hizmet etmeyi makam ve mevkiinin her zaman önünde tutmuş rahmetli “Erbakan Hocamız”dan  bir nebze söz ettik.             Bugün de O’nun “Liderlik farkı”nı ortaya çıkaran bir hususiyetinden  bahisle bu konuyu noktalamak istiyoruz.
 Bir ân için önemli bir “tamirhâne”de “Sorumlu Başmühendis” olduğunuzu düşününüz…
 “Ustabaşı”nız size gelerek, “Efendim, şu şu parçalara âcil ihtiyacımız var. Bunlardan, yedek parça stok depolarımızda mevcudu da yok. Siparişlerini ise hemen vermemiz gerekiyor. Yoksa makineler çalışamayacak ve şu şu görevler de aksayacak… İhtiyaç listesini hazırlattım; imza ederseniz, satın alma şubemiz de İsrail’den ithalâtını en kısa zamanda gerçekleştirecek.” diye söylese Siz demez misiniz ki, “Niçin İsrail’den alıyoruz da kendimiz üretmiyor veya üretemiyor isek neden İslâm ülkelerinden temin etmiyoruz da şu Siyonist Yahûdi devletine muhtaç oluyoruz?..”
 İşte aynı durumla karşılaşan rahmetli “Erbakan Hoca”, 28 Haziran 1996–30 Haziran 1997 devresinde “54. Hükûmet Başbakanı” iken “Millî Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç Paşa”nın Anadolu Gençlik Dergisi’nin Nisan–2011 tarihli 135. sayısı 6. sayfasında yazılı bir ifşaatına göre, “Sayın Erbakan, Türkiye’de ağır sanayi, savunma sanayinin geliştirilmesi konusunda önemli çalışmalar yapmıştır. Attığı önemli adımlar vardır. Özellikle bu yönüyle takdir ettiğim bir siyaset adamıdır. Rahmetli Erbakan’la Savunma Müsteşarı iken görüşmelerim oldu. Kendisiyle müşterek işlerimiz oluyordu. İsrail konusunda çok kararlıydı. İsrail’le ilgili götürdüğümüz hiçbir antlaşmayı imzalamıyordu. Son ana kadar hep direniyordu. İsrail’den aldığımız silâhları Müslüman ülkelerden almamız gerektiğini veyahut Türkiye’de üretmemiz gerektiğini savunuyordu.”
  * - * - * - * - *
 İşte “Lider”in “fark”ı, işte “Millî Görüş” bu;
 Aradan yıllar geçti, çıktı işin doğrusu;
 Gerçekleri konuşun, varsa Allah korkusu…
  Kim “imzaya atıldı”, ve “kim imza atmadı?”
  Kim “Siyon’a dur!” dedi, “menfaate satmadı?..”

 İşte “Lider”in “fark”ı, işte “sahte liderler”;
 Sabun köpüğü gibi, bir parlar-bir giderler;
 “Biz dayandık bunca yıl, dayansın ‘ölü’ derler…”
  Kim “imzaya atıldı”, ve “kim imza atmadı?”
  Kim “Siyon’a dur!” dedi, “menfaate satmadı?..”

 İşte “Lider”in “fark”ı, işte “îmânın gücü”;
 İşte öz’den öz olan, diğeri sanki öcü;
 O hep bir “birleştiren”, diğeri bir bölücü…
  Kim “imzaya atıldı”, ve “kim imza atmadı?”
  Kim “Siyon’a dur!” dedi, “menfaate satmadı?..”

 İşte “Lider”in “fark”ı, işte “emper kalkanı”;
 Kim bacalar tüttürdü, iyi öğren atanı!
 Kim Rûm çizmesinden, aldı Yavru Vatan’ı?..
  Kim “imzaya atıldı”, ve “kim imza atmadı?”
  Kim “Siyon’a dur!” dedi, “menfaate satmadı?..”

 KAYIKÇ’Ali “Lider”ler, “asırda bir gelir”ler;
 Zorlukları yenerek, kalplerde yükselirler;
 Bütçeyi denkleştirir, bulur yeni gelirler…
  Biz horlayıp uyurken, gün ışıdı-yatmadı;
  Kim “Siyon’a dur!” dedi, “menfaate satmadı?..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim