• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 25 °C
  • Ankara 30 °C
  • İstanbul 27 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

“Hayırlı” ve “Hayırsız” İdareciler

Ali Kayıkçı

        Saygıdeğer Okuyucularımız!,,

            Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve selem) hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki; “Ümmetimin en hayırlısı, Kur"ân-ı Kerîm"i öğrenen ve öğretendir.”, “Hoca çocuğa besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ çocuğun anasının, babasının ve hocasının Cehennem"e girmemesi için senet yazdırır.”, “Ümmetimin yaptığı ibâdetlerin en kıymetlisi, Kur"ân-ı Kerîmi yüzüne bakarak okumaktır.”, “Namazda okunan Kur"ân-ı Kerîm, namaz dışında okunan Kur"ân-ı Kerîmden daha sevaptır.”, “Kur"ân-ı Kerîm okunan evden, Arş"a kadar nûr yükselir.”, “Çocuklarına Kur"ân-ı Kerîm öğretenlere veya Kur"ân-ı Kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur"ân"ın her harfi için, on kere Kâbe-i muazzama ziyâreti sevabı verilir ve kıyamette, başına devlet tâcı konur. Bütün insanlar görüp imrenir.” ve “Çok Müslüman evlâdı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehennem"e gidecektir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyif sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünyâ işleri arkasında koşup, evlâtlarına Müslümanlığı ve Kur"ân-ı Kerîm"i öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler, Cehennem"e gidecektir.”

Bunları duyan, okuyan ve bilen dünyânın dört bir yanındaki Müslümanlar da asırlar boyudur ki o ilâhî kitâba, onu öğreten hoca efendilere, imâm-hâtiplere ve âlimlere dört elle sarılmışlar ve ömür boyu sevgi ve saygı göstermekten geri kalmamışlardır…  

Çünkü bilmişlerdir ki;  “insanların en hayırlısı, öğrenen ve öğreteni”, “anne ve babanın Cehennem"den kurtuluş vesilesi”, “evlerin nûr kaynağı”, “üstün sevâplar hazînesi” hep Kur"ân-ı Kerîm olduğu gibi dünyâ ve âhiret sıkıntılarının; dert, keder ve üzüntülerinin varlığı da O"ndan mahrum kalmakla başlar…

O"na inanan ve îmân edenler O"na dört elle sarılmışlar ve baş tâcı yapmışlar; inanmayan ve küfürlerinde direnenler ise ellerindeki bütün maddî güç ve imkânları kullanarak O"nun ilâhî nûrlarını söndürmeye çalışmışlar ise de kendileri Firavûn gibi zelîl ve perîşan olarak ebedî âleme göç eylemişlerdir.

******************

Bu konuda Türk siyâsî târihinin yakın geçmişine şöylece bir baktığımızda da ibretli sahneler ve şahsiyetler görürüz:

İlk Diyânet İşleri Başkanımız Atatürk"ün yanına her gitmesinde ayakta karşılanmış, “Paşam beni mahcup ediyorsun” dediği zaman da Atatürk"ten,  ”Din adamına saygı göstermek, Müslümanlığın icaplarındandır” karşılığını almıştır (Cemal Kutay-Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Mânevî Mîmarları"ndan naklen: Mehmet Albayrak-Başörtüsünün 40 Yıllık Serüveni-Atatürk; Din, Laiklik, İrtica, Cumhuriyet ve Turban Mitingleri” s. 254).

İmam düşmanlığının geçmişini Kâzım Karabekir Paşa, hâtıratında şöyle anlatır: 19 Ağustos 1923"te Atatürk, eşi Lâtife Hanım ve İsmet Paşa birlikte, Karabekir Paşa"nın oturduğu "Kubbeli Köşke" yemeğe gelirler. Yemekte Karabekir ve İsmet Paşa arasında inkılâplarla ilgili tartışma başlar. Mustafa Kemâl, bu ikili arasında geçen hararetli tartışmayı sessizlik içinde izler. Tartışma esnasında İnönü müthiş bir inkılâp hamlesi ortaya atar: “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bu günkü kudret ve prensibimizle bu inkılâbı yapmazsak hiçbir zaman yapamayız. Hocalar buna engel” der. (Uğur Mumcu-K. Karabekir Anlatıyor, s. 97-98"den naklen: Mehmet Albayrak-Başörtüsünün 40 Yıllık Serüveni-Atatürk; Din, Laiklik, İrtica, Cumhuriyet ve Turban Mitingleri” s. 256).

 

“Biz, yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek istedik. Çünkü Ümmet devrinin adamı köylerde imamdır. İmam, bu cemiyetin doğumundan ölümüne kadar onun mânen hâkimidir. Bu mânevî hâkimiyet, maddî tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur, imam onun her şeyidir. Biz imam yerine, köye devrimci düşüncenin adamı olan öğretmeni yetiştirmek için köy enstitülerini kurduk” (Hasan Ali Yücel/Millî Eğitim Bakanı; 17.4.1940”

 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

            ************

            Adı “adam”a çıkmış, bire insan şeytanı;

            Makam-mevki sahibi, iblis tıynetli seni;

            Dînin nedir, Rabbin kim; Peygamberini tanı!

            Yiyip-içip şişirdin, koca göbek-enseni;

                        “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

           

            İlimde “solda sıfır”, zorbalıkta “öncü”sün;

            Dinsizlikte ateist, ateistçe “dinci”sin;

            “Müminin yarası”na, zehir çalan “kinci”sin;

                         “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

           

           

            Maaşın bu milletten; yer,  millete söversin;

            Milletim Müslüman"dır, dîne arka dönersin;

            Şeytanın parlatsa da, bir gün muma dönersin;

                        “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

           

           

            Makam millet içindir, hizmet devlet içindir;

            Milleti hür yaşatmak, kanun/yasa niçindir?

            Örf-âdet başka başka, hepsi başka biçimdir;

                        “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

           

Dün “Türbana evet” der, bugün “hayır” da “hayır”;

            Millet “Oku, adam ol”;  dedi, “sende yok hayır”;

            Bir “layıklık” tutturdun, “devrim yobazı”n kayır;

                        “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

 

            Bak ey DEREBAHÇELİ, gözün aç da iyi bak!

            Bir tek bunlar akıllı(!), gelip-geçmiş hep ahmak(!);

            Bilirim sen içmezsin, bir Malbora burdan yak!

                        “Kur"ân” Hakk"ın kitâbı, değil “İ.T.”in fermanı;

                        “Çağdaşlık” ilim-irfân, değil dikmek semeni…

 

Not: İ.T.= İttihat-Terakki Partisi

           

 

 

           

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim