• BIST 110.248
  • Altın 155,510
  • Dolar 3,8333
  • Euro 4,5307
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 8 °C
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE

Hayat iki ağlayış arasında bir gülümseyiştir

İsmail Okutan

İnsanın trajedisi kendi iç denizini boşaltmasıdır. Tüm dayanak noktalarını kaybedip anlamını yitirmesidir. Kalbin özsuyunu boşaltıp susuz kalmasıdır. Ruhsuzluk ve anlamsızlık insanı makineleşmeye mahkûm etmiştir. Bir makine kültürü ve gürültüsü içinde yaşamak zorunda olan insan; bedenin ihtiyaçlarını; makinelerin, yağ, benzin, filtre gibi bakımlarına, ihtiyaçlarına benzetiyor. Çünkü ruhunu ve yüceliğini kaybetti. Her şeyi sadece bedenin ihtiyaçlarına göre ayarlayan insan maddi varlığını sürdürüyor ama manevi anlamda öldüğünü fark edemiyor. Makineleşmenin doludizgin sıkıntıları içinde insan ufkunu iyice daralttı, belki de tamamen karardı. Makineleşme girdabında ruh kaybolup gitti. Her şeye rağmen ruhunu diri tutabilen insanlara günümüzün kahramanları gözü ile bakmak gerekmektedir.

Yürek öyle bir mekân ki içine bütün bir âlemi sığdırabilecek genişliktedir. Hatta yürek metafiziktir. Yani fizik ötesi ürpertileri, duyguları ve duyumları olan bir azıklar ülkesidir. Hayatın merkezidir. Sadece bedenin değil hayatın da merkezidir. Hatta ve hatta ahirette insan, bedenin ya da elinin değil ruhun sahip oldukları sayesinde kurtulacaktır. Ya da ruhumuzun sahip oldukları sayesinde bedenimiz de kurtulacak.

Aslında bir savaş başlamıştır orada, yürek ülkesinde. O en hassas, en üstün duygularla, en kaliteli düşüncelerle, yüzde yüz sevgi malzemeleriyle örülmüş, kurulmuş yürek ülkesinde; onmaz bir savaş, hain bir savaş başlatıldı. Kanlar dökülüp canlar katledildi. Beyinler iğdiş edilip sevgiler idam edildi. Ruha kadar uzandı anlamsız savaşın etkisi. Ne hazindir ki içinden sarılan insan ya da savaşın içinde tüm organları ateşe verilen insan, tehlikeden habersizce yaşıyor. Her dem har vurup keyif çatıyor.

Bu öyle bir savaş ki onu başka bir yerde aramaya gerek yok, arabulucu aramaya da gerek yok. Bu savaş içimizde aslında. Bu savaş kendimizle aslında. Bu savaş yüreğimizde başladı, bizi öldürmeye kastetti aslında. Bu savaş bizi içimizden kundaklamaya yönelik bir savaş. Bu savaşta ne hazindir ki şehvet, sevgiyi rüzgârla savurup un ufak etti. Kimsenin ruhu duymadı. Duyanlar da sağır kesilmişler. Buna kızıyorum işte, buna. Asıl savaş şehvet ile sevgi arasındaki savaştır. İçimizdeki savaşı ne zaman bitirirsek o zaman dışımızdaki savaş da bitebilir.

Hâlbuki yürek ayrım yapmadan tüm insanlığa açık kapılarıyla herkesi içine sığdırabilecek kapasiteye sahiptir. Yürek en büyük ülkedir yani. Üstelik de ölümsüzlük ülkesidir orası. Şehvet karışmasa bir daha ölmez dostluklar kurulur orada. Yüreğimizi arı duru tutabilirsek bizi ölümsüzlüğe de götürür aslında. Madem Rabbimiz bize bu ölümsüzlüğü vaat ediyor, neden yüz çeviriyoruz ki bilmem? Bir türlü anlamış değilim. Madem bitmek tükenmek bilmeyen Kur'an bize felahı ve özgürlüğü öğretiyor, o halde aramızdaki fiziki engelleri ve de saydam duvarları kaldırmak yapılacak en akıllıca iştir.

Sınırsız ve kalıplaşmamış bir mesaja, yerleşik olmayan mekâna ve orada tüm benliğiyle, tüm yönleriyle yeniden dirilmelidir insan. Zulmü, savaşı, adaletsizliği ve her türlü fesadı ortadan kaldıran bir mücadele ahlâkıyla ahlâklanmaktan, kendi küllerimizden yeniden dirilmekten başka bir çıkar yolumuz yok. Kardeşlerimize ulaşmaya, mustazafları uyandırmaya, mazlumları seslendirmeye, kıyam etmeye mecbur ve mahcuruz biz. Ezilenler ayağa kalkıp yürümedikçe, ezenler yerle yeknesak olmazlar. Hayat, mücadele olduğu zaman hayattır. Ancak mücadele olduğu zaman bir anlamı vardır hayatın. İyi bir dünya, zalimlerin ortadan kaldırıldığı bir dünya değil, zalimlere rağmen mazlumların, müstazafların zulümden kurtulduğu, haklarını aldığı, sefere ve zafere ortak olduğu bir dünyadır. Elzem olan düzen zalimlere yenilginin tattırıldığı bir düzendir. Ancak nefret de olduğu zaman sevginin bir anlamı olur. Sevgi, her zaman sevmek değil, bazen de nefret etmektir. Düzeltmek, her zaman yapmak değil, bazen de önce yıkmaktır ya da daha iyisini, elzem olanı yapmak üzere örgütleyici yıkımdır. Kazanmak, her zaman işlerin yolunda gitmesi, servetine servet katmak değil, bazen de kayıpla uyanmaktır, uyandırılmaktır.

Hayat iki ağlayış arasında bir gülümseyiştir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim