• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

HANİ BİZ “HÜR ÜLKE” İDİK?!.. Kanser Haftası dolayısıyla bir hatırlatma

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; 1-7 Nisan günleri “Kanser Haftası” olarak tespit edilerek bu konuda yapılmış olan çalışmalar, gerçekleştirilecek yeni programlar… bir bir dillendirilir ve özellikle de başta Sağlık Bakanı olmak üzere İl Sağlık Müdürlerinin açıklamalarıyla karşılaşılır.
  Hafta dolayısıyla bir açıklamada bulunan Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Köksal, “Kanser, vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100'den fazla hastalık grubudur. Çok çeşitli kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin kontrol dışı çoğalması ile başlar” demekte ve Dünya Sağlık Teşkilâtı ve Uluslar arası Kanser Araştırma Ajansının verilerine göre de 2008 yılındaki mevcut kanserli kişi sayısının, önümüzdeki 15-16 yıl içerisinde 2 mislinden fazla artacağını vurgulamaktadır.
 Bu açıklama bize, bir yıl önce 9 Nisan 2013 tarihli “Türkiye Gazetesi”nin, “Ediz Hun'la Yeşil Sayfa” başlıklı 14. sayfasındaki bir haberi hatırlattı.  “GDO'suz Gıda Bir Hayal” başlıklı haberde aynen şöyle denilmekte idi:
 “Geleneksel tohum ticaretinin yasak olduğunu belirten Gıda Hareketi Başkanı Özer, “Organik domatesi bulmak neredeyse imkânsız” dedi.
 Gıda Hareketi Derneği Başkanı Kemal Özer, Türkiye'de geleneksel tohum ticaretinin yasak olmasından yakındı. Millet Derneği İstanbul Şubesi'nin hafta sonu seminerine katılan Özer, şunları dile getirdi: “Organik tohumlar bankalarda saklanıyor. Ama ticareti yasak. Niçin? Belli küresel güçler 'kazansın' diye…
 Meselâ ülkemizdeki Tohumculuk Kanunu'nun 7. Maddesinde ifade edilen, “Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir” hükmü gereği, on binlerce yıldır kullanılan tabiî tohum ticareti yasaktır. Şimdi bunun yerine Hibrit geçti, sonrası ise GDO'dur. Artık hormonsuz domates yemek neredeyse bir hayâl olmuştur.”
- * - * - * - * -
N'eymiş efendim?.. İşbu kanunun, işbu maddesi uyarınca,  artık kendi ülkemizde   asırlardan beridir beğenilerek yetiştirilip yenilen sebzelerin tohumlarını ticaret gayesiyle üretemeyecek ve ticaret gayesiyle bir yerden bir yere taşıyamayacak ve alıp-satamayacakmışız. Niçin?..  Niçin'i var mı?..  Elin oğlu uyanık ya, kendi ürettiği Hibrit cinsi fazla tohumları bize yüksek yüksek fiyatlardan kakalamak ve dahi kendi ülkesi vatandaşını kalkındırmak, yıllık millî gelir seviyesini daha bir yükseltmek için… Ve dahi'nin dahisi, kendi ülkesi fabrikalarının ürettiği ilâçları bize pahalı mı pahalı fiyattan yutturmak için…
 Peki, biz ne yapacağız?.. Rengini beğenerek aldığımız sebzede tad aramaya, ardından da GDO'lu olduğu için bünyemizi hasta eden bu genetiği değiştirilmiş gıda maddesi yüzünden yakalandığımız hastalığımızı tedavi ettirebilmek için o hastahane senin, bu doktor benim dolaşmaya ve de elimize tutuşturulan/İnternet'te kayıt altına alınan reçetede yazılı dış ülke kaynaklı ilâçlara ümit bağlamaya devam edeceğiz demektir…
 Diyoruz ve bu duygu ve düşenceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz…
 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
- * - * - * - * - *
Ne deyim ben a dostlar, gerçi buna ne denmez?..
Hani halt işlenir de, böyle bir halt hiç yenmez!..
Bir AB hayâlidir, malûmlar frenlenmez…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;            Bir “Siyon sevgisi” ki, dizginle de gemlenmez!..

Ne deyim ben a dostlar, malûm kazan yahnisi;
Döksen dökemiyorsun, necîs acep hangisi?..
Aşçı aynı aşçıymış, hah işte tâ kendisi…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
ABD elçisini, Dayı'lara gönderen…

Ne deyim ben a dostlar, Kavalalı misâli;
Dün bir belde önderi, sıradan da bir vâli;
“Gelin peşimden!” dedi, yola düştük âhali…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
Yalan-dolana kandık, sandık O'nu bir eren…

Ne deyim ben a dostlar, KAYIKÇ'Ali ne yazsın?..
12 Eylül gelsin, asker sokakta gezsin(!);
Haklı-haksız bakmadan, süngüyle dümdüz ezsin(!)…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
4 rütbeli komutan, başında Kenan Evren… S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; 1-7 Nisan günleri “Kanser Haftası” olarak tespit edilerek bu konuda yapılmış olan çalışmalar, gerçekleştirilecek yeni programlar… bir bir dillendirilir ve özellikle de başta Sağlık Bakanı olmak üzere İl Sağlık Müdürlerinin açıklamalarıyla karşılaşılır.
  Hafta dolayısıyla bir açıklamada bulunan Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Köksal, “Kanser, vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100'den fazla hastalık grubudur. Çok çeşitli kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin kontrol dışı çoğalması ile başlar” demekte ve Dünya Sağlık Teşkilâtı ve Uluslar arası Kanser Araştırma Ajansının verilerine göre de 2008 yılındaki mevcut kanserli kişi sayısının, önümüzdeki 15-16 yıl içerisinde 2 mislinden fazla artacağını vurgulamaktadır.
 Bu açıklama bize, bir yıl önce 9 Nisan 2013 tarihli “Türkiye Gazetesi”nin, “Ediz Hun'la Yeşil Sayfa” başlıklı 14. sayfasındaki bir haberi hatırlattı.  “GDO'suz Gıda Bir Hayal” başlıklı haberde aynen şöyle denilmekte idi:
 “Geleneksel tohum ticaretinin yasak olduğunu belirten Gıda Hareketi Başkanı Özer, “Organik domatesi bulmak neredeyse imkânsız” dedi.
 Gıda Hareketi Derneği Başkanı Kemal Özer, Türkiye'de geleneksel tohum ticaretinin yasak olmasından yakındı. Millet Derneği İstanbul Şubesi'nin hafta sonu seminerine katılan Özer, şunları dile getirdi: “Organik tohumlar bankalarda saklanıyor. Ama ticareti yasak. Niçin? Belli küresel güçler 'kazansın' diye…
 Meselâ ülkemizdeki Tohumculuk Kanunu'nun 7. Maddesinde ifade edilen, “Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir” hükmü gereği, on binlerce yıldır kullanılan tabiî tohum ticareti yasaktır. Şimdi bunun yerine Hibrit geçti, sonrası ise GDO'dur. Artık hormonsuz domates yemek neredeyse bir hayâl olmuştur.”
- * - * - * - * -
N'eymiş efendim?.. İşbu kanunun, işbu maddesi uyarınca,  artık kendi ülkemizde   asırlardan beridir beğenilerek yetiştirilip yenilen sebzelerin tohumlarını ticaret gayesiyle üretemeyecek ve ticaret gayesiyle bir yerden bir yere taşıyamayacak ve alıp-satamayacakmışız. Niçin?..  Niçin'i var mı?..  Elin oğlu uyanık ya, kendi ürettiği Hibrit cinsi fazla tohumları bize yüksek yüksek fiyatlardan kakalamak ve dahi kendi ülkesi vatandaşını kalkındırmak, yıllık millî gelir seviyesini daha bir yükseltmek için… Ve dahi'nin dahisi, kendi ülkesi fabrikalarının ürettiği ilâçları bize pahalı mı pahalı fiyattan yutturmak için…
 Peki, biz ne yapacağız?.. Rengini beğenerek aldığımız sebzede tad aramaya, ardından da GDO'lu olduğu için bünyemizi hasta eden bu genetiği değiştirilmiş gıda maddesi yüzünden yakalandığımız hastalığımızı tedavi ettirebilmek için o hastahane senin, bu doktor benim dolaşmaya ve de elimize tutuşturulan/İnternet'te kayıt altına alınan reçetede yazılı dış ülke kaynaklı ilâçlara ümit bağlamaya devam edeceğiz demektir…
 Diyoruz ve bu duygu ve düşenceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz…
 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
- * - * - * - * - *
Ne deyim ben a dostlar, gerçi buna ne denmez?..
Hani halt işlenir de, böyle bir halt hiç yenmez!..
Bir AB hayâlidir, malûmlar frenlenmez…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;            Bir “Siyon sevgisi” ki, dizginle de gemlenmez!..

Ne deyim ben a dostlar, malûm kazan yahnisi;
Döksen dökemiyorsun, necîs acep hangisi?..
Aşçı aynı aşçıymış, hah işte tâ kendisi…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
ABD elçisini, Dayı'lara gönderen…

Ne deyim ben a dostlar, Kavalalı misâli;
Dün bir belde önderi, sıradan da bir vâli;
“Gelin peşimden!” dedi, yola düştük âhali…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
Yalan-dolana kandık, sandık O'nu bir eren…

Ne deyim ben a dostlar, KAYIKÇ'Ali ne yazsın?..
12 Eylül gelsin, asker sokakta gezsin(!);
Haklı-haksız bakmadan, süngüyle dümdüz ezsin(!)…
Hani biz hür ülkeydik, kararı kendi veren;
4 rütbeli komutan, başında Kenan Evren…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim