• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 16 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

Gül alıp diken satna

Ali Kayıkçı

“Milletlerin hedefi, gül gibi çocukları eğitim kurumlarında diken hâline getirdikten sonra, devlet gücünü göstermek için o dikenleri kırmak değildir.”

                                               Mahmut Toptaş-Millî Gazete, 27.7.2011, s. 5

 

            Saygıdeğer Okuyucularımız!..

            Son yarım asırlık dönem içerisinde gelip geçmiş olan “Milli Eğitim” Bakanlarımızın verdikleri siyasî beyanatlara şöylece bir bakacak olursak, hemen hepsinde de şunu görürüz:

            Açılan okul, hizmete giren sınıf/derslik sayısı, önceki ve sonraki laboratuar, teknik malzeme ve öğretmen miktarındaki artış oranı, öğretmelerin ve bütünüyle eğitim-öğretim camiasındaki malî ve özlük haklarındaki iyileştirmeler vb. şeyler…

            Allah için ve de millî ve mânevî değerlerimiz açısından kıyaslamak için bir tek cümle kullanıldığına şâhit olmuş musunuz?..

            Meselâ, “Yüce İslâm dîninin temel kaynağı olan Kur'ân-ı Kerîmin öğrenilmesi, İslâm ahlâkının tahsil ve hayat boyunca hâkim kılınması için, şunlar şunlar da yapıldı ve gelecek yıllar için de şu projeler üzerinde duruldu” diyen bir siyasetçimize rastladınız mı?.. Rastlamak ne kelime, hayâl bile etmek mümkün değil… Çünkü hemen devreye şu “ucube lâiklik” girer, 27 Mayıs'lar, 28 Şubat'lar girer ve de adamı söylediğine/söyleyeceğine bin pişman etmeye hazır mihraklar, işbaşı eyler…

            İşin bir yönü böyle iken öteki yüzüne de, Sayın Mahmut Toptaş Hocaefendinin, yukarıda ifâde buyurdukları gibi, “gül gibi çocuklarımızı devralan şu “Millî”siz Eğitim Bakanlığı okulları, “dikenleşmiş çocukları/gençleri topluma vermekte, dikenleri budanamayanları da ya cezaevlerine, ya da Kandil Dağı'na yollamaya devam etmektedir…

            Diyoruz ve bu noktada bakalım “âşığımız” ne söyleyecek diye ona kulak veriyoruz: 

            * - * - * - * - * -

            Ey benim Hükûmetim ve de Sayın Bakanım;

            Gül alıp diken satma, yeter artık ağlatma!..

            Toprak kanım emiyor, gökyüzünde figanım:

                        Gül alıp diken satma, yeter artık ağlatma!..

                        Bu yegâne son çare, gemileri yakanım…

           

            Ey benim Hükûmetim ve de Sayın Talimci;

            Terbiyeci bir dinle, milyonluk Eğitimci;

            Bu yegâne son çare, deme o da bir dinci…

                        Gül alıp diken satma, yeter artık ağlatma!..

                        Bâtıl kanallar hep boş, boşa ümit bağlatma!..

 

            Ey benim Hükûmetim ve de Sayın Müdürüm;

            Osmanlıca reçete, mâneviyat ilk dürüm;

            İçip yiyene şifa, kaç asırdır görürüm…

                        Gül alıp diken satma, yeter artık ağlatma!..

                        Taze gelin-kızlara, karaları bağlatma!..

 

            KAYIKÇI der devletlûm, işte İHL'ler;

            Var mı bir yanlış işi, he der ancak deliler;

Âlimler bunu söyler, haykırır bak velîler:

                        Gül alıp diken satma, yeter artık ağlatma!..

                        Ben bir hakkı söyledim, lütfen kaşını çatma!..

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim