• BIST 96.400
  • Altın 144,450
  • Dolar 3,5644
  • Euro 4,0031
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 19 °C
  • SAMSUNSPOR İNANILMAZ BİR İŞ BAŞARDI
  • KENAN KARIŞIK'TAN BÜYÜK FEDAKARLIK
  • GÖKSU MAÇIN STRESİNE DAYANAMADI
  • SAMSUNSPOR İNANILMAZ BİR İŞ BAŞARDI
  • KENAN KARIŞIK'TAN BÜYÜK FEDAKARLIK
  • GÖKSU MAÇIN STRESİNE DAYANAMADI

“GÂVUR AĞZI” İLE “VA’Z-Ü NASÎHAT”...

Ali Kayıkçı

“GÂVUR AĞZI” İLE “VA’Z-Ü NASÎHAT”...
    *   “İsrâf: Malı, İslâmiyet’in ve mürüvvetin uygun görmediği yani lüzumsuz, faydasız  yerlere harcamak, dağıtmak.” –Sözlük                                        *   “… isrâf etmeyin. Allahü teâlâ, isrâf edenleri elbette sevmez.”                                                                                                           (Kur’ân-ı Kerîm; En’âm Suresi, âyet 141’den) 
*  “Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-meydanda Türkçeden başka dil             konuşulmaya!..”             (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)                    *  “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir             milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece             yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak             zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa             kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.”                            (S. Ahmet Arvasî-Size Sesleniyorum)                     *  “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim;
Ya bunlar Türkçe değil, ya ben Türk değilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim…” (N. Fâzıl Kısakürek-Çile)                 
    
    S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Elimizde  “Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü” tarafından hazırlanmış  “Hicaz Albümü: Fotoğraflarla Kutsal Topraklar” adını taşıyan, biri 2006 yılında Ankara’da (2. baskı) , diğeri ise 2014 senesinde yine burada (12. defa) basılmış “Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı”yla yayınlanmış 162 sayfalık, güzel mi güzel tabedilmiş olan iki eser var.
    Bu eserlerinin ilkinin “Önsöz”ünde “Diyanet İşleri Başkanı” olarak “Prof. Dr. Ali Bardakoğlu” isminin geçmesine rağmen, ikincisinde ise şahıs ismi geçmeksizin sâdece teşkilâtın adı olan “Diyanet İşleri Başkanlığı” ifadesi mevcut. Önsöz’ün metin kısmı ise öncesinde olduğu gibi aynen muhafaza edilmiş. Keşke değişen kişi ile beraber yazı da gözden geçirilip yeniden yazılsa ve öncekinde yapılan bâzı fâhiş hatâlar da birer birer ortadan kaldırılsa idi, diyoruz. Çünkü;
    Eserin 5. sayfasında başlayan “Önsöz”de, “İslâm peygamberi ve arkadaşlarının mücadelesi…”  şeklinde bir ifâde ile karşılaşınca âdeta kanımız dondu ve bazı müsteşrikler ile Paris’teki CNRS adındaki bir Masonik kuruluşa üye olmakla ve  koyu bir Ehl-i sünnet düşmanı olan İsmail’i mezhebine girmekle tanınan ve Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”i, Kur’ân-ı Kerîm’in Enbiyâ Sûresi 107. âyetindeki  “bütün âlemlere rahmet olarak”  ve Sebe Sûresi 28. âyetinde geçen “Seni bütün insanlara Peygamber gönderdim” buyruklarına rağmen yalnızca “Müslümanların Peygamberi” olduğu şeklinde niteleyen ve yazdığı eserine de “İslâm Peygamberi” adını veren, Necip Fâzıl’ın “Bâidullah” dediği (Fazla bilgi için bkz: Başlangıcından Bugüne Mezhepsizler-Milli Fikir Yy. Çorum 1978, s: 10-19; Türkiye Gazetesi-M. Ali Demirbaş: Mösyö Hamidullah Kimdir?, 17-19 Şubat 2003, s. 13 ile Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye-H. Hilmi Işık; İstanbul 2012, s. 1105-1106) M. Hamîdullah’ın  anlatımıyla  Resûlallah’ın dile getirilmesine, oldukça  şaşırdık. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir müessesenin başında bulunan “Prof. Dr. Ali Bardakoğlu” gibi bir kimsenin ağzından Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”  lâfını beklerken, aksini görünce hayretler içinde kaldık…  Dahası ile bunun, sonraki baskılarda da aynen korunmuş olduğuna, ziyâdesiyle üzülerek şâhid olduk… 
    Diğer taraftan gerek “Önsöz”ün ve gerekse diğer metin yazıların içerisinde “Arı dil” denilen “Agop-Ataç” çiftinin öncülüğünü yaptığı “Uydurukça” sözcüklerin (az da olsa), asil Türkçe kelimeler yerine kullanıldığını anlayınca da daha bir sarsıldık…
    Bilindiği üzere “uydurukça/arı dil” denilen ucûbenin dilimize sokulması ve milletimizin sözümona “aydın kesim”in ağzında ve kaleminde “ayrılık tohumları” ekmesi, Agop Martayan Dilaçar (1895–1979) ile N. Ataç (1878–1957) isimli, biri; öğretmen-idareci ve Ankara Üniversitesi,  DTCF Öğretim Görevlisi “gayrimüslim” bir vatandaşımız, diğeri ise, iftiharla “ateist” olduğunu söyleyen Ulus Gazetesi yazarı, iki “dil devrimcisi”nin öncülük ve gayretli ile bugünkü noktaya gelmiş; başta TC kimlikli insanlarımız ile Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımız arasındaki gönül bağlarının ve kültür zincirlerinin kopmasına zemin hazırlanmıştır… 
     Süleyman Nazif merhûmun ifâdesiyle, “Türkçe milletimizin iskeleti” olmasına rağmen, bu akım sebebiyle vücut, âdeta kemik kanserine tutulmuş ve kaslarla sanki bağlarını koparmış bir durumuna düşmüştür…
    Böyle bir eserde ne demek oluyor “hac ve umre” yapacak kimselere; güzelim “gâye”, “niyet” ve “maksat” gibi kelimelerimiz varken ,  şu; kaba ve arsız “amaç” (s. 6, 26, 28, 38, 49, 68, 74, 81, 85, 93, 109, 112, 153, 154 ve 158) ile , şu “ortam” (s. 6, 106) gibi “sözcükler”i sarfetmek?.. Şuur varken “bilinç” (s. 6), hatıra varken “anı” (s. 48), münasebet varken “ilişki” (s. 78), mecbur varken “zorunlu” (s. 85), şehir demek varken “kent” (s. 103) demek, muhteva yerine “içerik” (s. 106), hürriyet yerine “özgürlük” (s. 106) gibi  uyduruk lâflarla hitapta bulunmak; bir isim olan sebze ve meyve pazarı için kullanılan hal kelimesini, durum-vaziyeti belirtmek için kullanılan “hâl” kelimesi yerine yanlış olarak, inceltme işaretsiz (s.39, 40, 50, 56, 59, 62, 75, 80, 93, 96, 98, 137, 138, 141, 143, 150, 151, 153, 158, 159) yazmak?.. 
    Diğer taraftan bâzı “din görevlileri”niz vasıtasıyla da hutbe ve vaazlarda  cemaate ikide bir hayat kelimesi yerine  “yaşam”lı sözler sarf etmek?..
    Bir başka mesele de 162 sayfalık eserin yaklaşık 30 sayfalık kısmının boş bırakılmış olmasıdır ki, buralar pekâlâ mevcut resimlerin bir başka görünümü ile değerlendirilebilirdi. Bu yapılmamış/yapılamamış ise boş sayfalarla eser şişirilecek yerde her bin adette 30 bin sayfanın boş bırakılması demek, 30 bin sayfanın “isrâfı” demek olduğuna göre… Devamını biz söylemeyelim…  
    Diyoruz ve bu hislerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
    Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
Bu “uydurukçalar”-arı sokması”;
“Gavur ağzı sözcük”, neyin nesidir?
“Va’z-ü nasîhatler”, “Agop zokası”…
“Börekçi”(*)nin malûm, nahoş sesidir;
Mürekkep CHP, kalem-okkası…

Bu “uydurukçalar”, “kaba ağız”lar; 
“Ataç’lar” coşturur, sırtı sıvazlar; 
Boşuna zamanlar, boşa “vaaz”lar…
“Börekçi”(*)nin malûm, nahoş sesidir;
“Tanrı uludur”lu, çıkan “avaz”lar…

Bu “uydurukçalar”, evvel yog idi;
Nerden-nasıl geldi, “vaaz”a sindi?
Öğle de dinledik, bâzen ikindi…
“Börekçi”(*)nin malûm, nahoş sesidir;
“6 Ok zehiri”, mânevî kindi…

Bu “uydurukçalar”, “CHP ağzı”;
“Hocaya-hâcıya”, sönmeyen “buğz’u”;
“Millî din” isteği, depreşir bâzı…
“Börekçi”(*)nin malûm, nahoş sesidir;
Bir asırdır boşa, çıkar avazı…

Bu “uydurukçalar”, “Sevr”in devamı; 
“Lozan”ın kuyruğu, “Selânik” damı; 
“Agop”u sordun mu, kimin adamı?..
“Börekçi”(*)nin malûm, nahoş sesidir;
“Yûnus”tan almışım, “Sözlük dâvâ”mı…

Ve bu “boş sayfalar”, neyin nesidir?
“İsrâf” alâmeti, günâh sesidir;
Soranlar hep haklı, “Ne bütçesidir?..”    
“Börekçi”(*)nin malûm, sesi olmayın;
“Lehçe” ise sizce, ne lehçesidir?..

KAYIKÇ’Ali der ki, behey “Diyanet”;
“Uydurukça” ilen, söylenmez “âyet”;
Bu “işlere” artık, verin “nihayet!..”
“Börekçi”(*)nin malûm, sesi olmayın;
“Ümmet-i Resûl”den, sizi “şikâyet”…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim