• BIST 107.895
  • Altın 151,838
  • Dolar 3,7068
  • Euro 4,3500
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“FİKİR BİZİM, DİL KİMİN”; “KOL KIRILDI, EL KİMİN?..”

Ali Kayıkçı

(“Ak kâğıda, kara yazı yazanlar”a haklı bir tenkîd)
         “FİKİR BİZİM, DİL KİMİN”; “KOL KIRILDI, EL KİMİN?..”
*  “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla.  Oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1-7’den)
*   “Beni, insanların en iyisi bilmeyen kâfir olur.”, “Eshâbımın her biri, gökteki yıldızlar gibidir. Herhangisine uyarsanız, Allahü teâlânın sevgisine kavuşursunuz.”, “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.”, “Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar, yeryüzünün yıldızlarıdır.”, “Kişi, (Kıyâmet günü) sevdiği ile birlikte olur.”, “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)                           
 *  “Yâ Rabbî! Sana lâyık hiçbir şey yapamadım. Yüzüm kara olarak huzuruna geldim.     Fakat, senin dînini yıkmak, İslâmiyet’i yok etmek isteyenleri sevmedim. Senin için olan bu buğzuma (nefretime) beni bağışla!..” (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)                               
 *  “Yâ Rabbî! Sana hep isyân ettim. Fakat, sana itâ’at edenleri hep sevdim.     Beni bu  sevgime bağışla!..”     (Muhammed İbnis-Semmâk “r. aleyh”)         
*  “Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste-meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!..”  (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)
* “Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın  yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak  ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”  (İsmet İnönü- Hatıralar, c. 2. S. 223)
  * “Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”  (Kemalizm-Tekin Alp; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171)    
 * “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.” (CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut)
*  “Bir milleti yok etmek için tarihte Romalıların uyguladıkları, onlardan İngilizlerin aldığı en önemli metod, milletin dilini unutturmak var. Bir milleti tarih sahnesinden silmek için en önemli metod, Batıda da herkesin     bildiği, o milletin dilini yok etmektir.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve Türkçe)
*  “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.” (S. Ahmet Arvâsî-Size Sesleniyorum)
*  “Kesinlikle uydurukça kelimeler kullanılmayacak.”  (Enver Baba İlkeleri-Nuh Albayrak; Türkiye Gzt. 02.03.2013, s. 16)
 *  “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.” (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3)
*  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…”,  “Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”,  “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…”, “Renk renk hâtıralarım,  oda oda silindi/Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.”  (Necip Fâzıl Kısakürek-Çile)
*  “Şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir. Şiir duygusunu lisan hâline getirinceye kadar yoğurmak, onu çok toplu bir madde hâline sokmak, o kadar ki, mısra güyâ hissin ta kendisi imiş gibi okuyucuya samîmî bir vehim vermek”tir.  (Yahya Kemâl Beyatlı)
*  “Bugünkü birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz. Agop Martayan’ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslâmî eğitim olmaz; İslâmî kültür olmaz; İslâmî ilerleme olmaz.” (M. Şevket Eygi-Millî Gazete, 02.01.2014, s. 3)
*  “Dil bize, hem dînî ve hem de millî bir emanettir.” (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi; 10.10.2016, s. 8)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Kısa adı “İLESAM” olan, bizim de üyesi bulunduğumuz “Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri sahipleri Meslek Birliği” tarafından 3 aylık periyotlarla çıkarılacak olan ve ilk sayısı da geçtiğimiz günlerde neşredilen 80 sayfalık “güzel basımlı bir dergi” var: “İLESAM” 
Çoğu “Akademik Unvan Sahibi” kişilerin adıyla çıkmış bu dergi için maalesef “bütünüyle güzel bir dergi” diyemedik. Çünkü böyle bir tanımda bulunmak, işin mânevî yönünü de düşündüğümüzde “vebâl altına girmek” meselesinin de olacağını hatırladık… 
Bu, bir bakıma omuzu kalabalık (unvanı bol) kişilerden bâzılarının ifadelerini okurken, onlar adına üzüldük… Sebebine gelince:
-  “Yaşam”, “amaç” gibi soysuz ve arsız uydurukça “sözcükler” yanında onlarca (sözümona Öz Türkçe) “Agopca/Ataçca”nın yer aldığı ifadelerin kullanılması ile “Dil Tahripçileri”ne; 
 -  “İnsanoğlu… yaratmak mecburiyetindedir”, “Bu ahengi yaratamayanlar millet olma vasfını kazanamazlar”, “Dayanışma duygusu… güçlü bir millet yaratır”, “…millî bir devlet yaratan şey acaba nedir?”, “…toplumsal ahenkten yaratıcı bir kültür ortaya çıkmıştır. Konya’da, Bursa’da…  daha birçok kentler, atalarımızın bu yaratıcı kültürünün… ”, “…bu inanılmaz dönüşüm ve bu ahengi yaratan ise milletin kendi ontolojik gerçekliğinde yer alan yaratıcı ve üretken çeşitliliktir”, “…ülküsel sembole dönüşen millî bilinç yaratımı olanaklı hâle gelir” gibi Cenâb-ı Allah’ın “Tekvîn” yani “Yaratmak” sıfatının yanlış kullanılması ile ”İtikâd/İnanç Tahripçileri”ne; 
-  “Gaspıralı, içtihat kapısının kapanmadığını, toplumsal durumlara göre dini hükümlere uygun olarak medeni reformların yapılabileceğini savunmaktadır.  …içtihat kapısının kapanması, yeniliklerin bidat olarak damgalanması gibi şekilleri altındaki din anlayışını değiştirmeyi” gibi ifadelerle de dînî yönden meşhur reformcu, Mısır Mason Locası Başkanı Cemâleddîn Efgânî’nin tesirinde kalmış bir şahsın tasvipkâr bir lisanla tanıtılması ve yayıncıların da bunları aynen neşretmesi karşısında şaşırmamak mümkün değildir…
 Çünkü “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.” Kur’ân-ı Kerîm; Zümer ve Mümin Sûresi, âyet 62 ile Kasas Sûresi 68’inci âyetinde ise“Rabbin, dilediğini seçip yaratır.” ve  “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır” (Saffat Sûresi, âyet 96 hükmünce;  “Hâlık” olan “Yaratıcı” olan, her şeyi yoktan var eden Allahü teâlâdır. O’ndan başka yaratıcı yoktur. O’ndan başkası için yarattı demek, küfr olur. İnsan bir şey yaratamaz. (Kutbüddîn İznikî) (Fazla bilgi için bkz: Türkiye Gazetesi Dînî Terimler Sözlüğü; C. 2, s. 251 ve Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; 123. Baskı, İst. 2012, s. 432, 456) şeklindeki dînî esaslarının “Derginin Yayın Kurulu”nca bilinmemesi asla düşünülemez…
Yukarıya aldığımız ve “serlevha” hâlinde sunduğumuz bilgilerin ışığında; diğer bâzı kitap ve dergilerde de karşılaştığımız benzer yanlışlar/hatâlar sebebiyle millî ve mânevî kültür değerlerimizin nasıl zedelendiğini, yaralandığını görmüş olmaktan dolayı hayıflandık ve dergi kapağında çıkan “Millî Birliği Yeniden İnşa” niyetinin böylesi bozuk îtikâtlarla sağlanamayacağına bir kere daha inandık ve de (şimdilik FETÖ’nün koparılan kolu yerine benzer niyetteki ellerin ülkeyi karıştırmasına fırsat verilmemesi için) aşağıda okuyacağınız mısralarla dikkat çekmeye çalıştık…
Diyoruz ve bu şiirimiz ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = =* = = =
Bu kitapta, dergide;  unvanın var, bir resmin;
Mikrofonda anons var, söyleniyor bak ismin; 
“Söz kıymetli” her zaman, “para etmez” şu cismin!..
“Fikir bizim, dil kimin”; “kol kırıldı, el kimin?;
Hâtırı var elbette, her sanatın ve ilmin!.. 

Aramızda “Agop” var, “Ataç”lar var gezinir;
“Dil” giderse sırada, “dinleri” var hep denir;
“Yutamazsan parçala”, o zaman Türk çok yenir!..
Bazen tavuk, kaz-hindi; Orta Doğu iklimin;
Keskin bıçak-çatal koy, “Bölücüler beslenir!..”

“Mohiz Kohen-Tekin Alp”, ricalidir bir devrin; 
 “Dindarlık”tan boşluğa, “Ateizm”e var çevrim; 
Rabbimiz unutmağa, adamlar diyor devrim!..
“Nâzım” maşası oldu, sonunda gördük kimin?
Dön-dolaş hesap aynı, “fatura”lar hep Sevr’in!..

“Dinde noksan” var deyip, bir “Reform”dur tutturan; 
 “Tamamladım” sözüyle, “noksan kaldı mı Kur’ân?”;
“Abduh ağzıyla” böyle, dîne-îmâna vuran!..
“Ehl-i Sünnet” dışında, “Masonik” bir iklimin;
Şu“Talmûd” mikrobundan, gördük azdır kurtulan!..  

 KAYIKÇ’Ali oku-yaz, fikrini söyle biraz;
“Kelimeler” var iken, “sözcükler” oldu araz; 
“Öz Türkçe” dedikleri, “Türk Dünyası”na maraz!..
“Yemîn-billâh” söylerken, “And” oldu şimdi yemin;
“Ecerufça” konuşmak, târihe de bir garaz!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim