• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Samsun 2 °C
  • Ankara -5 °C
  • İstanbul 5 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMANI
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

“ERCİYES”E BİR BAKIŞ/3

Ali Kayıkçı

          “ERCİYES”E BİR BAKIŞ/3
            (Ocak-Nisan 2015 Sayıları Üzerine Bir İnceleme)        
        *  “Her şeyi yaratan Allah’tır. (Kur’ân-ı Kerîm-Zümer Sûresi, âyet 62
        *  “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.” (Kur’ân-ı Kerîm-Saffat Sûresi, âyet 96)
                               *   “Allahü azîm-üş-şân hâlıktır, yaratıcıdır. Her şeyi yoktan var eden, yaratan O’dur. O’ndan         başka yaratıcı yoktur. O’ndan başkası için yarattı demek küfür olur. İnsan bir şey             yaratamaz.” (Kutbüddîn İznikî) 
        *   “Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.” 
                                                                            (Kur’ân-ı Kerîm- Zâriyât Sûresi; âyet 55)
                                *   “Bir zaman gelecek, ümmetimden bazıları, mizmarı (çalgıyı) helâl sayacaktır.” “Şarkıcı                                   kadın ve çalgı aletleriyle eğlenenleri, Allahü teâlâ, yerin dibine batırır.”, “Ben, mizmarları                       (çalgıları) ve putları yasaklamak için de gönderildim.”, “İblise, senin müezzinin mizmarlar                      (çalgıcılar) denildi.”, “Nimete kavuşunca çalgıyla eğlenmek, lânetlenmiştir.”                                                                                    (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”) 
        *    “Resûlallah, çalgı aletleriyle para kazanmayı yasakladı.”                                        (Hüseyin bin Mesûd Begavî-Mesâbih)  
                                *  “Et-tekraru hasen, velevkâne yüzseksen!..”     (Atasözü)

    S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 Kayseri’de çıkan ve ülkemizin dört bir yanı ile yurt dışındaki “Kültür-Sanat Sevdâlıları”na dağıtılan  “Erciyes Dergisi”nin  “Ocak-Nisan 2015” tarihli nüshaları üzerine yaptığımız incelemeyi bu gün de sürdürüyor ve şimdilik noktalıyoruz:
     Derginin 448. sayısı 15. sayfasında ki “Düvaz İmam” konulu şiirde geçen “Gözüme Muhammed Ali göründü” mısraındaki “göründü” ifâdesini biz gerçek saysak bile bu zaman itibariyle fiilen olamayacağına göre, olsa olsa ancak “rüyâda” gerçekleşebilir. Kaldı ki, rüyâda bu “saadete kavuşanların” bile bunu söylemesi, “riyâ” olabileceği korkusuyla uygun bulunmazken, “Tahtacı Ozan”ın böylesi bir nimete nail olması ancak hayâli’dir, diyoruz ve bu arada da Kur’ân-ı Kerîm’in, (yukarıya da aldığımız) şâirlerden bahseden Şuarâ Sûresi 224-226. âyetlerinde geçen  “Şâirler(e gelince), onların… gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?” ilâhî ikazını da hâtırlamadan geçemiyoruz…            Derginin 448. sayısında aynı makâlenin 17. Sayfasında Yazar, “Tanrı aşkı”nı Ozan Talibi’nin aradığı gerçek aşk olarak niteledikten bir paragraf sonrasında bu defa da “Allah aşkı” diye tanımlanmaktadır. 
               Efendiler;  Cenâb-ı Allah Kur’ân-ı Kerîmi A’râf Sûre-i celîlesi 180. âyetinde meâlen, “En güzel isimler Allah’ındır. Onun için siz O’na onlarla çağırın ve O’nun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (sapkınları) bırakın. Onlar yarın yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.” Emr-i ilâhisi ve tehdidini hiç duymadınız mı da O’na, hiç sevmediği düşmanlarının ilâhlarına koydukları isimle hitap ediyorsunuz!..  Burada, Hacı Bektaşi  Velî Hazretlerinin “Makâlât”ında  “Tanrı” değil de “Çalap Tengri” şeklinde söylediğini de hatırlatmak isteriz. (Konu hakkında fazla bilgi için bkz: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye: Allahü Teâlânın İsimleri bahsi)
    Aynı makâlenin aynı sayfasında, sözümona Ozan’ı övücü bir tarzla, “Âşık Talibi; ırk, dil, din, renk, mezhep ve cinsiyet ayırımı yapmadan, bütün insanları sevgiyle kucaklayan… bir tahtacı ozanıdır.” denilmesi de Alevi bir Müslüman’a aslında iyilik değil, kötülük yapıldığının ifâdesidir.  Çünkü; bu şekildeki bir tanıtım ancak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesine yakışır; böyle bir nitelik Müslüman’a yakışmaz ve onun inancıyla asla bağdaşmaz.  Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; onu sever. Müslüman, kâfir olduğu için gayrimüslimleri sevmez. Ehl-i Sünnet bir Müslüman, hak olan 4 mezhep dışındaki mezhepleri de sevemez ve benimseyemez. Onlarla ibâdet ve tâat (Cenâb-ı Allah’ın beğendiği, râzı olduğu şeyler)de bulunamaz…  Ve, bunun neticesi olarak da Osmanlı’nın ve dolayısıyla da Yavuz Sultan Selim’in düşmanı olan, ülkemize Şiâ akımını yaymak için “Şah Hatayî” mahlasıyla şiirler yazan “Şah İsmail”i de sevemez… Yoksa “Kişi, Kıyâmet günü, sevdiği ile beraber olur…”                   
             Yanlış Seçilmiş (İtikâdı Bozuk) Örnek Şahsiyetler: Derginin 446. sayısı 25-29. sayfalarında “Cahit Sıtkı Tarancı”, 447. sayısı 2. sayfasında “Reşît Rızâ” gibi bozuk şahsiyetler (Fazla bilgi için bkz: Türk Edebiyatı/3-Ahmet Kabaklı, s. 283-290; Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi; c. 4, s. 265-266) ve Yaş 65 Yolun Yarısı Eder /1-2; Ali Kayıkçı, s. 4 ile Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye-H. Hilmi Işık, s. 1162) bahis konusu yapılarak öne çıkarılmış ve bu isimlerin genç beyinlerde yer kazanmasına sebebiyet verilmiştir. 
              Necip Fâzıl gibi Önder Şahsiyetler ise Karalanmış: Derginin 448. sayısı 5. sayfasında ki “Türk Dünyası ve Atsız” başlıklı makâlede, “Ömrünün büyük bir kısmını hiç zorluk çekmeden, safahat âlemleri içinde yaşayan Necip Fazıl benzeri kişiler” denilerek “Üstâd karalanmak istenmiştir.  Aslında O’nu karalamak isteyen, O’nu anlamadığını, seviyesini kavrayamadığını böylece bir güzel söylemiştir. O’nu en güzel anlayanlardan biri olan Seyyid Abdülhâkim Arvasî Hazretleri O’na iltifatlar yağdırırken ve Ömer Öztürkmen gibi gazeteci-yazar ve fikir adamları “50 Yıllık Sanat ve Fikir Hayatımızın Tepelerinde Tek Başına Hüküm Süren ve Elindeki Bayrağı Bırakmayan Mütefekkir, Şair ve Aksiyon Adamı” derken (Bkz: Orta Doğu Gazetesi, 14.6.1975, s. 6) ve M. Hâlistin Kukul Hocamız O’nun için kaleme aldığı “Çilenin Sultanı” adlı 264 sayfalık eserini dahi noksan görürken ve milletimiz O’na “Sultan’üş-Şuara/Şâirler Sultanı” unvanını verirken, varsın bir Prof. efendi  de (olsa olsa hasedinden) O’nu karalamaya çalışsın ne çıkar?..
    Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı selâmlıyoruz…
               Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
                          = = = * = = = 
“Tam İlmihâl bilmeyen”, okuyup-anlamayan”;
Düşer nice “hatâ”ya, sökmez “titr’i-unvanı”;
“İhlâs” yaydı dünyâya, eline hiç almayan…
    “Âyet-hadîs-kıyâs” ne, “icmâ” neyin vatanı?
    “İstikamet” bulamaz, “mürşîd”ini bulmayan… 

“Tam İlmihâl bilmeyen”, “düz yolda” gidip toslar; 
“Ehliyet”i olmayan, uyanıkken bodoslar;
Çevre “haşarat” dolu; kâh “virüs”, kâh mitoslar…
     “İstikamet” bulamaz, “mürşîd”ini bulmayan;
    Gizli–açık “tenkîd”ler, orda-burda fiskoslar…

“Tam İlmihâl bilmeyen”, ilmen hep “noksan” kalır;
“100 üstünden 100” sanır, gerçekte “doksan” alır;
“Münkir-Nekir” sorunca, her cevapta bunalır…
    “İstikamet” bulamaz, “mürşîd”ini bulmayan;
    Ol karanlık kabirde, daraldıkça daralır…

“Tam İlmihâl bilmeyen”, “okudum-yazdım” deme;
“Okulları bitirdim, adam oldum ülkeme”;
“İlim-irfân kazandım, artı geldi bütçeme!..”
    “İstikamet” bulamaz, “mürşîd”ini bulmayan;
    “Mürşîd”ini bulmadan, oturup yemek yeme!..

“Tam İlmihâl bilmeyen”, KAYIKÇ’Ali dinlemez;
“Et-tekraru hasen”e, neyin-nesidir bilmez;
“Velevkâne yüzseksen”, birini olsun almaz…
    “İstikamet” bulamaz, “mürşîd”ini bulmayan;
    “Öğüt-nasîhat” boştur, “sohbet”e bir gün kalmaz…

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim