• BIST 83.112
  • Altın 147,126
  • Dolar 3,7707
  • Euro 4,0455
  • Samsun 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMAN
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0
  • TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMAYACAK
  • ŞİMDİ GALİBİYET ZAMAN
  • ÇARŞAMBA'DA KÖTÜ GİDİŞ DEVAM EDİYOR 1-0

“ERCİYES”E BİR BAKIŞ/1

Ali Kayıkçı

          “ERCİYES”E BİR BAKIŞ/1
            (Ocak-Nisan 2015 Sayıları Üzerine Bir İnceleme)        
        *  “Her şeyi yaratan Allah’tır. (Kur’ân-ı Kerîm-Zümer Sûresi, âyet 62
        *  “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.” (Kur’ân-ı Kerîm-Saffat Sûresi, âyet 96)
                               *   “Allahü azîm-üş-şân hâlıktır, yaratıcıdır. Her şeyi yoktan var eden, yaratan O’dur. O’ndan         başka yaratıcı yoktur. O’ndan başkası için yarattı demek küfür olur. İnsan bir şey             yaratamaz.” (Kutbüddîn İznikî) 
        *   “Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.” 
                                                                            (Kur’ân-ı Kerîm- Zâriyât Sûresi; âyet 55)
                                *   “Bir zaman gelecek, ümmetimden bazıları, mizmarı (çalgıyı) helâl sayacaktır.” “Şarkıcı                                   kadın ve çalgı aletleriyle eğlenenleri, Allahü teâlâ, yerin dibine batırır.”, “Ben, mizmarları                       (çalgıları) ve putları yasaklamak için de gönderildim.”, “İblise, senin müezzinin mizmarlar                      (çalgıcılar) denildi.”, “Nimete kavuşunca çalgıyla eğlenmek, lânetlenmiştir.”                                                                                    (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”) 
        *    “Resûlallah, çalgı aletleriyle para kazanmayı yasakladı.”                                        (Hüseyin bin Mesûd Begavî-Mesâbih)  
                                *  “Et-tekraru hasen, velevkâne yüzseksen!..”     (Atasözü)

    S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 1959-65 yıllarındaki (ortaokul-lise tahsil dönemimizdeki “Türkçe-Edebiyat dersleri öğretmenleri”miz hemen her fırsatta bizlere; “Günde en az bir gazete, haftada en az bir dergi ve ayda da en az bir kitap okumayan, aydın bir kimse olamaz” derlerdi ve “ders kitapları” dışında genel kültür ve bilgimizi artırmamız bakımından   mutlaka okumamız için telkinde/tavsiyede bulunurlardı…                         Bizler de bu güzel dilek ve temenniler doğrultusunda; elimize ne geçerse, velev ki eve öteberiyle gelen kese/torba kâğıtları olsun, açıp okur; bilgi dağarcığımızı doldurup ufkumuzu genişletmeye çalışırdık. Bu okuma alışkanlığı; gerek yüksek tahsil ve memuriyet hayatımızda ve gerekse emeklilik yıllarımızda da aralıksız devam etti-gitti. Bu arada, iyi yayınlar yanında kötü emellere hizmet eden neşriyatların  bulanabileceğini de öğrendik.                                                                                 Bu “teşhis”imizin temelini ise “Ehl-i sünnet âlimleri”nin yazdığı kitapların teşkil ettiğini, bunların başında da “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye” gibi “yüzlerce kitâba bedel bir eser”in geldiğini mutlaka belirtmek isteriz. Bu kitap okuyucusuna; din, tarih, mâneviyat ve güzel ahlâk… bilgileri ile yoğurmanın yanında güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayırlı ve şerliyi tanıma bakımından da olağanüstü bir meziyet kazandırıyor…                    Hangi yazı ve eser olursa olsun, hangi konferansta kim ne konuşursa konuşsun; onun hayra mı, şerre mi hizmet ettiğini, âdeta bir “mihenk taşı” gibi, onun verdiği bilgiler sayesinde kolayca anlıyor ve notumuzu da rahatlıkla verebiliyoruz…                        Şimdi de bu kısa girişten sonra önümüze sıraladığımız “Erciyes Dergisi”nin Ocak-Nisan 2015 tarihli 445-448. sayıları üzerine yaptığımız bir incelemeye gelmek istiyoruz:            30 küsur yıl sahipliğini ve başyazarlığını “Av. Nevzat Türkten” ağabeyin yaptığı bu dergi, hâlen O’nun âdeta sağ kolu hüviyetinde bulunan “Âlim Gerçel”in “Sahibi ve Yazı İşleri Müdürlüğü”nde Kayseri’de çıkmakta, oldukça geniş bir “Hakem Heyeti” kadrosu ile “Prof. Dr. Önder Çağıran, Prof. Dr. Remzi Kılıç ve Dr. Ahmet Kayasandık”ın “Düzenleyiciler”liğinde bütün ülkeye dağıtılmaktadır.
              Genel Görünüm: Ofset tekniği ile basılmış, 4 renkli bir kapak içinde, 36 sayfası da dopdolu olan bu dergi, aynı ilde Geçit Matbaası’nda tabedilmektedir. Başta Erciyes Üniversitesi olmak üzere İstanbul, Ankara, Bursa gibi illerimizden pek çok öğretim üyesi ve elemanı yanında kültür-sanat sevdâlısı isimlerin de imzalarıyla çıkmakta olan bu dergi, 40 yıla yaklaşan bir süreden beri de yayınını başarıyla sürdürmektedir.  
                Muhteva/İçerik: Yukarıda dediğimiz gibi, her bir sayfası dolu dolu olan bu dergide, Sn. Âlim Gerçel’in bir “Söz başı” yazında belirttiği gibi, 1978 yılından bu zamana kadar bin 600’e yakın değişik kişinin imzalı yazıları ve şiirleri yayınlandı. Akademisyenler, ilmî makâlelerini neşretti. Bu sayede unvan ve şöhret kazandılar. Şâirler, şiirlerini ülkenin dört bir yanına bu dergi ile duyurdu. Araştırmacılar, bu dergide yayınladıkları çalışmalarıyla takdir edildi; yeni bir araştırma için güç ve kuvvet sağladı. Sözün özü; yüzlerce insana bu dergi hizmet etti. Ancak…
                Uydurukça/Arı Dil/Ecerufça Hastalığı: Da denilen bir “hastalığa” tutulmaktan da maalesef kurtulamadı: 
                 Sayfaları çevirdikçe karşımıza “yaşam” gibi, “amaç” gibi, “ortam” gibi, “kuram” gibi arsız ve soysuz “sözcük”ler yanında “öykü” gibi, “yanıt”, “ikilem”, “bireysel”, “dize”, “özgürlük”, “doğa”, “doğal”, “olanak”, “yöresel”, “geleneksel”, “şiirsel”, “eleştiri”, “yapısal”, “biçimsel”, “yazınsal”, “dizimsel”, “anlamsal”, “algılamak”, “kanıksamak”, “sorun”,  “gizem”, “yöntem”, “öngörü”, “süreç”, “ardıl”, “içerik”, “belirgin”, “işlev”, “değin”, “karşın”, “değinmek”, “salt”, “sorun”, “bilinç”, “kent”, “sözcük”, “düzey” gibi köksüz ve uydurma kelimeler çıkmakta; bu durum da bizi haklı olarak “Bunlar da Agop Dilaçar’ın, N. Ataç’ın çömezi olmuş” kanaatine taşımaktadır. 
                  “Kim bu Agop ve Ataç?” diye soracak olanlara da kısaca cevabımız şudur:               Bilindiği üzere “uydurukça/arı dil” denilen ucûbenin dilimize sokulması ve milletimizin sözümona “aydın kesim”in ağzında ve kaleminde “ayrılık tohumları” ekmesi, Agop Martayan Dilaçar (1895–1979) ile N. Ataç (1878–1957) isimli, biri; öğretmen-idareci ve Ankara Üniversitesi,  DTCF Öğretim Görevlisi “gayrimüslim” bir vatandaşımız, diğeri ise, iftiharla “ateist” olduğunu söyleyen Ulus Gazetesi yazarı, iki “dil devrimcisi”nin öncülük ve gayretli ile bugünkü noktaya gelmiş; başta TC kimlikli insanlarımız ile Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımız arasındaki gönül bağlarının ve kültür zincirlerinin kopmasına zemin hazırlanmıştır… 
     Süleyman Nazif merhûmun ifâdesiyle, “Türkçe milletimizin iskeleti” olmasına rağmen, bu akım sebebiyle vücut, âdeta kemik kanserine tutulmuş ve kaslarla sanki bağlarını koparmış bir durumuna düşmüştür…
                Diyoruz ve bu iki “haşarat” ile onların doğrultusunda giden, bilerek veya bilmeyerek bunlara çömezlik yapanlara da aşağıdaki mısralarımız ile seslenmek istiyoruz:
 “Agop-Ataç zehiri”, “Erciyes”i kuşattı; 
“Genç-yaşlı” nice hasta, sayfalara serildi;
“Nevzat Türkten” büyüttü, onca sene yaşattı…
              “Arı dil devâ” diye, çokça “narkoz” verildi; 
              “Tevfik Fikret-Tarancı”, içine “lâdin” kattı…

“Agop-Ataç zehiri”, “Nâzım” ile karışık; 
“Dinde reform” isteyen “Abduh” ile barışık; 
“Reşîd Rızâ” üstâdmış, “şeytân”a tutar ışık…
                 “Arı dil devâ” diye, çokça “narkoz” verildi; 
                 Yazdı-duyurdu bunu, rahmetli “Hilmi Işık”…

“Agop-Ataç zehiri”, “Ulus”ta, “Hürriyet”te; 
“Cumhuriyet”, “Milliyet”; dahası var niyette; 
“Din ve târih tahribi”, sinsice zihniyette…
              “Arı dil devâ” diye, çokça “narkoz” verildi; 
              Sahte “Tekin Alp”ler var, nice “Moiz” diyette…

“Agop-Ataç zehiri”, “millî”siz “Eğitim”de; 
Sabi-ergin ayırmaz; her okulda, “bilim”de; 
“TV” ekranlarında, nice dizi ve “film”de…
              “Arı dil devâ” diye, çokça “narkoz” verildi; 
              “3 bin 400 sözcük” var, Sözlüğü var elimde…

“Agop-Ataç zehiri”, “Erciyes”i sarıyor; 
“Yavuz Bülent” nerede, “Kukul Hoca”m tarıyor; 
“Öldürmez” elbet bizi, yüzümüz sararıyor…
              “Arı dil devâ” diye, çokça “narkoz” verildi; 
              KAYIKÇ’Ali ışık tut, “GERÇEL” çâre arıyor…

    
                                                                                  (Devamı yarın)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim