• BIST 106.736
  • Altın 141,017
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Samsun 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 25 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

“ENVER BABA İLKELERİ”NE NE OLDU?..

Ali Kayıkçı

*    “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 105’den) 
*  “Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma-yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyası ile bağlarını koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik.  Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”           (İsmet İnönü-Hatıralar, C. 2, s. 223)
*     “Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.”    (Kemalizm-Tekin Alp; Prof. Dr. M. Fuad Köprülü’nün önsözü ile Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171.)    
 *  “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir.” (CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut)    
*    “İngilizceden, Fransızcadan, Latinceden her Allahın günü dilimize bulaşan şunca kelime karşısında sus-pus olup oturanlar, bizim bin yıldan beri konuşup durduğumuz, Türkçeleştirdiğimiz kelimelere karşı, acaba neden böyle saldırıyorlar? İstanbul’daki beş yüz yıllık, bin yıllık çınarları kesip yerlerine cılız akasya dikenleri katil diye, hain diye lânetleyen diller, acaba neden bin yıllık kelimelerimizi katledenlere alkış tutuyorlar?” (Y. Bülent Bâkiler-Somuncu Baba Dergisi; Temmuz-Ağustos 2004, s. 31)
 *    “İsrail, 1948’de kurulurken 5 bin yıl evvel kullanılan İbraniceyi resmi alfabe olarak kabul etti.  Kaybolup giden bir dil, yeniden hayat buldu. (…) Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.”   (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 11.12.2014, s. 3)
*    “İttihat ve Terakki Partisi, Arapça konuşma ve yazışmayı yasakladı.” (Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci-Türkiye Gazetesi; 23.11.2015, s. 16)                                                                                                                                                      *   “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…”,   “Bu yurda her belâ içinden gelir/“Hep”leri, hep, hiçin hiçinden gelir.”    (N. Fâzıl Kısakürek-Çile)
*    “Türkiye’nin en mühim dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır.”    (Prof. Dr. Mehmet Kaplan-Nesillerin Rûhu, s. 150) 
*   “Hocamız (H. Hilmi Işık) yeni türedi kelimeleri hiç sevmezlerdi. Birisi onun yanında     bu kelimeleri kullanırsa anlamazlıktan gelirlerdi. Meselâ birisi ‘özet’ kelimesini kullansa, ‘Anlayamadım efendim’ buyururlardı; bu kimse kendisi düzeltemezse kibarca, kalbini hiç kırmadan ‘hülâsa mı demek istediniz?’ buyururlardı.”, “Bir saat kitap okumak, yarım saat sohbet etmek gibidir.”      (Enver Ören-Sohbetler; c. 1, s. 433, 461)
*   “Kesinlikle uydurukça kelimeler kullanılmayacak.”  (Enver Baba İlkeleri-Nuh Albayrak; Türkiye Gzt. 02.03.2013, s. 16) 
*    “Bir toplumu bozmak mı istiyorsunuz, önce dilini bozunuz.” (Vladimir İliç Ulyanov Lenin; 1870-1924)                      
*  “Dil giderse, din de gider.”  (Türkçe İstiklâlini Kaybetmekte-Rahim Er; Türkiye Gzt. 06.08.2013)    
*    “Türkçeye mâlolmuş, milletimiz tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarken, asıl hedefleri, Türk insanının dinî inancı ile olan bağlarını koparmaktı.”  (Prof. Dr. İsmet Miroğlu-Türkiye Gzt. 27.11.1995)
*   “CHP, İslâmiyeti kaldırmak, yerine Kemalizm’in 6 okunu yeni bir din olarak koymak istiyordu. CHP Edirne Milletvekili Şeref Aykut, KAMALİZM isimli bir küfürname yazdı ve orada “Kamalizm, bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir!” diyerek İslâmiyet’e saldırdı.     CHP iktidarının şairleri, Peygamber diye, bazen Allah diye bahseden şiirler yazdılar. Edip Ayel diye biri, aynı şiir içinde Atatürk’e hem peygamber, hem de Allah diye yaltaklanıyordu. Kemalettin Kamu’ya göre, “Kâbe Arabın olsun/Çankaya bize yeter”di. Behçet Kemal Çağlar, Peygamberimiz için yazılan Mevlîd’i, baştan sona kadar Atatürk’e çevirmişti: “Kim dilersiz bulasız oddan necat/Atatürk’e, Atatürk’e esselat.”  (Y. Bülent Bâkiler-Türkiye Gzt: 10.06.2011, s. 17)                                                                  
*    “Hiçbir Türk cumhuriyetinde: “Özgürlük, koşul, gereksinim, önlem, örneğin, gökçe yazın, yır, dize, doğa, okul, öğretmen, saptamak, neden… gibi kelimeler yoktur. Türk cumhuriyetlerinin Türkçelerinde sel-sal ekleri de kat’iyyen kullanılmamaktadır.”  (Yavuz Bülent Bâkiler-Türkiye Gazetesi)
*  “(Sözcük) kelimesi, kelimenin karşılığı ise, bu “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi-8” kitabında, (İlâ-yi kelimetullah)ı, (Kelime-i tevhîd)i ve (Kelime-i şahâdet)i nasıl diyeceksiniz?”, “…dil mes’elesi, hem dînî hem de millî bir mes’eledir; üzerimize yüklenen bir vazifedir. Bu sebeple; her kelimeyi/sözü yerli yerinde, usûlüne göre kullanmamız gerekir.”) (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi-22.05.2015, s. 9; 22.11.2015, s. 12)  
    –
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Türkiye Gazetesi”nin 5 Aralık 2015 Cumartesi günlü nüshası 1. sayfasından, “Dinamik Bir Yazar Daha” başlığı altında, gazetenin yayın kadrosuna dâhil edilen bir isimden, hele de pek çok şâir, yazar ve akademisyenin tanıtımından esirgenen bir ifade ile “Harika bir üslup… Estetik bir kalem… Olaylara ve insanlara kadın bakışı…” gibi cümlelerle de övülünce, bayağı meraklandık. Sayfayı çevirince de sayın (M.N.)’un “Dik Duran Uzan Adam!..” başlıklı köşe yazısını dikkatle okuyama başladık. 
Daha henüz üçüncü cümleye gelmiştik ki, bâzılarının “Arı Dil/Arı Türkçe” dediği; “Agop Martayan Dilaçar”ın, “N. Ataç”ın  “Uydurukça sözcükleri” ile karşılaşmaya, dahası “hanım bir yazar”ın, uydurukça olduğu kadar da “arsız ve hayâsız” olarak nitelenen “yaşam” ifadesi ile yazının dil kirliliğine uğratılmaya başlandığını görünce, canımız iyice sıkıldı.  Devamında, “Uydurukcacılar”ın “sözcük” dediği bu kelimenin sanki bir “matahmış gibi” defaatle tekrarlanması yanında “onur”, “devrim”, “kez”, “tüm”, “çelişki”, (sebep yerine:) “neden” gibi olanlarını da görünce, ardından da “hâl” yazılması icap etmesine rağmen (sebze-meyve pazarı demek olan “hal” kelimesinin iki yerde de yanlış yazıldığına şâhid olunca aklımıza, Üstâd Şâir ve Yazar rahmetli “N. Fâzıl” geldi. O’nun yukarıda, “serlevha” olarak aldığımız sözlerini hâtırlayıverdik. Hayret, bu Bayan Yazar da O’ndan bahsetmiyorlar mı? Şaşırmamak ne mümkün… Peki, adama demezler mi ki, “Peki, bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu?..” 
Geçelim… Sonra da gazetenin önceki “Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak”ın, rahmetli “Dr. Enver Ören”den bahsettiği yine yukarıda “serlevha” olarak sözünü yazdığımız makâlesi, ardından da Türkiye Gazetesi’nin yazı kadrosunu bâzı “Uydurukcacı kalemler” ile doldurduğu hadisesi geliverdi.  Şimdiki “Genel Yayın Yönetmeni Sayın Av. İsmail Kapan” Beyin de bu “Uydurukça Sözcükler” ile yazma işiyle aşinalığının yadırganmaması gerektiğini düşündük. O’nun da bir “Don Kişot Aydın(lar)…” başlıklı yazısı var ki (Bkz: 12.06.2012, s. 13), okuyunca hayretler içerisinde kalmıştık. Nasıl hayret etmeyelim ki?..  O da diğer bâzı yazarların zaman zaman düştüğü  hatâya düşerek ve de aynı gazetede haftada iki gün (çoğu defa da, dil ve Türkçe üzerine) yazan, Üstâd Yavuz Bülent Bâkiler gibi bir şâhsiyeti sanki hiç mi hiç okumamışçasına; “siyasal”, “yaşam biçimleri”, “öngörmüş”, “sosyal”, “toplumsal”, “bilimsel” ve “kişisel” gibi “sel’li-sal’lı “arı dil/uydurukça/Ecerufça” üretimi kelimeleri köşesine taşımış, diğer taraftan da “Agop” ile “Ataç” gibi malûm isimlere (dolaylı da olsa) hizmet etmiş bulunmakta iken şimdi de bu Bayan Yazar (M. N.)ye, “Enver Baba İlkeleri”ni çiğnetmede bir beis görmemiştir… Diyoruz ve önceki Yayın Yönetmenine yaptığımız haklı olarak sitemimizi,  bir kere daha eyliyoruz…
Çünkü güzel Türkçemizin, milletimizin sözümona “aydın kesim”inin ağzında ve kaleminde “ayrılık tohumları” ekmesi, Agop Martayan Dilaçar (1895–1979) ile N. Ataç (1878–1957) isimli, biri; öğretmen-idareci ve Ankara Üniversitesi,  DTCF Öğretim Görevlisi “gayrimüslim” bir vatandaşımız, diğeri ise, iftiharla “ateist” olduğunu söyleyen Ulus Gazetesi yazarı, bu iki “dil devrimcisi”nin öncülük ve gayretli ile bugünkü noktaya gelmiş; başta TC kimlikli insanlarımız ile (Türkî değil) Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımız arasındaki gönül bağlarının ve kültür zincirlerinin kopmasına zemin hazırlamıştır… 
 “Süleyman Nazif” merhûmun ifâdesiyle, “Türkçe,  milletimizin iskeleti” olmasına rağmen, bu akım sebebiyle vücut, âdeta kemik kanserine tutulmuş ve kaslarla sanki bağlarını koparmış bir durumuna düşmüş/düşürülmüştür…
Hadi diyelim “Yavuz Bülent Bâkiler” ile eski “İnsan ve Toplum” sayfasında,  şimdiki “Bizim Sayfa”da yer alan Türkçe ve millî kültür “Üstâd”ı yazarlarımıza bir derece “ayıp yapılıyor”sa da asıl utanılacak ve hâtıralarından hayâ edilecek kişiler; Türkiye Gazetemizin dünkü nüshalarına imzasını atmış “S. Ahmet Arvasî”, “Ahmet Kabaklı”, “Tarık Buğra”, “Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu”, “Prof. Dr. İsmet Miroğlu”, “Prof. Dr. Abdülkadir Karahan” ve “Ömer Öztürkmen” gibi rahmet-i Rahmân’a kavuşmuş kişiler değil midir?.. Ve, onların tercüman olduğu büyük Türk Milleti?..” 
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı bir kere daha selâmlıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

    * - * - * - * - * -                                                                                                          
Eyvâh!.. Eyvâhlar olsun!.. İsmail Abi gitti;                                                                                         Bir… İki… Üç’tü derken, koca Kapan da yitti;                                                                                         “Bâkiler kalesi”ni, bugün O da terk etti;                                                                                            “Sosyal”, “siyasal” derken, “Yûnus Emre” sızladı;                                                                                    “Arı dil” hastalığı, “Agop” geldi vızladı…    

Eyvâh!.. Eyvâhlar olsun!.. “Türkiye” kara günde; 
“Agop-Ataç” zehiri, satır-satırda önde; 
“Yûnus dili” sarmada, üstelik yemiş künde; 
“Öngörü”, “toplumsal”la, “Necip Fâzıl” sızladı; 
“Arı dil” hastalığı, “Ataç” geldi vızladı…

Eyvâh!.. Eyvâhlar olsun!.. “Köşe”ler zangırdıyor; 
“Selçuk”, “Elibol” derken, “Kapan Abi” de diyor; 
Şu “yaşam” kelimesi, ar-hayâ yok eyliyor; 
“Bilimsel”, “kişisel”le, “Hacıemin” sızladı; 
“Karaoğlan Eceruf, Ulus”tan bak vızladı…

Eyvâh!.. Eyvâhlar olsun!.. “Fikirler” bulanıyor; 
“Kızılcık sol-ateizm”, etrafta dolanıyor; 
“Uydurukça” yazanlar, kendin “aydın” sanıyor…
“Sel” ve “sal” takıları, “yağmur”laştı “sel” oldu; 
“Kukul Hoca”m bir üzgün, işte gözleri doldu; 
Haklı elbet sormakta, “Sizlere de ne oldu?”;
KAYIKÇ’Ali söz değil, harf titredi-sızladı; 
Sanma bal arısı bu, eşek cinsi vızladı…

    = = = * = = =

Ve ardından da o“Eski Genel Yayın Yönetmeni”ne yazdığımız aşağıdaki mısralar ile kendilerine  (Sn. İsmail Kapan Beye) de,  “Üstâdlar”dan aldığımız feyiz ve ilhâmla bir kere daha haykırıyor… ve ilâve eyliyoruz ki:
“43 yıl”da, “Bayrak” vardı, “İlke” var;
“Agop” gelip, kapısından dönerdi; 
“43 yıl”da, söz dinlerdi kulaklar; 
“Enver” gitti, “Baba”lık sona erdi; 
“Uydurukça” zuhur etti, kim paklar?..

“43 yıl”da, “Bayrak” vardı, “İlke”li; 
Yanı başı, Türk vatanı, ülkeli; 
“Nuh” tufanı, esiverdi, besbelli; 
 “Enver” gitti, “Baba”lık sona erdi; 
“Deniz” geldi, Batıdan poyraz yeli…

“43 yıl”da, “bizi” yazdı, biz için; 
Kıta gezdi, “huzur” verdi, bak niçin?
Yanlışım yok, dilersen, arşiv açın!..
“Enver” gitti, “Baba”lık sona erdi; 
“Ecerufça” geliyor, durma-kaçın!..

“VİP Salonu”: Yeni çehre, simalar;
“Bu görüntü”, “43 yıl”ı tırmalar; 
KAYIKÇ’Ali, avazın boş, kim tınlar?..
“Enver” gitti, “Baba”lık sona erdi; 
“Bâkiler”in, gayri kulağı çınlar…
    

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim