• BIST 95.852
  • Altın 190,699
  • Dolar 4,6585
  • Euro 5,4252
  • Samsun 26 °C
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Samsun Haberler TV
  • Samet Asatekin ile 2 yıllık imza atıldı
  • Canberk Dilaver Samsunspor'da
  • Samsun Haberler TV
  • Samet Asatekin ile 2 yıllık imza atıldı
  • Canberk Dilaver Samsunspor'da

ECDADIMIZLA GURUR DUYUYORUZ ANCAK!

Adnan Bahadır

Toplum olarak son yüzyıldan beri geçmişimizi kulaktan dolma bilgilerle ve kalıplaşarak öğrendiğimiz bir gerçek, bir yanda Osmanlı düşmanlığı yapan Atatürkçü ve Cumhuriyetçi geçinen Kemalist kesim, diğer yanda Osmanlı sempatizanıyım diye geçinen yobaz, okumamış, gerçekleri görmemiş kesim. Toplumu öyle yanlış yönlendirdiler ki anlatamam. Kemalistlere göre Osmanlı’nın yaptığı her şey ülkemizin geri kalmasına, uygar, muasır medeniyete ulaşamamış olmamıza neden olmuş, İslamı yaşamaksa geri kalmışlığın temel nedeni. Siyasal İslamcılara veya Osmanlı sempatizanlığı yaparak tarihi anlatanlara göre de Cumhuriyetin kurucuları din düşmanı ve vatan haini bir anlayışla yıllardır bu toplum avutuldu gitti. İşin en kötü tarafı da nedir bilir misiniz? Bizim muhafazakâr kesim hiç okumadan, araştırmadan, neyin ne olduğunu bilmeden atıp tutmuş. Karşı taraftaki Kemalistler de olayları kafalarına göre yorumlayıp, karşılarındakileri Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı ilan edip iki taraf da adeta birbirlerini yok etme mücadelesi vermişler. Toplum da bunları sessiz sedasız izlemenin dışında en ufak bir tepki göstermemiştir. İslami kesimin aydınları olarak bilinen insanlar da bu akıma uymanın dışında en ufak bir duruş göstermeksizin konjonktüre uyarak hakikatleri haykırmaktan çekindiler. Karşı taraftaki Kemalistler ise, muktedir olmanın şımarıklığı ile adeta terör estirmişlerdir.

 

    Neden bunları söylediğime gelince son zamanlarda tarih okuma merakı sardı beni ve doğruyu söylemek gerekirse ben tarihe karşı çok meraklı bir insan değildim. Lise ve üniversitede okuduğum tarihin dışında, cezaevindeyken Osmanlı Tarihi’ni okuma fırsatım olmuştu. Daha sonra da zaman zaman tarih okudum ama şimdi Hammer’in Osmanlı Tarihi’ni okuyorum, okudukça da kafamda soru işaretleri oluşuyor. Hani İmamı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin “okudukça cehaletimi anlıyorum” sözü var ya ben de onun gibi okudukça tarihi bilgilerimizdeki eksikleri anlıyor ve üzülüyorum. Müslüman tarihçilerin yazdıkları kitaplar ile  Hristiyan Hammer’in yazdığı kitabı kıyasladığımda Hammer’in zaman zaman kendi dinine göre yorumlar yapıp taraf tuttuğunu görsekte, en can alıcı nokta; Müslüman tarihçiler Fatih Sultan Mehmet’in, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı idam etmesini tasvip etmeyip yanlış yaptığını yazarlarken Hammer tam aksine Çandarlı Halil Paşa’nın Roma İmparatorluğundan sürekli rüşvet alarak Osmanlıların bilgilerini onlara sızdırdığı için onun bir hain olduğunu yazacak kadar objektif davranmış. Efendimiz “ilim Çinde de olsa alınız” buyurmakta, buradan da anlaşılacağı üzere ilmin dini, dili, ırkı olmaz, ilim ilimdir, nerede bulursak almak zorundayız.

 

     Gelelim zurnanın zırt deliğine; şimdi yazacaklarıma bazılarınızın kızacağını bilsem de doğruları yazmak zorundayım. Ertuğrul Gazi ile başlayıp, Osman Gazi, Orhan Gazi, Yıldırım Beyazıt, Çelebi Mehmet, İkinci Murat, Fatih Sultan Mehmet ile devam edip Sultan Vahdettin ile biten Osmanlı İmparatorluğu’nu şöyle bir süzgeçten geçirecek olursak, Ertuğrul Gazi’nin Selçuklu Devleti’nin yıkılma sürecine girdiğinden itibaren kurmaya çalıştığı devleti İslama dayalı ahlak ve adalet anlayışına bağlı bir devlet olarak kurduğu bir gerçek. Bunun en önemli örneği; oğlu Osman Bey’e Şeyhi ve daha sonra dünürü olan Şeyh Edebali’nin talimatlarına uyması gerektiğini söylemesinden anlıyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine dek süren süreçte Osmanlı padişahlarının temel politikaları Müslüman olmayan toprakları feth edip oraları İslamlaştırmak ve adaletle hükmetmekti. Fatih Sultan Mehmet’de buna özen göstermişti. Dikkat edilirse bu dönemlerde Balkanlar, İstanbul, Arnavutluk, Eflak, Boğdan gibi ecnebi diyarları ve komutanlarıyla muharebeler yapılıp fetihler yapılmaktaydı. İstanbul’un fethinden sonra yine ecnebi diyarı olan Trabzon, Sinop, Kastamonu kaleleri fethedilip Osmanlı toprağına katılmıştı. Daha sonraki dönemlerde ise olay tamamen değişti ve Yavuz Sultan Selim ile birlikte İslam ülkelerine fetihler başladı.

   

Şimdi biz ABD’nin, İngiltere’nin ve diğer ülkelerin Ortadoğu’da ne işleri var diye kızıyoruz ya, peki bizim Ecdadımızın İslam diyarı olan Mısır’da, Yemen’de, Arabistan’da, Suriye’de, Cezayir’de ve diğer İslam ülkelerinde ne işleri vardı? Kur’an-ı Kerimin fetih konusundaki emri belidi. ‘Gayri Müslimlere İslami tebliğ edeceksiniz. Kabul ederseler sizin kardeşlerinizdirler, siz hangi hakka sahipseniz onlar da aynı hakka sahipler, İslamı kabul etmezlerse size cizye (vergi) ödemek şartı ile serbesttirler, yok onu da kabul etmezlerse o zaman savaşarak mallarını, canlarını almak size helaldir.’ diyor Yüce Kitabımız. Şimdi buradan soruyorum, ecdadımızla biz övüneceğiz eyvallah, ancak İslam ülkelerine yapılan savaşların veya fetihlerin İslam’daki yeri nedir, Bu fetihler İslam adına mı yapıldı yoksa saltanatı genişletip ganimet almak için mi yapıldı, bana birisi çıkıp açıklar mı? Geçmişini inkâr eden veya ecdadına saygısızlık eden nesebi gayri sahihtir, ancak doğruları bilmek de herkesin hakkıdır. Yanlışım varsa lütfen düzeltiniz, elin gavuruna haklı olarak kızarken, geçmişimize de bakmamız gerekmez mi? Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim