Dünyaya gelmek ya da ...

DÜNYAYA GELMEK YA DA CENNETTEN KOVULMAK

 Değerli dostlar bir önceki yazımızda,insanoğlunun biyolojik,sosyal ve psikolojik yönlerinin olduğundan bahsetmiş ve demiştik ki;aslında biz kaybettiklerimizi arıyoruz ve bu arayış ömür boyu sürecek.Yine bir tasvir yaparak;” Bir dünya düşünün ki; hiçbir problem yok, istediğiniz her şey anında oluyor. harika bir ortamda, huzur içerisinde, vücut pozisyonunuzun en rahat olduğu bir durumda yatarken, açlık hissettiğiniz bir anda, çiğneme ihtiyacı bile olmadan, dünyanın en güzel besini sizi doyuruveriyor. Susuzluk hissettiğinizde dünyanın en leziz ve steril suyu, hiç zahmete katlanmadan susuzluğunuzu gideriveriyor. Vücut ısısı öylesine optimal ve mekan öylesine konforlu ki aylarca aynı pozisyonda kalsanız bile hiçbir rahatsızlık vermiyor. Aklınızdan ne geçse anında hizmetinize sunuluyor. Her şey emre amade.güven emniyet ve huzur ,bu üç unsur sağlanmış. Korku yok, endişe yok, stres yok, koşturmaca yok. Yani asayiş berkemal”demiştik.
   Evet anne karnında böylesine denge halinde iken,birşekilde adeta cennetten kovulduk ve yeni bir boyuta gözlerimizi açtık.Öylesine bir boyuta düştük ki canlılar arasında en çok bakıma muhtaç olan zavallı bir varlık olarak.İç ve dış dengenin bozulduğu bu duruma ancak ağlayarak tepki verdik.Burada artık gördük ki ağlamak için bile enerji harcamak gerekiyor.Biyolojik ihtiyaçlarımızın karşılanması hayatta kalmayla eş anlamlı hale geldi.Beş duyumuz devreye girdi ve dünyayı algılamaya,anlamlandırmaya başladık.Adeta kapalı bir kutuya beş adet delik açıldı ve buradan algılanan sinyallerle dünyanın bir nüshası zihnimizde oluşmaya başladı.Annemizin elinde şekillenmeye ve olan biteni anlamlandırarak kaydetmeye başladık.Karnımız acıktı ağladık,üşüdük ağladık,ihtiyacımız oldu ağladık….Görevlendirilen bir melek, bozulan o dengemizi yeniden düzeltmeye çalıştı.Karnımızı doyurdu ,ısıttı,ihtiyaçlarımızı giderdi....Zaman geldi devreye diğerleri girdi.Biz yine dengeyi aramaya devam ediyorduk.Hadi artık kendi başınasın denildi bize,ama biz yine hep o bozulan ahengi arıyor nerede bunu bulabilirim diye kah sağa,kah sola savruluyorduk.
    Bu arayışlar bitmek bilmiyor ve bitecek gibi de durmuyordu.Her an huzuru yakaladım derken,aslında bulunan şeyin yine elimizden kayıp gittiğini görüyor ve yeni bir heyecanla nerede bu hemeostazisi yakalarım diye koşmaya başlıyorduk.Hep onu bulmak için…
   Bu koşturmaca esnasında içimizde aktifleşen ölüm enerjisi ve yaşam enerjisinin kıyasıya mücadelesine şahit oluyorduk…Bu enerjilerin nerede ve nasıl kullanılacağı bizim hayatımızı şekillendiriyor ve ahenge ne denli yakın yada uzak olduğumuzu kısmen belirliyordu.
     Bu enerjimizi toplum yararına kullanma dileğiyle bir sonraki yazımda bu konuyu işlemeye çalışacağım.Hoşça kalın,hoşnut kalın.


    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum
Osman Salış Arşivi
SON YAZILAR