• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 15 °C
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • DERBİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • DERBİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR

DÜN “ŞEBBİHA” BUGÜN “IŞİD”…

Ali Kayıkçı

DÜN “ŞEBBİHA” BUGÜN “IŞİD”…
 “Allahü teâlâ zâlimleri sevmez.”
                 (Kur'ân-ı Kerîm- Âl-i İmrân Sûresi, âyet 57, 140)
  “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.”
  “Ananın-babanın çocuğuna olan ve mazlûmun, zâlime olan bedduâları red
 olunmaz.
  Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem”)
“Âsî ve fâsıklarla arkadaşlık etmemeli, fıskı çok olanlardan çok kaçınılmalıdır.
Zâlimlerden, Müslümanlara eziyet edenlerden daha çok kaçmalıdır.”
  S. Abdülhakîm Arvâsî (r. aleyh)
S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
 “IŞİD” denilen insan kılıklı canavarların “boğaz kesme”, “bombalama” ve “yakma-yıkma” hadiseli bize, önceki yıllarda bu bölgede yaşanan “Şebbiha” vahşetlerini hâtırlattı.
  “Türkiye Gazetesi”nin 11.06.2012 günlü nüshası 4. sayfasında “Emin Arvas” imzası ile yer alan “zulûm ve vahşet” konulu bir haberi burada aynen aktarmak ve sonrasında da o günlerden bu günlere gelmek istiyoruz:
“Suriye'de Arap Baharı gösterilerine katıldığı için aranan Hasan Abdurrezzak, 25 Mayıs'ta Hula'daki evine döndüğünde korkunç bir manzarayla karşılaştı. Abdurrezzak, eşi, 5 çocuğunu ve kardeşini vahşi şekilde öldürülmüş olarak buldu. Daha sevmeye doyamadığı 4 aylık kızı Safa'nın kan gölü içindeki bedeninin aklından çıkmadığını söyleyen Abdurrezzak, 'Safa, yakın mesafeden kafasına ateş açılarak öldürülmüş. 17 yaşındaki ikizlerim Gias ve Firas'ın ise boğazları kesilmiş. 10 yaşındaki engelli kardeşim Abdullah'ı da öldürmüşler. 17 yıllık eşim Gayda (35) ile 14 yaşındaki kızım Falak'ı da katletmişler. Bu nasıl bir vahşettir' diye konuştu.”  
Aynı gazetenin bir gün sonraki nüshasında, bu defa 1. sayfadan verilen haberde “İşte Esad'ın Bebek Katilleri” denilmekte ve şöyle devam edilmektedir:
“Adı Şebbiha Milisleri. Görevleri kadın demeden Esad rejimine karşı gelen herkesi acımasızca katletmek!
Öldürüp Kaçıyorlar.
Son olarak Suriye'nin Hula ve Kubeyr şehirlerinde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce kişiyi hunharca öldüren Şebbiha Milisleri tam anlamıyla Esad'ın ölüm timleri. Ansızın ortaya çıkıyorlar, öldürüp ortadan kayboluyorlar.
Önce Ordu Sonra Onlar.
Muhaliflerin ağırlıklı olduğu şehir ve kasabalar önce ordu tarafından ağır top ve tank ateşine tutuluyor. Ardından, ellerinde otomatik silâhlar ve bıçaklarla Şebbiha cellâtları devreye giriyor ve önlerine geleni öldürdükten sonra evleri ateşe veriyorlar.”
“Bu Şebbiha Milisleri” konusunda  yazılanlara “Emekli Kurmay Albay ve Türkiye Gazetesi Dış Politika Yazarı Sayın Mustafa Necati Özfatura”, 8 Eylül 2012 günlü köşe yazısında verdikleri oldukça ilginç bilgileri de ilâve etmekte fayda var. Birlikte okuyoruz:
“Şebbiha 1975'de Hafız Esat tarafından kuruldu. Başına Esed ailesinden Malik Esed getirildi. Şebbiha haydutlar anlamına gelir. Şebbiha model olarak 1090 yılında Alamut Kalesi'ni ele geçiren İsmaili (Şiî) komutan Hasan Sabbah'ın kurduğu Haşşaşi Devleti'dir. Hasan Sabah o tarihte Sünnî olan devletlere bilhassa Selçuklu Devleti'ndeki üst seviyeli devlet adamlarına suikastlar yapmıştır.
Lazkiye yakınlarındaki Ensar Dağları, Nusayrî-Fatimî-İsmailî ve çeşitli bâtıl grupların aktif üstleridir. Şebbiha haydut çetesinin lideri, Dağların Şeyhi adı ile Esed ailesinden M. Esed'dir.
Suriye Ordusu katiller grubudur. 10 bini aşkın Şebbiha, haydutlar topluluğudur. Baas Partisi'nin kurucusu Mişel Eflak öldükten sonra Vatikan onu aziz ilân etti.
Şebbiha, muhaliflerin çoğunlukta olduğu semtlere düzenledikleri kanlı gece yarısı baskınlarıyla ünlendiler. Ele geçirdikleri muhaliflere türlü işkenceler yapan Şebbiha milisleri, bastıkları evleri yağmalamaktan da geri durmuyorlar.”
  Hitler, Mao, Lenin, Stalin, Mussolini, Moloseviç, Çavuşeşku, Saddam, Markos, Kaddafi, H. Esad, Nasır, Burgiba, De Gaulle, Humeyni, Fidel Castro, Enver Hodca, Bumedyen, Ben Gurion, Deng, Dimitrov, Dubçek, Tito, Churchil ve de Başer (oğul) Esad gibi zâlimlere, PKK'dan sonra şimdilerde  bir de “IŞİD” adlı bir “Terör örgütü”nün daha  katıldığını görüyor ve onların zulümler dünyâsında gözlerimiz  Pîrler Pîri Ahmet Yesevî ve O'nun “gönül erleri”nden olan “Yûnus Emre” huylu insanları arıyor:
İlâhiyatçı-Yazar Mustafa Tatçı anlatıyor: “Dedem rahmetlinin bir ahbabı var idi. Kütahyalı; Elifzâde Nuri Efendi. 1950'li yıllar. Tasavvufa yeni talip olmuş genç bir muhteremle yolda gidiyorlar. O genç arkadaş yolda gördüğü taşı ayağıyla şöyle bir itmiş, yani insanlara dokunmasın, rahatsız olmasınlar diye ayağıyla şöyle bir vurmuş. Elifzâde Nuri Efendi de aşk ve irfân tezgâhından geçmiş bir ehlûllah; kibar bir şekilde:  'Evlâdım, onu öyle yapmazlar, eliyle alırlar, destur efendim, der böyle koyarlar. Çünkü varlık, canlıdır evlâdım' diyor. Tasavvufun verdiğine bakın…” (Türk Yurdu Dergisi, Mayıs–2012, S. 297, s. 108)
Efendim!.. “Ehl-i sünnet” inancında olan bir Müslüman ile “Vehhâbî zihniyeti”nden beslenen sözde insanlar arasındaki farkı görüyor musunuz?..
Diyor ve bu duygu ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki  mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz.
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
* - * - * - *  - * -        
 “İnsan” denen şu zâlimler, hangi orman canavarı?..
Bilen varsa beri gelsin, anlatsın bu olanları!..
“Taşa ayak vurmak” yanlış, “öldür sabi” oğlanları(!)…
 “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

“İnsan” denen şu zâlimler; onlar, yüzler, binler yedi;
 “Yığdı binlerce kelle”yi; “yok mu daha, gelsin” dedi;
Ana-baba âh eyledi, feryâd-ı figân eyledi…
   “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

“İnsan” denen şu zâlimler; tâç-ı taht'a “taptı” gitti;
 “Kan” döktüler, “âh” aldılar; gün geldi “hiç” olup bitti;
 “Altun-gümüş, döviz-varlık”, hepsini bir-bir terk etti…
 “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

“İnsan” denen şu zâlimler; “ilke-ideol” hastası;
Sanırsın bir güle bakar, karşısında kafatası;
“9 ay 10 günlük” değil, bunlar hep doğum hatâsı…
 “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

“Hafız-Malik-Beşar” üçlü, “Alamut”dan daha güçlü;
“Moskof-Pekin-Tahran” üçlü, “Esadgil”den daha suçlu;
Konuştukça kan damlıyor, ağızlar timsah pabuçlu…
 “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

“İnsan” denen şu zâlimler; “defolu mal” şu beşere;
KAYIKÇ'Ali hicivler yaz, kalmasın işler Mahşer'e!..
“Molla Kasım” çıka-gelir, hesap sorar bu Başer'e;
 “Sırtlan” olsa karnı doyar, bu ne doymaz göz sizdeki;
 “Çehre” insan yüzü amma, “vampir” şemalı yüzdeki…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim