• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 17 °C
  • PLAY-OFF HAKEMLERİ AÇIKLANDI
  • SAMSUNSPOR'DA OSMAN ÖZKÖYLÜ BİLMECESİ
  • KONGRE TARİHİ BELLİ OLDU
  • PLAY-OFF HAKEMLERİ AÇIKLANDI
  • SAMSUNSPOR'DA OSMAN ÖZKÖYLÜ BİLMECESİ
  • KONGRE TARİHİ BELLİ OLDU

“DOST”U ve “DÜŞMAN”I “İYİ TEŞHİS...

Ali Kayıkçı

“DOST”U ve “DÜŞMAN”I “İYİ TEŞHİS EDEN” BİR KALEM:  “YILMAZ ÖZTUNA”

“Bütün bir nesil bilmediklerini, Yılmaz Hoca'mızdan öğrendi ama daha önemlisi, yanlış bildiklerini onun sayesinde düzeltti. Bugün çok muhterem bir üstadımızı ve muhterem bir meslektaşımızı ebediyete uğurluyoruz.”

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Ulu Hakan Sultan Abdülhamit”in “ölüm yıldönümü” olan bir “10 Şubat” günü toprağa verdiğimiz büyük târihçi “Yılmaz Öztuna” için, O'nun 20 yıl hizmet verdiği “Türkiye Gazetesi”nde, kalem ehli arkadaşları bakınız neler yazmışlar (12 Şubat 2012):
Yavuz Bülent Bâkiler: “Yılmaz Öztuna artık yok.
82 yıllık ömrünü, 60 eserle ve binlerce makaleyle değerlendirerek, güzelleştirerek, ebedileştirerek göçüp gitti. İslâm inancına göre, onun sevap defteri hiç kapanmayacak, kıyamete kadar açık kalacak. Çünkü o, geride bıraktığı tarihî eserlerle, gelecek nesillere de ışık tutacaktır. 
 Onun aziz naşını, omzunda ebediyete uğurladıktan sonra bu şehrin büyük gazetelerini teker teker gözden geçirdim. Gördük ki, bazı gazeteler, onun ölüm haberini, tek sütun üzerinden 5–10 satır halinde geçiştirmişler. Bazı gazetelerimiz ise, oralı bile olmamışlar. Yani Yılmaz Öztuna'nın vefatını tek satırla olsun vermemişler. İçimden: Yazıklar olsun size! Yuh olsun geçmişinize, geleceğinize! dedim.
(…) Yılmaz Öztuna ve benzerleri millet hayatımızın temel taşlarıdırlar bu bakımdan kaybımız çok büyüktür.”
Mehmet Soysal: “Ermeni isyanlarını bastırdığından ve batılı devletlerin oyunlarını bozduğundan dolayı kendisine batılı tarihçiler ve muhalifleri tarafından 'kızıl sultan' diyenlere karşı Yılmaz Öztuna, Sultan II. Abdülhamid Han'ın büyük bir devlet adamı olduğunu belgeler ışığında ispat etmişti…
Yine 'Bir Darbenin Anatomisi' adlı eseriyle Sultan Abdülaziz Han dönemindeki entrikaları da Yılmaz Öztuna'dan öğrenmişti…
Sultan Vahdettin Han'ın vatan haini olmadığına dair tarihî gerçekleri de Öztuna'nın kaleminden öğrenen bu ülkede; ne acı ki hâlâ yalan tarihçilerin entrika ve yalandan ibaret senaryolarının rağbet gördüğünü de görüp gitti…
İnsan bu, ruhunda, entrika ve yalana inanmak da var…
Ama milyonların da doğru tarihi anladığına şahit oldu ve gitti.
Belgeler ışığında olayların perde arkasını analiz eden ve büyük bir derinliği olan Yılmaz Öztuna, Sultan II. Abdülhamid Han'ın dönemini ve önemli ayrıntıların altını çizmişti…
Sultan II. Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesinde büyük rol oynayanların ylda kimler olduğunu Yılmaz Öztuna şöyle özetlemişti:
Karaso, İtalya'dan para alan bir casus olup, Libya'nın İtalya tarafından yutulmasına meş'um bir rol oynamış, sonradan İtalya'ya kaçmış bir vatan hainidir.
Ermeni Aram Efendi, Ermeni ihtilal komiteleri ile yakın ilgisi olup Sultan Abdülhamid'den Ermenilerin intikamını almak için Abdülhamid'i tahttan indiren ekibe sokulmuştur.
Jandarma Paşası olan Es'at Toptanî, birkaç yıl sonra devlete isyan ederek, Arnavut istiklali için silah çekmiş ve sayısız Türk'ün kanına girmiş bir adamdır.
Arif Hikmet Paşa, sonraki yıllarda karanlık siyasi hayatı olan bir denizcidir.
Sultan II. Abdülhamid Han'ı ise Selanik'e sürgüne gönderme işini planlayanın ise Mahmut Şevket Paşa'nın olduğunu belirten Yılmaz Öztuna, Yıldız Yağması diye tarihe geçen olayın gerçek yüzünü aydınlatmıştır…”
İsmail Kapan: “(…) On üç yaşında ilk makalesini yazmış olan merhum Öztuna, seksen iki yaşına kadar (ve vefatından sadece üç gün öncesine kadar… Son yazısı 6 Şubatta neşredildi. 9 Şubat sabahı rahmetli oldu) bunu aralıksız devam ettirdi. Binlerce makale, konuşma ve konferansın yanı sıra, tirajı milyonlara varan altmıştan fazla eser bıraktı. İlk kitabını daha on beş yaşında iken yazmış olduğunu, Rahim Er Ağabey, önceki gün köşesinde duyurdu…
Yılmaz Öztuna'nın bariz hususiyeti, bütün bu eserleriyle tarihi bize gerçekten sevdirmiş olmasıdır. O muhteşem üslubu, kitaplarının su gibi okunmasını sağlamıştır. Ama daha da önemlisi, yazdığı kitaplarda, tarihî mevzuları doğru olarak anlatması ve öteden beri yanlış aktarılan bilgileri de düzeltmesidir. Bu noktada, Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın cenaze namazından sonra yaptığı kısa ve özlü konuşma, hakikaten çok önemli. Prof. Ortaylı, merhum Öztuna'nın yukarıda belirttiğimiz iki özelliğini teyit ettikten sonra, milletimizin böyle kıymetli münevverleri asla unutmadığını, unutmayacağını ifade etti.”
Sefa Koyuncu: “(…) Sultan Abdülaziz Han, İkinci Abdülhamid Han ve Vahdeddin Han aleyhinde yazılanların iftira olduğunu belirterek, Osmanlı'yı kötüleyenlerin karşısına belgelerle dikildi.
14 ciltlik Türkiye Tarihi bir şaheserdir.
Yılmaz Öztuna adı ilk defa Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye'de dikkatimi çekti.
Yüzyılımızın bu en muhteşem eserinde bilhassa Osmanlı tarihinin kritik konuları anlatılırken, Öztuna'nın Türkiye Tarihi adlı kitabına atıf yapılıyordu. Dünyadaki her insan için biricik kurtuluş rehberi niteliğindeki Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye'nin en önemli özelliklerinden biri ise ancak doğruluğundan kesin olarak emin olunan eserlerin kaynak olarak gösterilmesidir.
Öztuna'nın Türkiye Tarihi de bu değerli kaynaklardan biridir.
Öztuna, daha sonra lisede karşıma çıktı.
Lise üçüncü sınıflar için yazdığı Tarih'i (1976), ders kitabı olarak okuma şansına nâil oldum.
Bu eseri zamanla, başucu kitaplarımdan biri oldu. Nasıl olmasın ki?
Bakın 271. sahifesinde ne diyor: 'Milletlerarası sol, bütün dünyada klasik değerleri gözden düşürmek için büyük çaba harcamış, bu uğurda milyarlarca dolarlık dış yatırımlar yapmış, işine yarar her mihrâka para dağıtmıştır. Klasik resim yerine dejenere resim, klasik musiki yerine dejenere musiki, klasik şiir yerine vezinsiz, kafiyesiz laf yığınları ortaya çıkarmıştır. Kan, şiddet ve şehvet edebiyatını işlemiş ve teşvik etmiştir. Dinî ve ahlâkî değerleri küçük düşürmeye çalışmıştır. Millî kahramanları aşağılamak, millî tarihi küçümsemek ve tahrif ederek yeni nesillere öğretmek için bütün kalemşorlarını seferber etmiştir.'
İyi ki liseyi, böyle muazzam bir eserin ders kitabı olarak okutulduğu dönemde bitirmişim.”
Bu güzel tespitlerde bulunan ve Öztuna Hoca'yı rahmetle ananlara biz de kalbî sevgi ve şükranlarımızı sunuyor ve O'nu bir destan/şiirimizle selâmlıyoruz:
* - * - * - * - * -
 Dinîme-tarihîme, düşman olan kalemler;
 “Ehl-i sünnet” düşmanı, bid'at ehl-i beyinler;
 Tanzimat'tan bu yana, habire saldırmakta;
  Bunu vazife bildi, bu oyuna gelenler;
  “Hak-hakîkat” tek doğru, kim anlar ve kim dinler?..

 Şeytan tuşa gelirken, münâfık kaldırmakta;
 İblis-nefis kol kola, îmânı çaldırmakta;  
 Siyon-Haçlı el ele, küffârı güldürmekte;
  Bunu vazife bildi, bu oyuna gelenler;
  “Hak-hakîkat” tek doğru, kim anlar ve kim dinler?..

 Dinîme-tarihîme, düşman olanı teşhis…
 Tedavi eden kimse, sever gönül-sever his;
 “Öztuna” örnek kişi, kalktı “dün”den onca sis;
  “Türkiye Tarihi” işte, yalan-yanlış bilenler;
  Nice “cüce”ler “böyyük”, masal imiş ölenler…

 Dinîme-tarihîme, düşman olanı yazdı;
 “Abdülaziz câni”si, kimlerle kuyu kazdı?
 Kim “İsrail bâni”si, “üçgen îmân”la gezdi?
  “Sahte isim, gizli dîn”, yüze sahte gülenler;
  Kim “Kripto Yahûdi”,”Kripto Ermeni”ler?..

 Dinîme-tarihîme, 60 eser belgedir;
 Kimler “işin başı”nda, kimler hep “ilerde”dir;
 Şunlar “kimin nesi”dir, şu da “nasıl ve ne”dir?
  Doğru târih-doğru söz, “yalanları silen”ler;
  İşte “yılın olayı: hadiseler-veri”ler…

 20 yıl “Türkiye”de, “Türkiye”yi hep yazdı;
 Nice “gizli işler”de, “şifre'yi-sırrı” çözdü;
 Adı “YILMAZ ÖZTUNA”, yılmadı “târih” gezdi;
  KAYIKÇ'Ali diyor ki, “Soy-şecere-klan”lar;
  Kiminde “melek” saklı, kiminde “cin-peri”ler… 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim