• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Samsun 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 14 °C
  • 3 PUAN ÇARŞAMBASPORUN
  • "Her iki takımın da işine yaramayan 1'er puanı oldu"
  • SAMSUNSPOR 1 PUAN İLE YUVAYA DÖNDÜ
  • 3 PUAN ÇARŞAMBASPORUN
  • "Her iki takımın da işine yaramayan 1'er puanı oldu"
  • SAMSUNSPOR 1 PUAN İLE YUVAYA DÖNDÜ

Dostlar beni hatırlasın "demiştim ya Dostlar seni hiç unutmadı üstadım

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
21 Mart 1973 günü kaybettiğimiz; büyük saz şâiri Âşık Veysel Şatıroğlu"nun, yukarıya aldığımız ve bir şiirine de başlık olan sözünü kim hâtırlamaz ki?..
Bugün, O"ndan bahsetmek ve şiirimize de O"nu konu edinmek istiyoruz.
 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
 * - * - * - * - * - * - * -
 Âşık Veysel, hayatını anlattığı bir şiirinde "Üç yüz onda gelmiş idim cihâna" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyâya gelmiş. Anası Gülizar, bir yaz günü köy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adını Veysel koymuş.
Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, çiçeğin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var."demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in bu durumuna.
  Babası meraklı adammış. Halk şâirlerinden şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz şâirleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş çalıp söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Ünlü Halk şâirlerinin şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman.
Yirmi beş yaşındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa süre sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyâdan (1921). Acı üstüne acılar yaşamış Sivralan"lı Veysel. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karısı yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok üzmüş Veysel"i. Daha bir dertli olmuş ve iyice içine kapanmış.
Karısı koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel'in. Daha bir yaşını bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çâre o da yaşamamış.
Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bu karısı da çocuk vermiş Âşığa. Biri ölmüş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel'e.
Âşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka saz şâirlerinin şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. 
1930-34"de Sivas Millî Eğitim Müdürü olan Şair ve Edebiyat Öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer, tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'in şiirleri aydınlığa kavuşmuş.
Veysel; şâirliğinin gelişmesinde Tecer'in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gâzi Mustafa Kemal Paşa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını çalıp söylemeye başlar. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı hâlde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk şâirlerinden en çok Karacaoğlan'ı, Yûnus'u, Emrah'ı, Dertliyi severdi.
Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Köy Enstitülerinde bir süre saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli, Akpınar Köy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Âşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Ana dilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.
 Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı olmadığı hâlde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini o yetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevize kadar türlü türlü meyve ve çiçek vardı.
Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir iş yapmamışlar, şu kör adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle işe kalkıştı?" demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler önceki dediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kör değilmiş, meğer kör olan bizmişiz diyerek Âşık Veysel'i kutlamışlar.
 İşte böylesine uzağı gören bir insandı O... Yetmiş yıl karanlık bir dünyâda yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halk şiirimizin bu güçlü şâiri yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, çalıp söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı.
 Yalnız çağımızda yaşayanlar değil, bizden çok sonra yaşayacaklar da O"nun pekçok şiirini ve özellikle de "Dostlar Beni Hatırlasın" deyişini mutlaka unutmayacaklar ve zaman zaman mırıldanacaklardır...
 * - * - * - * - * -
Boş durmadı düşman, asırlar boyu;
Kardeşi kardeşe, höreledi hep.
Alevî"ye koştu, Sünnî fitledi;
Akıttı kanımız, yaraladı hep...

Bildi birliğimiz, çıkınca düze;
Hiçbir düşman gayri, gelemez yüze;
Ümitler karakış, eremez güze;
Baharı görse de, duraladı hep...

Birlik olan yerde, elbette dirlik;
Dirlik olan yılda, hep dirilirdik;
Üç kıta"da vardık ve bilinirdik;
Birileri geldi, uğruladı hep...

Bunları bilerek, düştü O yola;
Sivralan Köyü"nde, birkaç gün mola;
Sözü kuvvet verdi, saz ile kola;
Ata"yı daima, doğruladı hep...

“İlim” dedi, “İlme, koşunuz” dedi;
“Yüce dağları da aşınız” dedi;
“Bulutlara değsin, başınız” dedi;
Everest misâli, Ağrı"ladı hep...

KAYIKÇI der Veysel, Yûnus yolunda,
Yûnuslayın vardı, kendi hâlında;
Dört mevsim salındı, şiir dalında;
Hasta düştük bizi, sayruladı hep...
  


  

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim