• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 10 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 9 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

Doğu Türkistan’da Çin Zulmü

Prof Dr.Osman Köse

Doğu Türkistan’da Çin Zulmü

 

            Türkistan, Türklerin anavatanıdır. Bu gün “Ortaasya” olarak ifade edilen coğrafya yakın zamana kadar “Türkistan” olarak adlandırılmaktaydı. 19. asra kadar geniş coğrafi bir bölge olmakla beraber, bu asırdan sonra Rus ve Çin sömürgeciliği Türkistan’ı irili ufaklı parçalara bölmüş durumda. Batı Türkistan 19. asır sonları itibari ile Rusya sömürgesine ve Doğu Türkistan da Çin sömürgesine girdi.

            Batı Türkistan daha sonra Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan gibi parçalara bölünerek uzun yıllar Sovyet Rusya sömürgesi altında kaldı. Bu gün ise bağımsız devletler olarak yollarına devam etmektedirler. İran ve Afganistan’ın bir kısım toprakları da “tarihi Türkistan” sınırları içinde kalmaktadır.

            Çin sömürgesi altındaki Doğu Türkistan’ın kaderi ise daha kötü bir durumda yol alarak bu günlere geldi. Burada Uygur Türkleri yaşamaktadır.

Doğu Türkistan’da Çin işgali 1750’lerde başladı. Doğu Türkistanlılar, uzun mücadelelerden sonra bir devlet kurdularsa da 1878 yılında Çin burayı tekrar işgal ederek “Sincan = Yeni Topraklar” adıyla ve 19. vilayeti olarak topraklarına kattı.

1933 yılında bir ara “Doğu Türkistan İslam Devleti”’ni kurdular fakat bu devletin ömrü bir yıl kadar ancak devam edebildi. Buradaki dengeler Rusya ile Çin’in politikalarının seyrine göre ilerlemekteydi. Rusya, Doğu Türkistan’da kurulan bağımsız bir devletin kendi sömürgesindeki Batı Türkistan’dakiler için iyi örnek olmayacağını düşünerek bu yapının sonlanması yönünde politikalar geliştirdi.

Nihayet 1944 yılında tekrar kurulan bağımsız “Doğu Türkistan Devleti” 1949 yılında Mao yönetimi tarafından dağıtıldı. Halen Çin idaresi ve zulmü altındadır. 

            Doğu Türkistan, başta petrol olmakla dünyanın en zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. Yaklaşık 1.828 bin km kare gibi çok geniş bir coğrafyası vardır.

            Bu gün 40 milyon kadar nüfusu oluşturan Doğu Türkistanlılar hiçbir zaman Çin sömürgesine karşı mücadeleyi bırakmadılar. 1949 yılından beri neredeyse “35 milyon Müslüman Uygur Türkü” Çin zulmü altında can verdi.

            Bu günlerde Doğu Türkistan’da yine Çin zulmü artmaya başladı ve Müslümanlar işkencelerle öldürülmektedir.

            Çin’in Doğu Türkistanlılara yaptığı zulüm çekilecek türden değildir. Burada yaşayan Türkler açık cezaevindeymiş gibi bir hayat sürmektedirler.

            Çin Yönetiminin uyguladığı zulüm bir halkı asimile etme, yok etme ve vatanlarından silmeye yöneliktir. Mütemadiyen doğu bölgelerden nüfus nakli yapılarak Doğu Türkistan’daki demografik yapının değiştirilmesi hedeflenmektedir.

            Uygur Türklerinin en tabi hakları olan oruç tutmaları ve dini ibadetleri Çin yönetimi tarafından yasaklanmıştır.

            Şehir merkezlerinde bir, kırsalda ise en fazla iki çocuğa müsaade eden yönetim, kız çocuklarını zorla ailelerinden alarak uzaklaştırmaktadır.

            Çinli çeteler de Türklerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde terör estirmekteler fakat onları şikâyet mercileri bulunmamaktır.

            Hapishaneler sudan bahanelerle Uygur Türkleri ile ağzına kadar dolmuş durumda ve işkencelerden insanlar ya sakat kalmaktalar veya hayatlarını kaybetmekteler. Uzun süre hapishanelerde kalanlar çıktıklarında işkenceden psikolojileri bozulmuş şekilde hayatlarına devam etmektedirler.

            Çin polisi ve askeri, insanları sürekli baskı ve tehdit altında tutmaktadır. Sudan bahanelerle insanlar dövülmekte, yaralanmakta ve kolayca görevliler tarafından öldürülmektedirler.

            Çin’in doğu bölgelerindeki modernleşme Uygurların yaşadığı Doğu Türkistan’da yoktur. Diğer taraflarda zenginlik ve rahat bir yaşam, Uygur Türklerinde ise sefalet hâkimdir.

            Çin yönetimi imal ettiği nükleer silahları Uygur Türklerinin yaşadıkları yörelerde denemektedir. Bu açıdan sakat doğumlar ve yaşamlar bu bölgede çok olmaktadır.

            Amaçlanan Uygur Türklerini kimliklerinden, kültürlerinden ve dinlerinden soyutlayarak asimile etmektir.

Doğu Türkistanlıların gördüğü bu zulüm karşısında onlara sahip çıkacak ve seslerini medeni dünyaya duyuracak maalesef bir güç bulunmamaktadır.

Çin zulmü karşısında Amerika ve batı ülkeleri çifte standart uygulamaktadırlar. Buradaki zulüm ve asimilasyon “medeni dünyanın” umurunda bile değildir. Çünkü ölenler Türk’tür ve Müslüman’dır.

Türk Dünyası veya daha geniş anlamda İslam dünyasının dertlerini dinleyerek onlara kol kanat gerecek maalesef güçlü bir ülke yoktur.

Gözler yine bu konuda Türkiye’ye çevrilmektedir. Fakat Türkiye’nin mevcut durumu da ortadadır. İç meşgaleler içine çekilmek istenen Türkiye’nin dışarıdaki insanların dertleriyle uğraşacak vakti kalmayacaktır.

Ayrıca içeride ve yanı başında olan sorunlar zaten Türkiye’ye yetmektedir.

Doğal olarak mevcut konjonktürü de iyi değerlendiren Çin yönetimi zulmünü pervasızca ve aleni olarak artırmaya devam etmektedir.

En azından kalbimiz ve manevi desteğimiz Doğu Türkistan Türkleri ile beraberdir.

 

 

Prof. Dr. Osman KÖSE

Polis Akademisi / Ankara

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim