• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“DİYÂNET”E DÖRT BİR YANDAN TAARRUZ!..

Ali Kayıkçı


*“Diyânet İşleri Başkanlığı: Din işlerini yürütmekle vazifeli devlet dâiresi. Şer’iyye ve evkâf vekâletinin kaldırılmasından sonra 3 Mart 1924’te Diyânet İşleri Reisliği adıyla kuruldu. 22 Haziran 1965 senesinde kabul edilen Diyânet İşleri Başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kânunla yeniden düzenlendi. Bu kuruluş kanunu ise 26 Nisan 1976 târih ve 1982 sayılı kanunla önemli derecede değiştirildi. Ancak bu değişiklikler 18 Aralık 1979’da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Yeni bir düzenleme de yapılmadı. Diyânet İşleri Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olup, Başbakanın teklifiyle Cumhurbaşkanı tarafından tâyin edilir.  Bugünkü durumu, 18 Temmuz 1984’te kadro kararnâmelerine göre çıkarılan Diyânet İşleri Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilâtı Görev ve Çalışma Tâlimatları gereğince düzenlenmiştir. “ (Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi; c. 5, s. 379-380)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere, son bir-iki yıldan biridir “Diyânet İşleri Başkanı Sn. Prof. Dr. Mehmet Görmez”in şahsında “Diyânet İşleri Başkanlığı”mız,  iç ve dış “mâneviyat yoksunu” kişilerin ve “FETÖ”cü-“PKK”cı gibi bâzı kuruluşların nezdinde âdeta hedef tahtasına oturtulmuş ve sürekli yaylım ateşine tutulmuş bir durumdadır… Bu vaziyet, câmilerinin bombalanmasına, imâm ve müezzinlerinin şehîd edilmesine kadar vardırılmış müessif bir hâldir…
 Asla sanmayınız ki bu mesele bir “makam aracı” alma yahut da ülke dışında “Diyânet Bayrağı”nı dalgalandırmak için masraf yapma meselesi değildir. Bu mesele; Diyânet’in şahsında “topyekûn Müslümanlara ve İslâmiyet’e saldırma”, ardından (15 Temmuz Darbe Girişiminde görüldüğü üzere) ülke içinde ve dışında “Fetullah Hoca Efendi’nin eserleri ile bozuk fikriyatını yayma”  meselesidir…
 “Bunu da nerden çıkardın?” diye soracak okuyucularımızı, bundan tam 11 yıl öncesine götürerek “Emekli Topçu Albay, Gazeteci-Yazar Mustafa Necati Özfatura”nın bir makâlesinde okuduğumuz şu satırlarına götürmek istiyoruz:
 “Son yıllarda ortaya atılan ‘ılımlı İslâm’ modeli, aslında İslâm dîninin çehresini değiştirme, içini boşaltma ve kişiyi doğumundan mezara girinceye kadar Hıristiyan gibi yaşatma projesidir. (…) ‘Vatikan ve Malta Şövalyeleri’ isimli kitapta şu emir yer alır: ‘Müslümanların Hıristiyanlığa geçmesi için fazla ısrar etmeyin. Varsın oldukları yerde kalsınlar. Ama Müslümanlar gibi değil, biz Hıristiyanlar gibi düşünsünler ve en önemlisi Hıristiyan gibi yaşasınlar. Fakat kendilerini Müslüman sansınlar. Hayatlarında caminin içine asla girmesinler. Cansız olarak yani cenazeleri cami avlusunda musalla taşında kalabilir.’
 Dış güçler, Müslümanların içinden elde ettikleri ajanlar ile şu fikirleri yaymışlardır: 
-Hıristiyanlığın bozulmuş din ve İslâmiyet’in hak ve son din olduğu, kesinolarak söylenmemelidir. 
-Müslüman ülkelerde Kur’ân-ı Kerîm ve diğer İslâm kaynaklarında yer alan kelimeler, konuşma lisanından silinmelidir.
-Hıristiyan erkeklerin Müslüman kadınlarla evlenmesi teşvik edilmelidir. 
-İslâmiyet yeniden yorumlanmalıdır. 
-Çağa ayak uydurulmalıdır.
-Dinde reform yapılmalıdır.
-Hangi dinden olursa olsun, Tanrıya (Allah’a) ve âhiret gününe inananın yerinin Cennet olduğu söylenmelidir.  
-Hıristiyanların da şehit oldukları vurgulanmalıdır.
-Kilisede de duâ edilir ve namâz kılınır.
 İşte yukarıdaki fikirlerin yayılması için sadece 2005 yılında 24 İslâm ülkesinde dağıtılmak üzere tahsis edilen para 10 milyar dolardır.
 Geçenlerde ölen Papa 2. Jean Paul, 1991 ve 1999 yıllarında Vatikan’da yüz binlerce Katoliğe şu mesajı vermiştir: ‘Dinlerarası diyalog, Dinlerarası hoşgörü ve inanç turizmi, kilisenin bütün dünya insanlarını Hıristiyan yapma, kiliseye döndürme amaçlı misyonunun ve misyonerlerinin serbest faaliyetinin bir parçasıdır. Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda (2001’den sonra) hedefimiz Asya’yı Hıristiyanlaştırmak olmalıdır.’” (Türkiye Gazetesi- 16.07.20005, s. 8)

Saygıdeğer Okuyucularımız!.. 
3. bin yılındayız ve maalesef yukarıda dile getirilen plânların pek çoğunun (başta FETÖ gibi gönüllü kuruluşlar ve bâzı bâtıla hizmet etmeyi şiar edinmiş basın-yayın organları tarafından) gerçekleştirildiğine de şahit olmaktayız, diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    ==  1  ==
“Diyânet”e, dört bir yandan taarruz; 
Sanmayın ki, bugünün bir plânı; 
“Vatikan”ı, “Siyon”u var bir omuz…
“Ateist”te, “komünist”te yalanı, 
Gırla gider, hepsi ayrı bir domuz…

“Diyânet”e, dört bir yandan saldırı;
Çoğu boş lâf, dinleme sen dırdırı; 
“Mehmet Görmez”, gitmez asla aykırı…
Bin yıl oldu, Hakk yoludur yolumuz; 
Geçtik nice, yaya-atlı ve tır’ı…

“Diyânet”e, dört bir yandan sataşmak; 
“Gâye” belli, “hizmet ehli”ni aşmak; 
“Papa Paul”ün, hedefine yaklaşmak…
Uyan artık, kızımız ve oğlumuz; 
Ataların, varsa sence hâtırı…
             == II ==
“Diyânet”e, dört bir yandan lâf gelir; 
Kimi yutar, doğru sanır, saf gelir; 
Hizmet aksar, hedef şaşar, gâf gelir…
“İhlâs” varsa, “rızâ” varsa bir rumuz;
“C ehl ehli”ne, işler hep tuhaf gelir…

KAYIKÇ’Ali, “Diyânet” kabuk kırdı;
“Hizmet ağı”, sardı çepçevre yurdu; 
“Fâsık”lar çok, “münâfık” şerre(!) yordu…
“Yamuk”lara, bir tane var sorumuz:
“İçte-dışta, Müslüman’ı kim gördü?..”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim