• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • GÖZ YAŞLARINI TUTAMADI
  • FUTBOLCULAR'DAN VEDA MESAJI
  • KOREOGRAFİ KRALI TRİBÜNÜ BIRAKTI
  • GÖZ YAŞLARINI TUTAMADI
  • FUTBOLCULAR'DAN VEDA MESAJI
  • KOREOGRAFİ KRALI TRİBÜNÜ BIRAKTI

DİYANET YIPRATILMASIN

Adem Alan

Diyanet İşleri Başkanlığı; Devletimiz ve ülkemiz için gerekli hatta zorunlu , Anayasal bir kurumdur.
Kuruluş Kanunu, sebepleri, görevleri, yetkileri kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.

Halkımızın ihtiyaç duyduğu manevi eğitimin doğru bir şekilde verilmesi için görevlendirilmiş binlerce eğitimli personeli olan bir kurumdur.
 

Her kurumda olduğu gibi; Diyanet’te de olumsuz kişiler hatta kuruma hiç yakışmayan görevliler  olabilir, vardır da!
Bazen kastı aşan ifadelerde bulunabilir, yanlış bilgiler de verebilir ilgili görevlileri!

Ancak hatalar kişisel olup, bedelini hukuk çerçevesinde hatayı yapan öder.

Kişisel hata ve çapsızlıklardan dolayı, asla kurumları toptancı bir anlayışla lekelememeliyiz, reddetmemeliyiz, kapansın  gitsin gibi absürt görüşlere kapılmamalıyız…

 

Her hatalı personeli olan kuruma kapansız dersek; geriye sadece “ Mezarlıklar Müdürlüğü” kalır.

Gerçi ön yargılı veya art niyetli insanlar onlar da kapansın deyip, gerekçeler de bulurlar!

 

Diyanet İşleri Başkanlığı, dinimiz İslam’ın daha güzel yaşanması, öğretilmesi ve dini hizmetlerin yürütülmesi için vardır.
Diğer dini kurum ve kuruluşlarla kıyasladığımızda aradaki devasa farkı, güzelliği görür “iyi ki varsın Diyanet” deriz.

Çünkü Diyanetin olmayıp, dini hizmetlerin sivil kuruluşlarca yürütüldüğünü düşünün…

Allah Korusun!

Her mahallede ayrı bir din, mezhep, şeyh, tarikat ve cemaat oluşur ve bir yıla varmaz ülke Suriye misali IŞİDv.b. dış güdümlü piyonların, canilerin elinde kalır ve yedikleri her halta da fetva uydururlar…

Diyanet varken bile halimiz, bölünmüşlüğümüz, istismarlar ortada iken bir de olmadığını düşünün!

İnsanları kandırmanın, kullanmanın, karıştırıp vuruşturmanın en kolay yolu; “dini kullanmak ve istismar etmektir”…

Keşke tüm Dini dernek, vakıf, cemaat, tarikat v.b. oluşumların kontrolü Diyanete verilse de bir çok olumsuzluklar, absürt farklılıklar ortadan kalksa.

Diyanetin de varsa (ki vardır) hataları, olumsuzlukları ıslah edilmeli, personelinin eğitim seviyesi kesinlikle yükseltilmelidir.

Bu hususta, 1987 yılında, Erzurum A.Ü.İlahiyat’tan mezun olacak  bir arkadaşıma bitirme tezinde yaptığım önerilerimi kısaca özetleyim…

  1. Müezzin,İmam, vaiz ve müftüler; kesinlikle Hafız, İHL ve İlahiyat mezunu olmalı…
  2. Vaiz ve müftüler ayrıca sosyal bir fakülte bitirmeli, mutlaka yabancı bir dil konuşabilmeli…
  3. İslam Tarihini çok iyi derece de bilmeliler…
     
  4. Sorulan her soruya cevap vermemeliler, bazen bilmiyorum deme “ARİFLİĞİ” de olmalı.

Allahu Teala bizlere “ÜMMET” ve “MİLLET” olma şuuru ihsan eylesin.

Not. Ben emekli Ziraatçıyım. Diyanet mensubu değilim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim