• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

“DİNLEYEN-OKUYAN”, ANLASA BİRAZ!..

Ali Kayıkçı

*   “Ey Rabbimiz!.. Eşlerimizden, gözümüzün nûru olacak kimseleri  (genç nesli) bizlere ihsân eyle!..”                                        (Kur’ân-ı Kerîm; Furkân Sûresi, âyet 74)                                                                                                                       
 *   “Şânım hakkı için, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şân ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?..” (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 10) 
*  “Oku o yaratan Rabbinin adıyla!.. Oku, o keremine nihayet olmayan Rabbindir, kalem ile yazmayı öğreten O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumamazlık etme!..  Çünkü insan,  muhakkak azgınlık eder.” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1, 3-6)
*    “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)  
*  “Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”  (Hz. Ali “r. anh”)
*  “Rabbimiz bir kuluna acır ve onu severse, ona iki şey verir. Birincisi; sevdiği bir kolunu, meselâ bir evliyâ zâtı tanıtır ve onun vasıtasıyla onu kendine çeker. İkincisi de ona, hayırlı bir iş, bir meslek nasip eder. Cenâb-ı Allah’ın; bir kulunu sevdiğinin alâmeti, onun hayırlı işlerle meşgûl olmasıdır.” (Süfyân-ı Sevrî  “r. aleyh”)
 *“Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”  (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)   
 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”   (Fâtih S. Mehmet)                         
*    “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” ( Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi; Eyüp/İstanbul, 1911- Eyüp/İstanbul, 2001)                          
*  “Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”   (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)
*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”   (Suut Kemâl Yetkin)                                                                         
*    “Bir ülkenin en büyük gücü; tankı, topu, tüfeği değil, îmânlı evlâtlarıdır.”  (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-54. Hükûmet Başbakanı) 
*  “Tahassür: Hasret çekme, çok arzu edilip ele geçirilemeyen şeye yanıp-yakılmak” (Sözlük)
**  “Tekebbür: Büyüklük iddiasında bulunmak.” (Sözlük)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
3 yıl önce “O’nu Anlamak” başlığı altında kaleme aldığımız, daha sonra ise “Hem Okudum Hem de Yazdım/3 (Dil ve Millî Kültür Konulu Köşe Yazısı-Şiirler)” adını taşıyan eserimizin 408-409’uncu sayfalarında da belirttiğimiz bir hakikat var:
Nasıl ki; Kur’ân-ı Kerîmi en iyi bir şekilde anlayabilmek ve anlatabilmek için O’nu indiren Cenâb-ı Allah’a mânen en yakında olmak gerekiyor ve bu nîmete kavuşmak da yalnız ve yalnız Peygamberimiz Efendimiz  (sallallahü aleyhi ve sellem)e nasîp olabiliyorsa, Resûlallah’ı en iyi şekilde anlayıp hadîs-i şerîflerini en iyi ve doğru bir şekilde yorumlayabilmek için de O’na mânen ve maddeten en yakınında bulunmak, diğer bir ifâde ile Sahâbe-î Kirâm olmak gerekiyorsa, Sahâbe-î Kirâm (radiyallahü anhüm ecmâin)i de en iyi ve doğru bir şekilde anlayabilmek ve yorumlayabilmek için de nasıl ki müctehîd ehl-i sünnet âlimi olmak icap ediyorsa; rahmetli Necip Fâzıl Kısakürek gibi bir şahsiyeti de en iyi şekilde tanıyabilmek için ya Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (küddise sirrüh) Hazretleri gibi O’nun mürşîdi olmak veya rahmetli S. Ahmet Arvâsî gibi O’nu iyi tanıyan bir mütefekkir olmak veyahut da Eğitimci-Şâir ve Yazar M. Hâlistin Kukul Hocamız gibi O’nu can-ı gönülden sevip eserlerinin ve fikirlerinin hayranı olmak gerekir…  
Demiş ve sonrasında da şöyle devam etmiştik:
Bunu söylerken de kanaatbahş belgem; birkaç günden beridir okumakta olduğum “Çilenin Sultanı” adını taşıyan, Kukul Hocamızın O’nun için kaleme aldığı ve hepsi de birbirinden kıymetli çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış “makâle”, “deneme” ve “konferans”lardan 29’unu toplandığı 262 sayfalık eserdir…                                                                                                                                                             Kukul Hoca, bu yazılarında O’nun;
-Necip Fâzıl’ın Şiirlerinde Ölüm,
-Necip Fâzıl’ın Şiirlerinde Zaman, 
-Necip Fâzıl’ın İnsana Bakışı, 
-Necip Fâzıl’ın Türkçe Anlayışı, 
-Bir Gençlik Önderi Olarak Necip Fâzıl, 
-Son Şâirler Sultanı Necip Fâzıl, 
-Necip Fâzıl’ın Necip Fâzıl’ı gibi her biri birer tez hüviyetindeki fikirlerini, sanatkârlığını ve mânevî şahsiyetini anlatmaya çalışmakta, şiirlerini tahlil etmektedir…                                                                                                                     Şiir tahlil işi ise rahmetli Prof. Dr. Mehmet Kaplan ile rahmetli Ahmet Kabaklı’dan sonra maalesef doğru dürüst yapılamayan; oldukça zor, zor olduğu kadar da bilgi birikimi isteyen, en az o şiiri yazan kadar emek gerektiren bir iştir ki, bunda da Kukul Hoca, örnek bir başarı sergilemektedir…                                                          Bu eser; İlkadım Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından “kitap” hâline getirilip O’nun sevenlerine “hediye” olarak verilmek üzere hazırlanmış çok güzel bir çalışmadır.                                                                                                    Ardından da, bu his ve düşüncelerimizi dile getirmeye çalıştığımız aşağıdaki mısralarımız ile bu köşe yazımızı noktalamıştık:

“Şâirler Sultanı”ndan, “Türkçenin Âşığı”na;  
 “29 makâle”, yüzlerce sayfa nesir;
“Kültür-sanat-fikriyât”,  kavuştum “ışığı”na… 
Okudukça sarsıldım, kalbimi etti esir; 
“Kaldırım… Çıkmaz sokak”, yıldız bunca yığına…

“Şâirler Sultanı”ndan, “Kukul Hoca”m süzmesi; 
“Çile’nin Sultanı”nda, “sevgi” ile gezmesi; 
“Yorgunluk” olur elbet, gönlün hiç yok bezmesi…
Okudukça sarsıldım, kalbimi etti esir; 
Sevgisi can-ı gönül, yok riyâkâr düzmesi…

“Şâirler Sultanı”ndan, “Kukul Hoca”m bal dermiş;
“Bal”dan balı almış da, sayfa-satıra sermiş;
“NFK” “Arvâsî”de, Hocam “Fâzıl”da ermiş…
Okudukça sarsıldım, kalbimi etti esir; 
“Büyük Doğu” şâheser, şâhları yere sermiş…

“Şâirler Sultanı”ndan, “Kukul Hoca-İlkadım”;
“Ermek” için “sevmek” şart, okudukça anladım;
“Dîne-dile sevdâlı”, olmaya da bağladım…
Okudukça sarsıldım, kalbimi etti esir; 
KAYIKÇ’Ali hüzünle, heceleri dağladım…

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
“Kepez Belediyesi” tarafından hazırlanan ve “Belediye Başkanı Sn. Hakan Tütüncü”nün “Takdim” yazısı ile kültür-sanat çevrelerine sunulan “Vefatının 33. Yılında 33 Yazı ile NECİP FAZIL’A TAHASSÜR” adını taşıyan nefis bir eseri okuyup bitirirken “Üstâd” için “sevgi ve muhabbet” hislerimiz âdeta yeniden alevlendi ve bizi aşağıdaki mısraları yazmaya yöneltti. 
Diyoruz ve bu şiirimiz ile de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = = 
“O”, “zorlu zaman”da; “doğru ve zorlu”;
“Yaşayan bir adam”, bir başkası az!..
“Fikir Çilesi”nden, boğuluyordu;
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
Şu “5 Firavun”a, doğruluyordu!..

“Dünyâ 5’ten” elbet, büyük mü “büyük”;
“Sus-pus” oturması, “mahşerî” bir yük;
“Sesin” çıkmıyorsa, çalarsın düdük!..
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
Şu “İhrâm”lar böyle, kalmazdı sökük!..

“O”, “zorlu zaman”da; neler yapmadı:
“Para-makam” tepti, “Hakk’tan sapmadı”;
“Moskova” verdiler, “mala tapmadı!..”
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
“Ruble”yi tersleyip, “Dolar” kapmadı!..

“Mürşid”i bulunca, yapıştı “el’e”;
Her “bakış”ta O’na, koştu “güzele”;
“65 yıl yazdı”: “Dünyâ düzele!..”
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
“İslâm Dünyâsı”nda, “kopar zelzele!..”

“O”, “kimi sevmişse”; “sevilecek O”;
“O”, kimi yermişse”; “yerilecek o”;
“O”, “neyi görmüşse”;  “görülecek O!..” 
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
“Fikir ne-Çile ne”, “örülecek o!..”

“O”, “Mayıs” ayında; “belli bir günde”;
“Anılırsa” olmaz, sanki “sürgünde”;
“O”nu, “gün başlarken”; ve “bittiğinde!..”
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
“Cennet’e yol alır”, son “gittiğinde!..”

KAYIKÇ’Ali der ki, “Bu bir tahassür”(*);
Bir miktar “itiraf”,  “biraz tefekkür”;
“Kepezli Hakan’a, büyük teşekkür!..”
“Dinleyen-Okuyan”, anlasa biraz;
“Riyâ-kibir bilmez, yapmaz tekebbür!..”(**)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim