• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Samsun 3 °C
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İŞTE HASAN KILIÇ'IN YENİ TAKIMI
  • İŞTE SAMSUNSPOR'UN KALAN MAÇLARI
  • CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SAMSUNSPOR’U ZİYARET EDECEK
  • İŞTE HASAN KILIÇ'IN YENİ TAKIMI
  • İŞTE SAMSUNSPOR'UN KALAN MAÇLARI
  • CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SAMSUNSPOR’U ZİYARET EDECEK

DİNLE BENİ “EY GENÇ ADAM” Bİ DİNLE!..

Ali Kayıkçı

DİNLE BENİ “EY GENÇ ADAM” Bİ DİNLE!..
*    “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla.  Oku!..  O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..”    (Kur’ân-ı Kerîm;  Alak Sûresi, âyet 1-7’den)
*    “Doğrusu Allah indinde (katında) makbûl olan din İslâm’dır. (…) Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, şüphesiz ki Allah, hesabı pek çabuk görendir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi, âyet 19)
*   “…Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim (dîninizin hükümlerini), üzerinizdeki nîmetimi tamamladım ve din olarak da İslâm dînini (verip ondan) hoşnut oldum.” Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 3)
*   “…âhirete inanmayanlar, derin bir dalâletle (sapıklıkla) azap içindeler.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Sebe Sûresi, âyet 8’den)
*   “…yarattığımız insanlara, içlerinden Peygamber gönderdik ve Allahü teâlâya ibâdet ediniz. İbâdet edilecek, O’ndan başkası yoktur. O’nun azâbından korkunuz! dedik. Dinlemeyenlerden, öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmayanlardan, dünyâ nimetlerini bol bol vermiş olduğumuz birçoğu, bu (…) Peygamber, size ölüp, kemikleriniz çürüyüp, toz toprak olduktan sonra, tekrar dirilerek kabirden kalkacaksınız, diyor. Hiç böyle şey olur mu? Ne varsa, ancak bu dünyâdadır. Cennet, Cehennem, hep buradadır. Bu dünyâ böyle gelmiş böyle gider. Öldükten sonra, bir daha dirilmek yoktur, dediler.”     (Kur’ân-ı Kerîm; Mü’minûn Sûresi, âyet 30’dan)
*   “Son da ilk de (âhiret de dünyâ da) Allah’ındır.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Necm Sûresi, âyet 25)
*   “Bütün çocuklar, Müslümanlığa uygun ve elverişli olarak dünyâya gelir.”, “Kendinizi (…) ateşten koruyunuz!”, “Dünyâ için, dünyâda kalacağın kadar çalış. Âhiret için orada sonsuz kalacağına göre çalış. Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itâat et. Cehennem’e dayanabileceğin kadar günâh işle.”, “Âhirette olacaklardan sizin bildiklerinizi hayvanlar bilselerdi, yemek için et bulamazdınız.”, “Bu dünyâda insan kimi severse, âhirette onunla beraber olacaktır.”, “Dînin temeli, nasîhattır.” (Hazret-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)                                                                                                                                                   *    “Ölmek, felâket değildir. Öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek felâkettir.” (İmâm-ı Rabbânî)
*  “Âhiret: İnsanın ölümü ile başlayan ebedî (sonsuz) hayat. Âhiret, îman edilmesi lâzım olan altı şeyden beşincisidir.”-Sözlük
*   “Âmentü: Îmân etmek için inanılması lâzım olan esaslar. Îmân esaslarını kendinde toplayan kelime veya söz. Îmânlı olmanın altı şartı. Âmentü’de bildirilen altı şeyin mânâlarını bilip, beğenip, kabul eden kimseye Müslüman denir. Âmentü’nün mânâsı: Allahü teâlâya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna îmân ettim. Öldükten sonra dirilmek haktır. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allah’ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim, demektir.” (Sözlük)
*    “Teknolojiyle ilgilenmemenin, sosyal ağlarda olmamanın çağ dışılık, banallik olduğu, ille de buralarda boy göstermenin, her gittiğimiz yerin fotoğrafını çekip, yerini bildirmenin, prestij kazandıracağını dikte etmeye çalıştılar bize. Çok komik ama ben de düştüm bu tuzağa. Twitter ve Facebook, fotoğraf paylaşımlarının yapıldığı Foursquare gibi başka mecralara üye oldum. Gittiğim yerlerin güzellikleri, restoranları, yöresel kıyafetleri, güzel sözleri paylaşıyordum. Ama bir gün baktım ki, inanılmaz bir zaman kaybı bu. Beni kitap okumaktan, faza fazla ibadet etmekten alıkoyan bir tür bağımlılık hâline gelmişti. 4-5 dakikada bir elim telefona gidiyor, biri bir şey yazdı mı, paylaştı mı diye bakıyor olmuştum. Üstelik yalan yanlış lâflar, karalamalar, provokasyonlar, eski görüntüleri yeniymiş gibi kullanıp halkı yanıltmalar, oturduğu yerden klavyeşörlük yapıp, iftira atmalar…”  (İkbal Gürpınar-Elbet Bir Gün; İst. 2013, s. 85-86)   

    S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
Daha önceki birkaç köşe yazımızda da belirttiğimiz gibi; 13 Temmuz 2015 günlü “Türkiye Gazetesi”nde (s. 12) okuduğumuz bir haber, oldukça dikkat çekici ve ülkemiz insanının âdeta bir röntgen filmi gibi idi.
Bu haberde; ülkemizin sayılı anket kuruluşlarından biri olan “Mak Danışmanlık” tarafından Ramazân ayında yapılan ve 50 ilde 5 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşerek gerçekleştirilen bir “Anket” sonuçlarından bahsedilmekte ve özetle şöyle denilmekte idi:
    Araştırmaya göre; dîni hassasiyeti en zayıf yaş aralığı 18-25 olurken, 5 vakit namâz kılanların oranı yüzde 24, Cumâyı kılanların oranı yüzde 31, hiç namâz kılmayanların yüzdesi ise 18, oruç tutanların oranı yüzde 52, zekât veya sadaka verenlerin oranı yüzde 65, âhirete inananların oranı yüzde 81, inanıyorum ama şüphelerim var diyenlerin sayısı ise yüzde 9 ve hiç inanmayanlar ise yüzde 4.
Yukarıda “serlevha” hâlinde sunduğumuz “âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler” ile diğer “vecîz sözler”in ışığında düşünecek ve de “anket sonuçları”nı şöylece bir göz önünde bulunduracak olursak; ister istemez “günümüz gençliği”nin işinin (daha doğrusu mânevî geleceğinin) oldukça zor olduğunu görüyoruz…
“TRT”, “Samanyolu ” ve “Kanal 7” gibi televizyon kanallarında “Sunuculuk”, “Bugün Gazetesi”nde “Köşe yazarlığı” yapmanın yanında “İçimden Geldiği Gibi”, “Günaydın Gece”, “Benim Hâlâ Umudum Var”, “Küçük Mutluluklar”, “Aşkın Bir Yüzü”, “İkbal Gürpınar’dan Yemek Tarifleri”, “Ramazan Sofrası” ve “Elbet Bir Gün” gibi çokça okunan eserlere de imza atan Sn. “İkbal Gürpınar”ın dile getirdikleri tehlikeleri de hesaba kattığımızda, bizlerin gençlik yıllarının bu “tehlike sayısı” bakımdan “çok daha iyi” olduğunu söylemeden geçemiyoruz…
Bunun için de “Türkiye Gazetesi Yazarı Sn. Abdullatif Uyan”ın 17 Kasım 2015 günlü nüshada dile getirdikleri bir hâtırayı aynen nakletmek istiyoruz:
“İstanbul Kadıköy Müftüsü Arvâsîzâde Seyyid Ahmed Mekkî Üçışık Efendi (rahmetullahi aleyh) bir gün bize gelmişti. Beş altı kişi aynı evde kalıyorduk. Masanın üstünde Türkçe ‘Kimyâ-yı Seâdet’ kitabını görüp ‘Bunu kim okuyor?’ diye sordu. Filan arkadaş dedik. ‘Seâdet-i Ebediyye’ kitabı varken bu okunur mu?’ buyurdu. Biz şaşırdık. Anlayamadık. Ve kendilerine ‘İmâm-ı Gazâlî hazretleri büyük âlim değil mi?’ dedik. ‘Elbette büyük âlim. Hattâ bizim anlayamayacağımız kadar büyük âlim. Ama İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin bu kitâbı, bin sene evvelki insanların hâline göre yazılmış’ dedi.” 
Ve dahi ardından da biz aynısını tekrarlıyor ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = =
Dinle beni “Ey Genç Adam”, bi dinle;
Yaş “kemâl”de, acep aklın kiminle?.. 
Aran nasıl, acep ‘dîn-i mübîn’(*)le?..
Gelip-geçer, elbette bu “nevbahar”;
Duâlarım, bu zor günde seninle…

“Müzik” düşman, “içki” düşman bilesin;
“Nefs” elinde, bir “topaç”sın-“bilye”sin;
“Mide” ister, daim hep iyi yesin…
Duâlarım, bu zor günde seninle;
Biri hele, “Bu film porno” bi desin…

“İnternet” var, “genelağ”dır bir âlem;
Kimine “iş”, kimine dert, bin elem;
Nicesini “hasta” eder, hem “verem”…
Duâlarım, bu zor günde seninle;
“Mesaj” hazır, bi “SMS” gönderem…

“Twitter” var, “Facebook” var, bin “tuzak”;
“Kitap” kalır, gözden-elden hep uzak;
“Foursquare” derler, kimi fulü-kimi ak…
Duâlarım, bu zor günde seninle;
Vaktin çoksa, isim-isim resim bak!..

Bunca düşman, arasında “arkadaş”;
Ya bir “şeytan”  olur yahut da “kardeş”;
“Seâdet-i Ebediyye” bir “yoldaş”…
Tebriklerim, bu zor günde seninle;
“İyi insan”, “iyi adam”-“vatandaş”…

KAYIKÇ’Ali, “Zaman âhir zaman”dır;
Bu zamanda, gencin hâli dumandır;
Düşmanı çok, birbirinden yamandır…
Nasîhatım, bu zor günde, genç dinle:
“Dünya harman”, çoğu saptır-samandır…
---------------------------------------------------- 
(*): Dîn-i mübîn: Hayır ve şerri, hak ve bâtılı ayıran

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim