• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

“DÎN HAYATIN HAYATI, HEM NÛRU HEM ESASI”

Ali Kayıkçı

* “Doğrusu Allah indinde (katında) makbûl olan din İslâm’dır. Kendilerine kitâb verilenler (Hıristiyanlar ve Yahûdîler) kendilerine ilim geldikten (hakîkati bildikten) sonra aralarındaki ihtirâstan dolayı (İslâm dîni hakkında) ihtilâfa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, şüphesiz ki Allah, hesabı pek çabuk görendir. (Kur’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi; âyet 19)
* “…Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nîmetimi tamamladım ve din olarak da İslâm dînini (verip ondan) hoşnut oldum.” (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 3’ten)
* “Size gönderdiğim İslâm dîninden râzıyım (yâni bu dîni kabul edenlerden, bu dînin emir ve yasaklarına tâbi olanlardan râzı olurum. Onları severim). Bu dinde olmak ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla tamam olur. Dîninizin tamam olduğunu her gün bu ikisi ile belli ediniz!” (Hadîs-i kutsî-Taberânî)
* “Dînin temeli, nasîhattır.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “Dinde, din âlimlerinin sözleri mûteberdir. Târihcilerin sözü senet olmaz.” (S. Abdülhakîm Arvâsî “r. aleyh”)
* “Dîn hayatın hayatı, hem nûru hem esası/İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..”.  (Bediüzzâman S. Nursî; Bitlis, 1873/Urfa, 1960)                                                                                                                                * “Bugün İslâm devletleri, eski kudretlerini kaybetmişlerse,  bunun sebebinin Müslümanların dinlerine icap eden riayeti göstermemeleri olduğunu anlattım.” (Prof. Dr. Gyula/Abdülkerim Germanus; Macaristan, 1884-1980)
*  “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı Ceza İnfaz Kurumu İstatistiklerini açıkladı. Buna göre, Ceza İnfaz Kurumunda 31 Aralık 2014’teki kişi sayısı 158 bin 690 oldu. Bu kişilerin yüzde 96,4 ü erkekler, yüzde 3,6’sını ise kadınlar teşkil ediyor. Suç esasına göre değerlendirildiğinde, hükümlülerin yüzde 17,5’inin hırsızlık, yüzde 14,5’inin yaralama, yüzde 8,2’sinin İcra İflâs Kanunu’na muhalefet, yüzde 5,2’sinin öldürme suçu işlediği görüldü.” (Türkiye Gazetesi-08.12.2015, s. 9)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
 Önceki yıllarda “Gürses” ve “Demokrasinin Müdafii” isimli gazetelerimizde tefrika olunan, 2, 4  ve 5. baskısı “kitap” hâlinde kültür-sanat severlerin kütüphânesine giren, şimdilerde ise 7. baskısı yapılmakta olan “Dünden Bugüne SAMSUNLU ŞÂİRLER ve YAZARLAR ANSİKLOPEDİSİ (414 İsim/Üçbinikiyüz  55 Eser)” adını taşıyan biyografik-edebî araştırma çalışmamızda kendisine sayfa ayırdığımız hemşehrimiz, mütercim/çevirmen “Bozkurt M. Güvenç” tarafından kaleme alınan bir eseri okurken, bir bölüm oldukça dikkatimizi çekmişti.
Nobel ödüllü Meksikalı Octovıo Paz’ın yazdığı “Yalnızlık Dolambacı” isimli bu kitabın “Meksika’nın Fethi ve Sömürgeleşmesi” başlıklı bölümünde, oldukça ibret dolu bilgiler verilmektedir.    Burada, Maya ve Aztek medeniyetlerinden bahsedilirken, onların “Çok tanrılı dinî inançlar” gölgesinde nasıl bir çıkmaza saplandıklarını ve maddî refahlarının ihtişamına rağmen îmânî zaaflarının, birkaç yüz İspanyol serseri/maceraperesti karşısında, koskoca imparatorluğu nasıl bir tükeniş noktasına sürüklediğini, ibretli misâller hâlinde vermekte ve bizleri, (yukarıya “serlevha” olarak aldığımız âyet-i kerîme, hadîs-i şerîfler ve evliyâ zâtların mübârek sözleri ve) rahmetli Bediüzzâman Sâid Nursî’nin şu vecîz mısraları karşısında derin düşüncelere salmaktadır:
“Dîn hayatın hayatı, hem nûru hem esası;  İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..”
Maddî ve ekonomik gelişmeye, hatta dünyâ çapındaki kalkınmadaki hızımıza rağmen, asla ve asla ihmâl edilmemesi gereken bir yönümüz olan “mânevî güç/kuvvet/dayanak” yani “dinî eğitim” üzerinde önemle durmak lâzım geldiğinde şüphe yoktur. 
İşte; yarım asra yaklaşan bir musîbet/belâ “PKK Terör Olayları”, bunun artı’sı “KCK Terör Olayları”, ardından yaşadığımız onca kadın-kız cinâyetleri, hırsızlıklar, arsızlıklar, Bonzayi içmeler… hep birer dinden/diyanetten uzaklaşmanın alâmeti değil de nedir diyoruz… 

    = = = * = = = 

“Dîn hayatın hayatı”, hem iki cihân yolu;
Saâdete erdiren, en yüksek burçlar onda!..
“İhyâ-yı dinle olur”, dünyâ bir Anadolu!..
Yaşarken başka güzel, yolcu iken son anda…

“Dîn hayatın hayatı”, hem esastan temeli;
Bu temel üzerinde, sağlam ilerlemeli;
“İhyâ-yı dinle olur”, saâdetler emeli;
Her ânında kazanç var; hem başlangıç, hem sonda…

“Dîn hayatın hayatı”, maddede ve mânâda;
En güzel işler onda, dilekte ve senâda;
“İhyâ-yı dinle olur”, ev-ocak ve ana da;
Huzurla baca tüter, ışır koca cihân da… 

“Dîn hayatın hayatı”, KAYIKÇ’Ali îmânı;
Silâh gibi alettir, o kurtarır vatanı;
“İhyâ-yı dinle olur”, nice destan-bin anı;
Daim onu yaşamak, bırakmamak nîhanda…     
                                                     
    = = = * = = = 

“Erciyes Dergisi”nin “Mayıs–2012” tarihli 413. sayısında, Sayın “Muhsin İlyas 
Subaşı” tarafından kaleme alınmış, Macaristan asıllı Prof. Dr. Gyula Germanus adındaki bir araştırmacı yazarın hayat hikâyesini okurken, şu satırlar dikkatimizi çekmişti:   “Delhi’ye geldiğim gece, rüyamda Muhammed “aleyhisselâtü vesselâm” bana göründü. Üzerinde sade, fakat çok kıymetli bir elbise vardı. Bu elbiselerden bana doğru, çok güzel bir koku geliyordu. Kibar, çok güzel, sevimli, parlak yüzü ve nûr saçan tatlı gözleri karşısında, dilsiz kalmıştım. Bana çok tatlı, fakat emredici bir sesle ve Arapça olarak, (Neden üzülüyorsun? Önündeki yolu artık biliyorsun. Doğru yolun hangisi olduğunu seçecek bir seviyeye vardın. Hiç durma ve hemen o yola gir!) buyurdu.”                                                                           
“Kendisine Hindistan’ı ziyarette hutbe okumalarını teklif ederler. Delhi’de Şah Cihan Camiinde minbere çıkar ve Müslümanların niçin geri kaldıkları konusunu şöyle anlatır: “…bugün İslâm devletleri, eski kudretlerini kaybetmişlerse, bunun sebebinin, Müslümanların dinlerine, icap eden riayeti göstermemeleri olduğunu anlattım.”                                                                      “Türkiye Diyanet Vakfı” yayınları arasında “Tercihimiz Niçin İslâm” adı altında yayımlanan ve İ. Ruhi Bolay tarafından da dilimize çevrilen bu eserin özet fikri ile “Bediüzzaman S. Nursî”nin yukarıya aldığımız vecîz sözü/beyiti; maddeci/materyalist zihniyet sâhibi kimseler istemese de bir hakîkati haber vermekte ve işe nihaî teşhisi koymaktadır: 
“Din, hayatın hayatı/Hem milletin ihyâsı!..”
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

    * - * - * - * - * - 

“İnsanî cümle haslet”, yüce İslâm dîninde; 
“Çalışma esasları”, “Başgil Hoca” teşhisi; 
“Âyet-hâdis-başarı”, insanoğlu indinde; 
“Dîn hayatın hayatı; hem nûr-u, hem esası; 
İhyâ-yı dinle olur”, “meclis”i ve “şûrâ”sı…

“İnsanî cümle haslet”, “Selçuklu-Osmanlı”da; 
“Mevlânâ-Yûnus Emre”, sevgisi her canlıda; 
Aynı “şevk”, aynı “gayret”; her bir “delikanlı”da; 
“Dîn hayatın hayatı; hem nûr-u, hem esası; 
İhyâ-yı dinle olur”, “Türk’ün Kızıl Elma”sı…

“İnsanî cümle haslet”, “aile”de, “millet”te;
“Mutluluk-huzur-refah”, “olsun” dersen “devlet”te; 
“Ayın fethine çıkmak”, bir coşkulu “savlet”te; 
“Dîn hayatın hayatı; hem nûr-u, hem esası; 
İhyâ-yı dinle olur”, “ilim-irfân iyi”si…

“İnsanî cümle haslet”, “modern araç-gereç”ler; 
“Ordinaryüs” beyanat, “cihanşümul demeç”ler; 
 “Kopenhag kriteri”, aşılır “dönemeç”ler; 
 “Dîn hayatın hayatı; hem nûr-u, hem esası; 
İhyâ-yı dinle olur”, “yenilerin yeni”si…

“İnsanî cümle haslet”, KAYIKÇI’nın özlemi; 
“Rota Kâbe”ye doğru, doğru tut hep dümeni!..
“Kaptan Resûlallah”tır, hiç batar mı bu gemi?!..
“Dîn hayatın hayatı; hem nûr-u, hem esası; 
İhyâ-yı dinle olur, şu milletin ihyâsı!..” 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim