• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

DEVLET BAHÇELİ, TAYYİP BEY'İ BAŞKAN YAPARSA ŞAŞIRMAM!

Adnan Bahadır

Dünya görüşüm, inancım, idealim, yaşam biçimim hatta ve hatta ailemin yaşam biçimi açık ve net ortada olan bir insanım. Tayyip Erdoğan'ın bu ülke için lüzumlu bir insan olduğuna, AK Parti'nin iktidar olmasının ardından yaşanan müspet gelişmeleri de takdir eden bir insanım.
Ancak bu ülke için Başkanlık sisteminin henüz uygun olmadığına da inanan biri olduğumu ifade etmekte yarar görüyorum. Neden böyle düşünüyorsun derseniz; kuvvetler ayrılığı dengesinde yasama, yargı ve yürütme denen bir denge vardı. Peki şu anda bu denge var mı derseniz, rahatlıkla yok derim. Neden yok dersin derseniz, zaten Yasama ile Yürütme iktidarın elinde değil mi? Geriye kaldı Yargı. Bakın bundan daha birkaç yıl önce bir çok dava ile ilgili ağır cezalar veren mahkemeler şimdi aynı davalarla ilgili beraat kararı veriyor iseler, burada bir sorun var demektir. Üzülerek ifade etmek gerekirse, bu ülkede sadece ve sadece körü körüne Tayyip Bey'e düşman olanlar ile sevenleri var, keşke bu insanlar ortaya Tayyip Bey'in icraatlarını koyup eleştirseler o zaman onlara saygı duymaz isek namerdiz. Ama bu insanlar sadece ve sadece Tayyip Bey düşmanlığı yaptıklarından, yaptıkları muhalefet hiç bir işe yaramıyor.
Bir ülkede yasama, yürütme ve yargı biri birini denetlemez ise inanın o ülkede yaşanmaz. Ben bir yandan AK Parti'nin güzel icraatlarını ve Tayyip Bey'in duruşunu takdir ederken diğer yandan Artvin'de yaşanan olayların da fevkalade yanlış olaylar olduğunu ve Cengiz İnşaat'ın orada yaptığı doğa katliamının fevkalade hatalı olduğunu rahatlıkla yazabiliyorum. Bunu yazabilmemim tek nedeni var, o da göbeğimden bir yerlere bağlı olmamamdır. Şayet ben de göbeğimden bir yerlere bağlı olsaydım durum çok farklı olurdu, ben de yazamazdım. Ama Allah'a binlerce kez hamd-ü senalar olsun ki kimseye eyvallah etmeden korkusuzca herşeyin doğrusunu rahatlıkla yazıp çiziyoruz. İşte bu nedenle de pek çok menfaat grubu tarafından sevilmiyoruz. Geçenlerde gelen gazeteci arkadaşlar "Neden herkesle kavga ediyorsun?" dediklerinde onlara "Ben kulların değil Yaradan'ın kınamasından korktuğum için doğruları yazdığımdan, doğruları duymak istemeyenlerle kavgalıyım, bundan da zevk alıyorum" dedim.
Başkanlık sistemi, bu ülkede neden bu kadar ısrarla isteniyor, bunu havada uçan kuşlardan tutun da denizde yüzen balıklara varıncaya dek herkes çok iyi biliyor. Tayyip Bey, ilk iktidar olduğunda Cumhurbaşkanlığının yetkileri çok fazla bunları azaltmamız lazım, bazı konularda dörtlü kararnameye gerek yok, derken şimdi tam aksine tek adamlıktan yana tavır koyup Başkanlık sisteminin gelmesini istiyor. Davutoğlu'nu oraya getiren kendisi olmasına rağmen yaptığı bazı icraatları beğenmediği için, iki başlılığı ortadan kaldırıp ülkeyi tek elden yönetmek istiyor. Bu belki bazı konularda işe yarayacak, bazı icraatlar daha kolay olacak ama uzun vadede daha sıkıntılı işler çıkaracağı kanaatindeyim. Başbakan'ın yaptığı bir hata varsa bunu Cumhurbaşkanı düzeltir. Cumhurbaşkanı'nın yanlış bir uygulaması olursa Başbakan uyarır, iş daha sağlıklı yürür kanaatindeyim. Ama işin içerisine aile fertlerinin izzet ve ikballeri girerse, işte o zaman tek adamlık çok daha sağlıklı olur kanaatindeyim.
TBMM'nin şu andaki yapısı, Referandum için elverişli değil. AK Parti'nin 14 oya ihtiyacı var ama AK Parti içersindeki bazı fireleri de hesaba katacak olur isek işte o zaman bu sayı daha da yukarı çıkar. Peki Cunhurbaşkanı bu tabloyu görmüyor mu derseniz elbette görüyor ama onun da kendine göre bir hesabı var. MHP'deki muhalifler şayet başarılı olurlarsa MHP nin oyu yüzde onbeşlere kadar çıkabilir, Devlet Bahçeli kalırsa barajın altında kalma ihtimali daha fazla gözüküyor. Bu durumu Devlet Bahçeli bilmiyor mu? Elbette biliyor ama koltukta kalması için her şeyini feda edeceğini tüm kamuoyu biliyor. Hal böyle olunca da ortaya çok farklı bir tablo çıkıyor. Mahkemenin verdiği kararda bir üst mahkemeye gitme yolu açılırsa Devlet Bahçeli kalır. Yok mahkeme üst mahkeme konusunda ışık göstermez ise o zaman mevcut Delegeler bu yıl sonu itibarı ile değişeceğinden Devlet Bey yoluna devam eder.
Peki bu arada ne yapılabilir derseniz, bir biçimde mahkemenin üst mahkeme yolunu kapatması sağlanabilirse Devlet Bahçeli yoluna devam eder. Bu iş nasıl olacak derseniz onu da siz bulun. Benim üstadım lafın tamamı deliye denir der. Peki yapılırsa karşılığında ne olur derseniz, bu güne kadar hangi şartlarda olursa olsun HDP ile aynı masaya oturmam diyen Devlet Bahçeli, şimdi dört parti olursa olurum diyorsa, bunun altında bir bit yeniği aranmalı diye düşünüyorum. Şayet yanılıyorsam düzeltin lütfen, kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim