• BIST 106.991
  • Altın 151,930
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

Değirmen Sele Gitmiş...

Ali Kayıkçı

          (Cuma gününden devam)
          "M. Hâlistin Kukul, "Kanije Destanı", "Türk'ün Ayak Sesleri", "Kıbrıs Destanı", "Sonsuzluk Merdiveni" ve "Dağıstanlı Arslan Şeyh Şâmil Destanı" adlı şiir kitâplarıyla "Destan Şiiri" sahasında adından söz ettiriyor. Bu alanda Arif Nihad Asya, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu çizgisini devam ettiren Kukul, verimli bir şâir ve yazarımız. Bugüne kadar aralarında Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Millî Kültür Vakfı gibi kuruluşların bulunduğu çeşitli yerlerden sekiz ödülü bulunan M. Halistin Kukul ile, kaleme aldığı destanlar hakkında konuştuk:         
- Sizi, destan yazmaya iten sebep nedir?          
- Şüphesiz ki, başlangıçta târih sevgisi ve onun verdiği heyecandır. Destanlarımız, bizim, millî hüviyetimizdir. Destansız bir milet, köksüzdür. Destanlar, bir yönüyle millî kültürümüzü, bir yönüyle de bu kültür içinde insanımızı tarif ederler. Biz, hadiseler bakımından olduğu kadar, târihi bakımdan da cihâna ışık tutacak büyük şahsiyetlere sahibiz. Bu hususta Basri Gocul, Azmi Güleç ve Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, güzel eserler bıraktılar. Bilhassa Niyazi Yıldırım Bey, bu sahanın üstâdıdır.           - Sizce bunlar yeterli midir?         
- Elbette ki hayır. Zaten, yeterli dediğimiz ânda, meselemiz kalmaz. Bu dünyâda yaşanılır da mesele biter mi? Bu saydıklarım, büyük hizmetler yaptılar. Ancak, işlenecek daha çok konumuz var. Bu, birkaç kişinin işi değil. Bir ânlık iş de değil. Ben, diğer çalışmalarımın yanımda, duyduğum bu ihtiyaçtandır ki, destan da yazdım. "Kıbrıs Destanı"m, Kültür Bakanlığı'nca neşredildi. Hatta Şeyh Şâmil ve Kanije Destanları, 1997'de ikinci baskılarını yaptı.        
- Bu mevzuları seçmenizde hususî bir sebep var mı? Niçin Kıbrıs, niçin Şeyh Şâmil, niçin Kanije?..        
- Muhakkak ki var. Kıbrıs malûm... Bu üç noktanın tespiti  başlı başına bir sebep. Her üç eser de farklı zamanlarda hazırlanmasına rağmen, bir tesadüfün ötesinde, üç kritik noktanın mazideki  ve şimdiki hâlleri çok mühim. Tabii ki Türkiye için. Diğer taraftan Şeyh Şâmil, herkesin tanıması gereken, örnek alması gereken bir veli şahsiyet. Büyük mücâhid. Kahraman. Kanije ve Tiryaki Hasan Paşa da iyi tetkîk edilmeli. Yani, san'ata aksetmeli. Böylece, târih ilmi, san'atla desteklenmeli... Numuneler, iftihar vesikalarıyla sunulmalı, estetik hazza döndürülmelidir.        
- Diğer şiir veya nesir çalışmalarınızla, destanları mukayese eder misiniz? Farklı türlerde çalışmalar yapmanız, sizi zorlamıyor mu?        
- Zorluk, türler arasında değil, türler içinde bile mevcuttur. Bu olacaktır. Tabiidir. Ancak, destanda umumî  akış içinde bir mevzu bütünlüğü olmalıdır. Hele, meseleyi bir kitâp çapında düşünürseniz, iş daha da artar. Ben, destanlarımın üçünde de hece veznini kullandım. Mesaj daha kolay veriliyor heceyle. Akıcılık daha iyi sağlanıyor. Daha zor, fakat daha tesirli."               (Mehmet Nuri Yardım, Türkiye Gzt. 18.1.1998, s. 10).
(Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim