• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 8 °C
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI
  • TRABZON’DA KARADENİZ DERBİSİ
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • HASTA YATAĞINDA ÇARŞAMBASPOR AŞKI

DEDİM-DEDİ, BIDI-BIDI, ÇAL ÇENE!..

Ali Kayıkçı

   *   “Birbirinizi gıybet etmeyiniz! Sizden herhangi biriniz (gıybet etmek suretiyle) ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’tan korkun!..“    (Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât Sûresi, âyet 12’den)    
*   “Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz?.. Gıybet; kardeşini, arkasından hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”, “(Eğer söylenen şey onda varsa) bu gıybet olur. Eğer (onda) yoksa bühtân yâni iftirâ olur.”, “Gıybetten uzak durunuz. Çünkü gıybet zinâdan fenâdır. Zinânın tövbesi kabul edilir. Fakat gıybet edilen helâl etmedikçe, tövbesi kabul edilmez.”, “Kıyâmet günü bir kimsenin sevâb defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyâda şu ibâdetleri yapmıştım. Sahîfede bunlar yazılı değildir, der. Onlar defterlerinden silindi, gıybet ettiklerinin defterine yazıldı, denir.”    (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
*    “Gıybet, kanser gibidir; girdiği vücûd iflâh olmaz.”, “Gıybet edene, sus diyene, yüz şehîd sevâbı vardır.”   (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî  “r. aleyh”)                                                                                                                                                                       *    “Gıybet): Bir kimsenin, yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı veya kalbinin kırılacağı bir sözünü, hâlini veya hareketini, gıyâbında, yâni bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek. Dedi-kodu”  (Türkiye Gzt.  Dînî Terimler Sözlüğü, c. 1, s. 142)
*   “Teknolojiyle ilgilenmemenin, sosyal ağlarda olmamanın çağ dışılık, banallik olduğu, ille de buralarda boy göstermenin, her gittiğimiz yerin fotoğrafını çekip, yerini bildirmenin, prestij kazandıracağını dikte etmeye çalıştılar bize. Çok komik ama ben de düştüm bu tuzağa. Twitter ve Facebook, fotoğraf paylaşımlarının yapıldığı Foursquare gibi başka mecralara üye oldum. Gittiğim yerlerin güzellikleri, restoranları, yöresel kıyafetleri, güzel sözleri paylaşıyordum. Ama bir gün baktım ki, inanılmaz bir zaman kaybı bu. Beni kitap okumaktan, daha fazla ibadet etmekten alıkoyan bir tür bağımlılık hâline gelmişti. 4-5 dakikada bir elim telefona gidiyor, biri bir şey yazdı mı, paylaştı mı diye bakıyor olmuştum. Üstelik yalan yanlış lâflar, karalamalar, provokasyonlar, eski görüntüleri yeniymiş gibi kullanıp halkı yanıltmalar, oturduğu yerden klavyeşörlük yapıp, iftira atmalar…”  (İkbal Gürpınar-Elbet Bir Gün; İst. 2013, s. 85-86)    
*     “Türkiye’de Facebook’un yaklaşık 35 milyon, Twitter’in ise 11 milyon kullanıcısı var.” (Abdullah Çiftçi-Sosyal Medya ve Bilgi Teknolojileri Strateji Derneği Başkanı; Türkiye Gazetesi-06.09.2015, s. 12)
*     “Bugün öğrenci olsaydım, mümkün olduğunca bilgisayar, televizyon, akıllı telefon gibi cihazların kölesi değil, onları kendime köle yapmaya çalışırdım. Çünkü bu cihazların, düşünceyi dumura uğratıp; asosyal, çevreden kopuk, bencil bir toplum yetiştirdiği artık biliniyor.” (Prof. Dr. Muhittin Şimşek-Türkiye Gazetesi-08.03.2016, s. 14) 
*     “Batı, televizyonu uyuşturucu gibi kullanıyor. Türkiye’de basın, Türk değildir, çünkü Türk basını Türkiye’nin çıkarlarını korumuyor. Türkiye’de özel kanallar, özgür değildir; çünkü özel kanallar, sermayenin kanalları olmuştur.” (Attila İlhan-Türkiye Gzt. 14.03.2016, s. 9)
*   “Türkiye, 4,5 G’ye geçti. Bu uygulamayla (…) ‘cep telefonunu en yaygın biçimde kullanan genç kesimin bağımlılığı 10 kat daha arttırıldı’ dersek çok daha doğru olacak. 4,5 G sayesinyde akıllı cihazların veri indirme hızında gözle görülür bir artış yaşanıyor. 3 G’ye sahip bir cihazla oyun yüklemek ortalama 3 dakika sürerken, bu süre 4,5 G’de 25 saniyeye düşüyor. 3 G’li bir cihazda kullanıcılar ortalama 10 saniyede müzik indiriyor. 4,5 G bu süreyi 1 saniyeye düşürüyor. 3 G’de video yüklemek isteyen kullanıcılar otalama 20 saniye beklemek zorunda. 4,5 G’de ise bu süre 1 saniye. HD Video izlemek için gereken bekleme süresi 3 G’de 1,5 dakika. 4,5 G ise bu süreyi 30 saniyeye düşürüyor. Kopartılan gürültünün arkasında ne var gördünüz değil mi? Oyun yüklemek, müzik indirmek, video izlemek… Bu mudur, elektronik devrim dedikleri?.. Cep telefonu kullanmak, uyuşturucu kullanmakla eş değer hâle geldi!” (Necmettin Batırel-Türkiye Gzt. 05.04.2016, s. 7)
*   “Söz gümüşse, sükût altındır.” (Türk Atasözü) 

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
1,5 yıl kadar önce, 2 Ekim 2014 günlü “Denge Gazetesi”ndeki köşe yazımızda dile getirdiğimiz bir haber vardı. 4 Eylül 2014 günlü gazetelerimizde yer alan bu küçük haber, bizi oldukça düşündürmüş ve o günkü sohbetimize de vesile olmuştu. Daha sonra ise bunu 28 Şubat 2016 günlü köşe yazımıza da taşımıştık. Bu haberde aynen şöyle deniliyordu:
“Türkiye’de 70 milyon 791 bin 75 cep telefonu abonesi bulunuyor. Abone başına aylık görüşme süresi 364 dakika olarak hesaplanıyor. Bu rakamla Türk cep telefonu kullanıcıları, Avrupa birincisi. Türkiye’yi 289 dakikayla Fransa, 267 dakikayla da Norveç izliyor.” 
 Bizi oldukça düşündüren, düşündükçe de kaygılandıran haber bu idi. Çalışarak, Osmanlı döneminde olduğu gibi, “üç asır boyunca dünyâ lideri” olmak varken, çene çalarak, dedim-dedi ile, bıdı-bıdı, vıdı-vıdı ile “vakit öldürmek”, bunu yaparken de “Avrupa’da birinciliği almak” iş midir? Bize yakışan mıdır?.. “Gıybet” illetinden, “iftira/bühtân” illetinin zararlarından bîhaber olmak mıdır?.. 
Diye sormuş ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile okuyucularımızı baş başa bırakmış idik:
             - * - * - * - * - *
Dedim-dedi, bıdı-bıdı, çal çene; 
Orda-burda, konuş-konuş, hiç bitmez!..
Söz yerine, bir kez de sus, bak-dene:
Şarjın uzar, kontör artar, boş’ gitmez;
Verim artar, kıymet katar, ülkene…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı, boş lâflar; 
Konuştukça, değer düşer, çok gaflar; 
Kim akıllı, kim teneke, kim saflar…
Şarjın biter, kontör biter, hoş’ gitmez; 
Sırlar biter, boşalır gizli raflar…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı, konuş-dur; 
Akıl nerde, mantık nerde, mi…’ye vur;
Zembereği, bir defalık boşa kur!..
Şarjın bitmez, kontör bitmez, dert etmez; 
Lâfın azı, işin çoğu, hoş olur…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı,  çenebaz; 
Sözler bitmiş, ha-hı ile, iş olmaz;
Boş mideye, kuru lâfla, aş dolmaz…
Şarjın biter, kontör biter, ak… yetmez; 
Cahil derler, hem görgüsüz, bir yobaz…

Dedim-dedi, bıdı-bıdı,  iş değil; 
Bağır-çağır, kaba lâflar, hoş değil; 
KAYIKÇ’Ali, sükût asla, boş değil…
Ne şarj ister, ne de kontör, fark etmez; 
Cevahirdir, bir yaramaz, taş değil
     = = = * = = = 
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Aradan geçen bunca zamandan sonra geldiğimiz noktaya şöylece bir baktığımızda şunları görüyor ve hayret üzerine hayretimize yeni şaşkınlıklar ekliyoruz:
1 Nisan günü geçilen “4,5 G” teknolojisine sahip olmak için bir günde yapılan müracaat sayısı tam 5 milyon olmuş. 
O gün “Türkiye’de 70 milyon 791 bin 75 cep telefonu abonesi bulunuyor” ve “abone başına aylık görüşme süresi 364 dakika olarak hesaplanıyor”ken bu gün bu rakamlar  “73 milyon 640 bin mobil abone” sayısına ulaşmış ve de  “399 dakika ile cep telefonu kullanıcıların arasında Türkler yine Avrupa birincisi. Sıralamada bizi 329 dakikayla Fransa, 250 dakikayla İtalya, 192 dakikayla İngiltere ve 126 dakikayla da Almanya”  olacak şekilde takip ediyor. (Bkz: Türkiye Gazetesi; 04.04.2016, s. 1, 8)
Şahıs başına “millî geliri Türkiye’nin 3-4 katı olan” ve konuşmalarında “gıybet, iftirâ/bühtan ve yalan günâhı” gibi bir endişesi de bulunmayan bu ülkeler ile aramızdaki bu uçuruma ne demeli?.. Neyi-nasıl söylemeli?..  Doğrusu şaşırmamak mümkün değil!.. 
Diğer taraftan; bu “dedi-kodu”lu, bu “bıdı-bıdı”lı konuşmalara, “SMS”li yazışmalara şimdilerde bir de “WhatsApp” eklendi ki deme gitsin. Dünün  “Twitter” ve “Facebook”u, fotoğraf paylaşımlarının yapıldığı “Foursquare”ı ile “Instamgram”ı, “Safari”si vb. bunun yanında yaya kalmakta.  
“Türkiye Gazetesi”nin 12 Şubat 2016 günlü nüshası arka sayfasında yer alan bir habere göre “Teknoloji Ömür Törpüsü Olmaya Başladı. Gençlik, Telefonun Esiri Oldu” denilmekte ve devamında ise Boğaziçi, Kadir Has, Bilkent, Hacettepe, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik ve Yıldız Üniversitelerinde öğrenciler arasında yapılan bir araştırmaya göre, “Gençlerin her gün zamanlarının 229 dakikasını cep telefonu kullanarak geçirdiği” ve bu gençlerin 24 saatlerinin 136 dakikasını başta “WhatsApp” olmak üzere Facebook, Instagram, Snapchat, Safari, Twetter, Game, Youtube, Spotify gibi akıllı telefon uygulamalarında harcadığı”, böylelikle de “Türk gençliğinin konuşmak veya sosyal medya kullanmak yoluyla günün 4 saatini telefonda geçirdiği” anlaşılmakta,  diye dikkat çekilmektedir.   Açıklamada, “Yılda WhatsApp üzerinden yılda 250-300 milyar mesaj atılıyor. 365 gün boyunca en çok indirilen uygulamalarda hep ilk beşin içinde yer alıyor” denilmektedir…   
Gel de şaşırma!.. Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    = = = * = = = 
Bıdı-bıdı, vıdı-vıdı; çal çene;
Orda-burda, konuş-konuş;  ha konuş!..
İki dinle, bir de sus;  bi dene;
Gece-gündüz, telefona dokunuş;
Para yazar, gider yazar;  bütçene!..

Bıdı-bıdı, vıdı-vıdı; konuşmak;
Nice çamlar, balta ile buluşmak; 
Gıybet olur, iftirayla vuruşmak…
Gece-gündüz, telefona dokunuş;
Pişman kalıp, limon gibi buruşmak!..

Bıdı-bıdı, vıdı-vıdı; pişmanlık;
İki lâfa, bir de çerez; şişmanlık;
Şeytan sözle, yayıverir düşmanlık…
Gece-gündüz, telefona dokunuş;
Mesaj bekler, malayani okunuş!..

KAYIKÇ’Ali, bu bir asrî hastalık;
“Gerek” nerde, “elzem” nedir; ustalık;
Yolda-izde, şaşkaloz var; çok alık…
Gece-gündüz, telefona dokunuş;
“Kim aramış?”, sen bakarsın; en salık…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim