• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

“DEDİKODU” BUNDA, NEDENSE ÇOKTUR!..

Ali Kayıkçı

Saygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere;  “İlk Cumhurbaşkanımız” olan “M. K.  Atatürk” hakkında, bugüne kadar onlarca eser yazılmış, binlerce makâle kaleme alınmış, film yapılmış olmasına rağmen, O’nun dönemiyle ilgili olarak hâlen daha aydınlığa çıkarılmamış pek konu olduğu da bilinen bir hakîkattır…

Bunda, “Atatürk’ü Koruma Kanunu”nun etkisi olduğu kadar “millî bütünlüğün sağlanması” ve “devlet-millet büyüklerine kasıtlı olarak yapılan saldırıların önlenmesi” de etkili olmuştur… 
Dr. Rızâ Nur’un “Hayat ve Hatıratım”, General Kâzım Karabekir Paşa’nın  “İstiklâl Harbimiz” ve Kadir Mısıroğlu’nun “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” gibi eserleri de bu mahiyette zararlı görülerek yasaklanmıştır… Bu tarz uygulamalar da yeni eserlerin ve bilgilerin su yüzüne çıkarılmasına mani olmuştur… 
Üstâd Şâir ve Yazar Sayın Yavuz Bülent Bâkiler’in 10 Kasım 2008 günlü Türkiye Gazetesi’ndeki köşe yazısında belirttiği gibi, Atatürk’e “Peygamber” diyen “Behçet Kemal Çağlar” gibi şâirler ile O’na “İlâh Atatürk” diyen “Edip Ayel” gibi sapık-dalkavuklar ile asıl adı “Mohiz Kohen” olmasına rağmen bunu gizleyerek “Tekin Alp” düzmece ismiyle sözümona “Türkçü eserler” yazan “Yahudiler” de bir yana; O’nu, “Sen bizim babamızsın” şeklinde niteleyen, binlerce, on binlerce, belki de milyonlarca kişinin, niçin böyle söylediğine dair bir “bilgi”yi de, yakın zamanlarda öğrenince, onlara âdeta hak verir olduk…  Ve bu hususu da “Denge Gazetemizde”  (Bkz : 30.09.2014, sy: 8) “Sen Bizim Babamızsın” başlığı altındaki köşe yazımızda duyurduk… 
Araştırmacı-Yazar hemşehrimiz Sayın Dursen Özalemdar “Samsun Manşet Gazetesi”nin 14-15 Mayıs 2012 günlü nüshasındaki köşe yazılarında, İsmail Cem İpekçi’nin “Türkiye’nin Geri Kalmışlığının Tarihi” adını taşıyan eserinden naklederek verdiği malûmata göre, TC’nin ilk Kurucu Reisicumhuru M. Kemal Paşa-Atatürk’ün; bilinen aynî ve nakdî mal varlığı, âdeta “dudak uçuklatacak” miktarda idi demekte ve sonra da şöyle devam etmektedir:      
İstiklâl Harbi öncesi maaşı 40 lira yani 28 dolar civarında iken sonrasında, dönemin en büyük zenginlerinden biri oluvermiştir:
?    Arazilerinin toplam büyüklüğü 154 bin 729 dönüm (Yaşadığı yılların en büyük gayrimenkul zengini).
?    Bu arazilerinden 582 dönümü meyve bahçesi, 400 dönümü Amerikan asma fidanlığı, 220 dönüm zeytinlik, 27 dönüm portakallık, 100 dönüm park ve bahçe, 2 bin 650 dönüm çayır ve mera, bin 450 dönüm ormanlık, 148 bin dönümü de ziraata elverişli arazi ve meradır.
?    İş Bankası’ndaki şahsî hesabında 19 bin 566 lira nakit para.
?    13 bin baş koyun, 443 baş sığır, 69 baş at, 2 bin 450 adet tavuk
?    19 adet çiftlik servis aracı v.s.
?    16 adet traktör, 
?    13 adet harman makinesi-biçerdöver,
?    45 adet idare binası, 
?    8 adet at ve sığır ahırı, 
?    7 adet (15 bin baş koyunluk) ağıl, 
?    6 adet (Aydos ve Toros yaylâlarında) mandıra, 
?    5 adet nakliye kamyonu, 
?    4 adet hangar ve sundurma, 
?    4 adet lokanta, gazino ve lunapark, 
?    2 adet fırın, 
?    2 adet süt fabrikası (Ankara ve Yalova’da), 
?    2 adet yoğurt imalâthanesi, 
?    2 adet tavuk çiftliği (Ankara ve Yalova’da), 
?    2 adet orman çiftliği (Ankara ve Yalova’da), bunlara ait çeşitli sulama tesisat ve şebekeleri, 
?    2 adet çiftlik otomobili, 
?    Bira, malt, buz, soda ve gazoz, deri, ziraat aletleri ve demir çekme fabrikaları ile şarap imalâthanesi gibi işyerleri…
Atatürk’ün bu “49 kalemlik Malvarlığı Listesi”ni görünce; mânevî kızları Makbûle, Afet, Sabiha ve Ülkü’ye aylık 200’er lira maaş bıraktığını, bugünlerde ise Ülkü Hanım’ın bu veraset payına karşılık 5 bin lira aldığını da ilâve ettikten sonra biz de diyoruz ki:
Artık bu “Koruma”lar, artık bu “gerçeklerin üzerine sünger çekmeler” ve onlarca yüzlerce suale karşılık sükût etmeler bir son bulsun ve “Türk Tarih Kurumu” mu, “Vakıflar Genel Müdürlüğü”, “Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü”  mü yoksa “Başbakanlık Belgeleri” mi olur; gerekli arşiv araştırmalarını yapsın ve 25 yıl, 50 yıl, 75 yıl..lık ertelemeler de bir sona erdirilsin ve dahi  hakikatler ne ise ortaya çıkarılsın diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz…
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

        * - * - * - * - * - 

Kimsenin malında, gözümüz yoktur;
Rabbim çalışana, daha çok versin!..
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
“25-50” geçti, daha ne dersin?
Milletin yalana, midesi toktur…

Bu nasıl “tereke”, say-say da bitmez?
Soy “Hanedan” desem, “Selânik” yetmez;
“Hısım-mısım” desem, “ocağı” tütmez…
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
“Sorular” sorulur, “cevaplar” gitmez…

Kim verdi bunları, ne için verdi?
Kimin hatırına, neyi gönderdi?
Kim “ipten” alındı, geri dönderdi?..
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
Kim hasret giderdi, murada erdi?..

Hediye-hibe mi, yoksa “para”yla;
Veraset yolu mu, yoksa “sarı”yla;
Jandarma dipçiği, yoksa “karı”yla?..
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
Yargı yollu mudur, “el kararı”yla?..

“75’ten 80”, “100”e mi varır?
“Yeter gayrı açın!”, söze mi varır?
“CHP”ye vurur, öze mi varır?..
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
“Haksız iktisabı”, yüze mi vurur?..

KAYIKÇ’Ali der ki, “TTK” neci?
Kim niçin boşamış, kimdir “hülleci”?
Tarihe sünger çek, feci mi feci!..
“Dedikodu” bunda, nedense çoktur;
Kim var türkü diyen, kim kemençeci?..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim