• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 16 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“DEDE”DEN “TORUN”A: SON “NASÎHAT”

Ali Kayıkçı

* Torunum Mustafa S. Kayıkçı’ya ve bütün torunlara…

Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; sâdece “dededen toruna” değil, insanoğluna en büyük nasîhat,  “Kur’ân-ı Kerîm”dir; “Peygamberimiz Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazretleri”nin “hadîs-i şerîfleri”dir…  Sonra da mezhep imâmlarımızın ve “Ehl-i sünnet İslâm âlimleri”nin birbirinden güzel “eserleri”dir…
Meselâ; “Kütûb-i Sidde” (6 büyük hadîs kitâbı) bir büyük “nasîhat eseri”  olduğu gibi İmâm-ı Gâzalî’nin, İmâm-ı Rabbânî’nin bütün eserleri gibi Süleymân bin Cezâ Hazretlerinin “Ey Oğul İlmihâli”,  Hüseyin Hilmi Işık Efendinin “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye”si de bir bakıma “nasîhat” kitâbıdır.
Hatta dahasıyla; Şeyh Edebâlî Hazretlerinin damâdı Osman Bey’e olan “vasîyyeti” de bir “nasîhattır” ve her bir anne-babanın “dîne-diyânete uygun sözleri” de bir  “nasîhat”, öğretmenin talebesine güzel “tembîhleri” de bir başka “nasîhat”tır…
Diyoruz ve “Yaş 70”i geride bıraktığımız bu yılda; özelde torunum Mustafa S. Kayıkçı’ya, genelde bütün evlât ve torunlara yönelik bir “nasîhat” şiiri ile bugünkü köşe yazımızı şekillendirelim istiyor ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız bu mısralarımızı, Siz Saygıdeğer Okuyucularımızla  başbaşa bırakıyoruz:
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
    - * - * - * -  * - *
 Yaklaş “torun” yanıma, diyeyim sana bi’şe; 
Yaş 70’i de aştı, güç-kuvvetim inişe; 
Aylar-yıllar yarıştım, az kaldı son finişe…
Kulağını aç-dinle, tekrarı olmaz belki; 
Belki de “son nasîhat”, dokunsun şöyle dişe:

“Yoldaş” ararsan sana, “adres” sorarsan bana; 
Hangi yoldan Rabbına, “ulaşam” dersen O’na; 
Sığınayım affına, uyam dersen Kur’ân’a:
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

“Hâcet”in var namâz kıl, var “sevincin” namâz kıl!..
“Canın sıkkın” namâz kıl, “korktun”: İn-cîn namâz kıl!..
“Öfken” boydan aşarsa, geçer “hıncın” namâz kıl!..
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

“5 vakti” koma yalnız, “Sübhâ” var abdest sonu; 
“Kuşluk” var, “Evvâbîn” var; “Teheccûd” ince konu; 
“Tahiyyâd-ül Mescîd” var, “Menzîl” seyahat önü:
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

“Teravih” Ramazân’da, “iftar” sonrası ânda;
“Salât” olarak geçer, zikri çoktur Kur’ân’da; 
Işık olur yanına, “kabir” denen zindanda:
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

“Dînin direği” odur, “îmân merteği” odur; 
“Resûlü sevdim” dersin, “sevgi gereği” odur; 
“İbâdet” beden ise, “beden yüreği” odur:
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

“Tespîh namâzı” uzun, “bid’ât”lerden çok sakın!..
Kimi melek “kıyâm”da, “rükû”da “tâdil” takın!..
“Tahiyyât”da “huşû” var, “duâ”da kalbe bakın!...
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

KAYIKÇ’Ali bir dede, dede “nasîhat” ede; 
“Helâl” kazan, helâl ye; hayrın başında mide; 
Lokma helâl olursa, dil alışır “Tevhîd”e…
Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl; 
Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim