• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 17 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“DAVAM” KİTABI ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER/2

Ali Kayıkçı

 “DAVAM” KİTABI ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER/2
   “Allahü teâlâ Peygamberini hidâyet ve hak din İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dînini   diğer dinler üzerine üstün kıldı. (Muhammed aleyhisselâmın hak) peygamber       olduğuna şâhid olarak Allah yeter.”   (Kur'ân-ı Kerîm-Fetih Sûresi, âyet: 28)
  “Bir zaman gelir ki, İslâmiyet'e yapışmak, elinde ateş tutmak gibi güç olur.”, “El-Küfru milletun vâhide (Küfür tek millettir)”   (Hazret-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
“İslâm; bütün insanlığı eşit haklara sahip görür, hakkı üstün tutar, sömürüyü reddeder, kimsenin kimseye kul ve köle olmasını kabul etmez. Bu yüzden Siyonizm tarihi boyunca, hep hakkı üstün tutan İslâm'ı hedef almıştır.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan)
“Münekkid: Edebiyat veya sanat eserini değerlendiren, eleştiren kişi; eleştirmen, tenkitçi” - Sözlük  

 Saygıdeğer Okuyucularımız!..
  “Millî Gazete Ankara Kitap Kulübü” tarafından yayına hazırlan ve Kasım 2013 tarihinde neşredilmiş bulunan “Davam” adlı 272 sayfalık eserde; bundan önceki köşe yazımızda da belirttiğimiz gibi, rahmetli “Prof. Dr. Necmettin Erbakan” tarafından yapılmış oldukça dikkat çekici siyasî beyanatlar, sohbetler, Meclis konuşmaları gibi tespitler ve O'nun örnek hayatına ait resimler vardır.    
 Eserin, “Kitâbın Kitâbesi” sayfası dediğimiz 2. “Tanıtma Sayfası”nda tam 25 tane isim görüyoruz. Yayın Editörü'nden Yayın Danışmanı'na, Editoryal Destek'ten Redaksiyon'a, Kapak Tasarımı'ndan Fotoğraf Tarama'ya, Sanat Yönetimi'nden Reklâm Halkla İlişkiler'e ve İdari Büro'ya kadar tam (10 unvan ve 25 isim) yer almış. 
 Ancak; bu kadar isme, unvan ve görevliye rağmen, fecaat “kapak”tan başlamakta ve A. Hitler'in “Kavgam” kitâbının benzeri bir isim karşımıza çıkmakta: “Davam”.
 Gerek ilerleyen sayfalarda ve gerekse kapaktan resim altında yazılan ifâdeden bunun;   bir mahkeme safahâtı olmayıp bir “iddia, mesele, gerçekleşmesi için çalışılan fikir, ülkü mânâları”nda kullanıldığını anlıyoruz. Bu dikkat çekici ibâre ise O'nun şu vecîz sözüdür: “Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım!”
 Öyleyse; kitâba ad olarak yazılan bu ibâre “Dâvâm” şeklinde olmalı idi.
 Üstâd Şâir ve Yazar Necip Fâzıl,  “Çile” adlı eserinin bir bölümünü “Dâvâ ve Cemiyet” başlığı altında topladığı gibi, bu bölümde yer alan “Sakarya Türküsü”nde de, “Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..” diyerek, doğru bir şekilde nasıl yazılması gerektiğini de bir güzel göstermiş bulunmaktadır.  Burada, sâdece kelimenin nasıl yazılması gerektiği konusu değil, eserin doğru adının ne olması gerektiği hususunda da rahmetli Erbakan Hoca, hayatı boyunca hep “Dâvâmız” demiş olmasına ve gerek eserin 10. Bölümü olan “Son Söz”de ve gerekse buradaki bir konuşmasından alınarak arka kapağa aktarılmış bulunan “Bizim davamız İslamdır” diye başlayan hitâbetinde,  hep topluluk adına, yani “biz” şeklinde fikir beyan eylemiş olmasına rağmen, niteleme “sıfat”ının “tekil”e indirilerek “ben” şekliyle “davam” denmesi, O'na ve O'nun yüce ideâllerine de tamamen aykırıdır ve O'nun mânevî şahsiyetine karşı da büyük bir “ayıp” yapılmıştır, diyoruz…
  Eserin doğru adı “Madde ve Mânâ'da Büyük Dâvâmız” olmalı idi.
 “Fecaat kapaktan başlamakta” dedik ya, kitâbın isminin üzerine sâdece “Necmettin Erbakan” yazıyor. Özellikle böyle bir tercih bize/müşteriye/okuyucuya O'nun “akademik hayatı öncesi”yle ilgili; çocukluk-gençlik yıllarına dair bir esermiş intibaı veriyor.  Oysaki kapak resmi, O'nun olgunluk/Prof. Dr.luk dönemlerinden/MSP'nin kapatılması dâvasıyla ilgili mahkeme günlerinden bir görünümüne ait. Demek ki, burada da bir yanlışlık ve tutarsızlık var.
 Nitekim kapağın sırtında bu durum kendisini gösteriyor. “Necmettin Erbakan” isminin başında unvanı/titri de var: “Prof. Dr.”
 Demek ki olmadı “Kitap Kulübü” üyesi 25 isim. Daha kapak'tan dökülmeye başladınız!..
 Geçelim!.. Gelelim 8-9 punto incelikte yazılmış arka kapağa: “Bizim davamız İslam'dır. Gayemiz…” diye başlayan, O'nun oldukça dikkat çeken, 13 cümle hâlindeki 77 kelimeden ibâret vecîz sözlerine. Burada tam 17 tane “uzatma/inceltme” işareti dediğimiz (^) noksanlığı var. Diğer taraftan, sayfada onca boşluk olmasına ve gözlükle dahî âdeta zor okunmasına rağmen niçin böyle bir tercih yapılmış? Anlamakta zorluk çekiyoruz…
 “Türkçe, konuşulduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi de okunan” dünyânın en güzel lisanlarından biri olmasına rağmen, bu arka kapak dizgi fecaati de içeridekilerin âdeta sinyalini veriyor.
 Gelelim kitâbın iç sayfalarına:           1. sayfada, kapaktaki kelimelerin aynı hatâlı şekliyle tekrarı var. “Rıza” kelimesi (^)sız yazılınca “isim” gibi olur. Ali Rıza'da olduğu gibi.  Doğrusu, “rızâ”dır.
 3. sayfada “İçindekiler” başlığı altında, kitâbın 11 bölüm hâlinde hazırlandığını görüyoruz.
 İlk bölüm, “Giriş” başlığı ile başlamakta, son bölüm ise “Albüm” adını taşımaktadır.
 Burada da, başta “dava” kelimesi ve “İslam” olmak üzere 13 yerde (^) işaretinin konmadığına, dolayısıyla da gerekli “uzatma”ların yapılmadığına, özellikle de belli bir zümrenin “Türk dili” üzerindeki oyunlarına gelinerek “dil tahripçiliği”ne zemin hazırlandığına, “İslâmî kelimelere” gereken hassasiyetin verilmediğine şâhid oluyoruz…
 Diğer 9 bölümün konu başlıkları ise şöylece sıralanmış:       -Yaratılış ve İnsan,
 -Dünyayı Yöneten Güçler,
 -İslam Birliği Davamız,
 -Kıbrıs Davamız,
 -Medeniyet Davamız,
 -Maarif Davamız,
 -Sanayi Davamız,
 -Adil Düzen Davamız,
 -Son Söz
 5. sayfadaki “Giriş” bölümünde; ya yayınevinin veya yazarın alışılagelmiş bir tanıtım/takdimini okuyacağımızı sanırken karşımıza, rahmetli Erbakan Hoca'nın kendi ağzından “Hayat Hikâyesi” çıkıyor.
 Bunu da “Nerede?..”, “Ne zaman?..” yazdığı veya kime/kimlere söylediği; çok ama çok önemli olmasına rağmen, gerek yazının başında gerekse sonunda bir açıklama bulunmaması ve gerekse herhangi bir “dipnot”da olmaması sebebiyle,  maalesef anlamak mümkün değil…
 Peki, oldu mu ya?!.. Yazının içinde verilen bilgilerden birinde (sy: 12), milletimizin “70 milyon” olduğundan bahsedilmektedir;  demek ki bu târih 2006-2007 öncesine ait, diye muhakeme yürütmek zorunda kalıyoruz. (112 ve 117. sayfalarda ise bu defa nüfus, 75 milyon olarak karşımıza çıkıyor.)
 Peki!.. “Siyâsi/târihi bir şahsiyetin; söylediklerinin, yazdıklarının yer ve zaman belirtilerek kayıt altına alınmasının ne kadar önemli olduğu bilinmiyor mu da böylesine lâkayt bir tavır sergileniyor?..” diye düşünmekten de maalesef kendimizi alamıyoruz…
 Daha önceki köşe yazılarımızda da belirttiğimiz Üstâd Gazeteci-Yazar Mehmet Şevki Eygi  gibi; “Agop” ve “Ataç”ın güzel Türkçemizi âdeta zehirlediği ve onların “sözcük” dediği kelimelerden olan “oluşmak”, “tüm”, “nedenle (sebep yerine), “koşul”, “aşama”, “oluşturmak” ve “amaç”la karşılaşıyoruz…      
  Sonraki bölüm olan “İslam Davamız”da ve arkasından gelen “Dünyayı Yöneten Güçler”de de bu “sözcükler”e ilâveten; “ortam”, “ilişki”, “zorunlu”, “örneğin”, “doğal”, “varsayım”, “birey”, “tarımsal”, “yöntem” ve “özen” gibi “uydurukcalar”ın,  O'nun;  o güzel hitâbetini bozduğunu görerek şaşırıyor ve her iki bölümde de diğerlerinde olduğu gibi, yer ve târih belirtilmediği için, kontrol imkânı bulamadığımızdan (muhtemelen) bunların, yayına hazırlayanların gayretkeşliğinden kaynaklandığını düşünüyoruz…     Hatta bu noktada; “Üstâd Gazeteci-Yazar M. Şevket Eygi”nin 02.01.20014 günlü “Millî Gazete”deki “Takvimden Yapraklar” isimli köşesinde “Risale-i Nurları Sadeleştirenler…” başlığı altında ifâde ettikleri bir uygulamanın, aynen “Prof. Dr. Necmettin Erbakan”ın sohbetlerine, beyânatlarına ve yazılarına da tatbik edildiğine dikkat çekmiş ve O'nun  “…Üstad Bediüzzâman sadece dinî hizmetler etmemiş, kültür ve lisan yönünden de büyük hizmetler etmiştir. Risale-i Nurlar, zengin yazılı edebî Türkçeyi yaşatıyor ve koruyor. Bugünkü birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz.           Agop Martayan'ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslamî eğitim olmaz, İslâmî kültür olmaz, İslâmî ilerleme olmaz.”  sözlerini, burada özellikle hâtırlatmak istiyoruz…        Sonraki bölümlerde de maalesef bu “sözcükler”e ilâveten “amaç”, “görkemli”, “sorun”, “zorunluluk”,  “örgüt”, “öneri”, “aşama”, “konuk”, “yanıt”, “bilinç”, “toplumsal”, “kanıt”, “karşın”, “öngörü”, “onur”, “bünyesel”, “evrensel” gibi “uydurukcalar”la karşılaşıyoruz…       Gelelim hatâlı ifâdelere: Daha önceden de belirttiğimiz gibi, eserin 12. sayfasında, ülkemiz nüfusunun “70 milyon” olduğundan bahsederken 112 ve 117. sayfalarda bu rakam “75 milyon” olarak karşımıza çıkmaktadır ki, birinci konuşmanın “zamanı” verilmediği içindir ki, sonraki konuşmalarında bu sayı dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, 105. sayfada “yeryüzündeki 6 milyar insan”dan bahsedilmektedir ki, son yıllarda bilinen bu nüfus 7,5 milyar olmuştur. 103. sayfada “Türkiye'nin dış borcu… bugün 480 milyar dolara ulaşmıştır” derken son yıllar îtibâriyle gelinen 600 milyar seviyesinden çok uzak kalmaktadır. Dolayısıyla “konuşma zamanı”nın “dipnot” şeklinde verilmemesi, bu tereddütleri artırmaktadır.     Eserin 87. sayfasındaki bâzı “Tevrat” ifâdeleri, “Muharref Tevrât” veya “Tahrif edilmiş/Tahrifata uğramış Tevrât” şeklinde mutlaka düzeltilmeli veya (  ) şeklindeki parantez içi ile açıklanmalı idi. Aynı durum, 92 ve 96. sayfalar için de söz konusudur.         Eserin 83. sayfasında başlayan 3. Bölüm olan “Dünyayı Yöneten Güçler” başlığı altında verilen, rahmetli Erbakan Hoca'nın konuşmasında da, diğer bölüm sonlarında olduğu gibi yine yer ve zaman, yayıncılar tarafından belirtilmemiş. Millî Gazete yazarlarından Sayın Prof. Dr. Burhanettin Can'ın 24 Ocak 2014 günlü makâlesinde verilen bilgilerin aynen bu konuşmadan alındığını, dolayısıyla da Sayın Can'ın açıklamasından bu konuşmanın 2011 yılında gerçekleştiğini öğrenebiliyoruz.       

  NETİCE-İ KELÂM: Başta, “Millî Gazete Ankara Kulübü”nün teşkili olmak üzere bu eser yeniden gözden geçirilerek “Kapak resmi”nin nerede ve ne zaman çekildiğinden başlamak suretiyle, Albüm bölümü hariç her bir bölüm konuşmasının “nerede, ne zaman ve kimlere” yapıldığı mutlaka belirtilmeli, eserin adı da yeniden yazılmalıdır…            Diyoruz ve bunu mübârek Hocamız'ın dîne, ilme ve târihe verdiği onca değere rağmen eserlerine ve şahsına karşı gösterilmesi gereken saygıda kusur edilmesi sebebiyle; bir “kültür ve sanat adamı” sıfatıyla “Millî Görüş” ideâli adına, “Davam” adlı esere karşı,  bir “münekkid gözüyle” dâvacı olduğumuzu belirtmek istiyoruz…                         

 Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim