• BIST 105.964
  • Altın 163,264
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • Samsun 10 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 12 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

“DAVAM” KİTABI “2. BASKI”YA GİRERKEN/5

Ali Kayıkçı

*  “Allahü teâlâ Peygamberini hidâyet ve hak din İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dînini diğer dinler üzerine üstün kıldı. (Muhammed aleyhisselâmın hak) peygamber olduğuna şâhid olarak Allah yeter.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Fetih Sûresi, âyet: 28)  
*   “Ey Rabbimiz!.. Eşlerimizden, gözümüzün nûru olacak kimseleri  (genç nesli) bizlere ihsân eyle!..”                                        (Kur’ân-ı Kerîm; Furkân Sûresi, âyet 74)                                                                                                                       
 *  “Şânım hakkı için, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şân ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?..” (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 10) 
* “Oku o yaratan Rabbinin adıyla!.. Oku, o keremine nihayet olmayan Rabbindir, kalem ile yazmayı öğreten O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumamazlık etme!..  Çünkü insan,  muhakkak azgınlık eder.” (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1, 3-6)
*   “Bir zaman gelir ki, İslâmiyet’e yapışmak, elinde ateş tutmak gibi güç olur.”, “El-Küfru milletun vâhide (Küfür tek millettir)” , “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır...”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)  
*  “Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”  (Hz. Ali “r. anh”)
 * “Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”  (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)   
 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”   (Fâtih S. Mehmet)                         
*    “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” ( Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi; Eyüp/İstanbul, 1911- Eyüp/İstanbul, 2001)                          
*  “Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”   (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)
*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”   (Suut Kemâl Yetkin)                                                                         
*   “Öğretim müfredatlarına kendi tarihimizi kötülemek, yok farz etmek, küçük göstermek için her şeye koyduk. Batı’nın yetersiz dünya görüşüne özenen şahsiyetsiz, mukallit, cüce, suni hedefler önümüze kondu. Kültür ve irfan işgalcilerinin ev sahibi olduğu, hakiki ev sahibinin ise kendi fikrî evine yabancılaştığı bir hava doğdu. Evlatlarımız, millî şuur ve şahsiyetten uzak kaldı.  Bugün ilkokul birinci sınıfta alfabe, ‘Kaya uyu, uyu, yat uyu’ diye başlıyor. Bizim kuracağımız yeni maarifte çocuklara her şeyden evvel kâinatın Yaratıcısı tanıtılacak ve ondan sonra ‘Kaya uyu, uyu, yat uyu’ yerine ‘Mehmet kalk, uyan, çalış!’ denilecek. Millî Görüşçü Eğitim Sistemi’nde, ahlak ve maneviyat esas olacaktır. Büyük ve şanlı tarihimle iftihar eden, mazisine bağlı, anane ve örflerini muhafaza eden, her türlü taklitçilikten uzak, yeni nesilleri yetiştirmek olacaktır. Böylece bugünkü maddeci ve renksiz eğitim yerine gerçek millî eğitim kurulacaktır.”  (Prof. Dr. Necmettin Erbakan)

S
aygıdeğer Okuyucularımız!..
“Maarif Davamız” başlığı altında, eserin 179-183. sayfalarında yayınlanan bu bölümde; rahmetli “Erbakan Hoca”,  eğitim sistemimizin târihçesi hakkında bilgiler verdikten sonra mevcut “durum”a dikkat çekiyor ve yukarıda “serlevha” olarak sunduğumuz tespitlerde bulunup hedefleri tayin eyliyorlar…
5 sayfa gibi oldukça az görülen bir bölüm hâlinde burada eğitimin; “mazi” ile “hâl” ve “ati” si bir güzel özetlenerek bir milletin olmazsa olmaz’ı olan temel konularda çok önemli açıklamalarda bulunmuşlardır:
“Çocuklarımız 15 sene okudukları hâlde edep, iffet, hayâ kelimelerini duymuyorlar. Helal nedir, haram nedir bilmiyorlar. Evlatlarımızı vatana, millete yararlı çocuklar yapmak istiyorsak eğitim sistemini baştan sona yeniden kurmalıyız. Ülkemizi birtakım taşkınlık hareketlerinden korumak için de okullarımızda evlatlarımız önce Allah diyerek derslerine başlamalıdır. Aksi takdirde helal, haram, ahret, hesap günü nedir evlatlarınıza öğretmezseniz istenmeyen sonuçları engelleyemezsiniz. Eğitimde şuur olursa, ailede huzur olur.”
“Ermeni” ve “Dönme” târihçi ve yazarların kaleminden çıkmış “Ders Kitapları” ve “millî”si kaybettirilmiş idarecilerin yönetimindeki “Materyalist Maarifçiler”in şekillendirdiği “Eğitim-Öğretim Hayâtımız”, maalesef bir asra yaklaşan bir süreden beridir yukarıdaki esaslardan ayrıldığı içindir ki “teklemekte”, ara-sıra onu birileri biraz olsun “iteklemekte” ise de, pusulası bozuk bir gemi gibi, fırtınalı denizde; bırak yol almayı, ha hattı-batacak bir durumda “bodoslama” seyreylemektedir… 
Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz:
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…                                         * - * - * - * - * - 
“Mehmet; kalk, oku sen!” demek var iken; 
“Uyu Kaya uyu!”, kimin isteği?..
Eloğlu okulda, tohum atarken…
Bizde niçin ilim-irfân kösteği?..
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…

“Batı!.. Batı!..” diye, yıllarca battık;
Onlar çalışırken, biz keyif çattık; 
Kahvehânelerde, zarları attık…
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
Bilcümle suçları, “dede”ye attık…

“Dede”min yazısı, eski’ymiş dedik; 
“Kızıl Sultan” devri, baskı’ymış dedik; 
“Londra Dolması”ndan, yedikçe –yedik…
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
Îtikâd bozuldu, ahlâkta gedik…

“Dede”miz “cahil”miş, biz “aydın”ız ya; 
“Yemek-içmek” asıl, gerisi rüyâ; 
“Çal-çağır-eğlence, Gezi’lik dünya!..”
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
“Çâre solcu görüş”, ütopik hülyâ!..

“Günâh-sevâb” nedir, yabancı ona; 
“Edeb-hayâ” sorma, “uzak” der bana; 
“Millî” varken yakın durur yabana…
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
El’lerin hayranı, şaşı vatana…

“Şahsiyetsiz nesil”, “mukallîd kafa”;
“Kıble” nedir bilmez, kör o tarafa; 
“Oku Yâsîn!” dersin, kaldırır rafa…
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
Sen “Cennet” dedikçe, bakar Arâf’a…

Ne bir “hedef”i var, ne bir “gâye”si; 
“Gününü gün etmek”, tek “sermaye”si;
“Besmelesiz” herhâl, “nesil maya”sı!...
Kalkınan var mıdır, genci yatarken…
KAYIKÇ’Ali sorma, “edeb-hayâ”sı… 
                            (Devam edecek)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim